Yazıldıkça harekat gecikiyor

İki gündür Ankara’da yüksek rütbeli komutanlarla görüştüm,

Tahmin edebileceğiniz üzere, konumuz terördü,

Genelkurmay, son bir kaç haftadır yazılıp çizilenlerden rahatsız,

Bu rahatsızlık çok boyutlu,

Öncelikle, “Sınır ötesi harekat” goygoyculuğuna tepkililer,

Sohbet ettiğim iki komutan da, “Bizi alelacele bir sınır ötesi harekata zorlamaya yönelik yayınlar yapılıyor, Halkta bu yönde bir beklenti oluşturuluyor, Bunun kötü niyetle yapılmadığını biliyoruz ama iyi niyetle bile olsa sonucu iyi olmuyor, Sınır ötesi veya sınırlarımız içinde bir harekatın zamanlamasını bizden daha iyi bilecek bir kurum var mı? Çok boyutlu değerlendirmeler yaparak, zamanlamayı biz belirleriz, En iyi, en etkili sonucu alacağımız zaman bu harekatı yaparız, Ama şurası kesin ki, bu yayınlar, bu şekliyle sürdüğü müddetçe sınır ötesi bir harekat yapmayız”

Bir gazeteci olarak basını savundum,

“Dediğiniz gibi bunlar kötü niyetli yayınlar değil, Ama halkta bir beklenti var, Basın bunu seslendiriyor” dedim,

“Halkta bir beklenti olabilir, Bu hassasiyet olumlu bir şeydir, Ama bu beklentinin dozunu arttırıp, tabir yerindeyse körükleyip sonra da bunun üzerinden gazetecilik yapmak doğru değil, Sakin olmak lazım, Biz bu terör belasıyla 84’ten beri  savaşıyoruz ve daha da savaşacağız, Bize güvenin, En doğrusunu, en doğru zamanda yaparız”  dediler,

Anladığım kadarıyla yazılanların, sınırın öteki tarafını alarma geçirmesinden ve bu şartlarda yapılacak bir harekatın sonuçlarını sınırlı kalma olasılığından rahatsızlar,

Bu arada dünkü Akşam Gazetesi’nde yayınlanan fotoğrafın Genelkurmay’da yarattığı rahatsızlık da çok büyük,

“Terör örgütünün propagandasından başka hiç bir anlamı yok, Teröristler kendi sitelerene koyuyorlar, Propaganda için, Biz de ise gazetenin birinci sayfasında, PKK’dan başka kime ne faydası varsa”

 

 


Asteğmene Madalya

Konuştuğum komutanlara bazı kesimlerde askere yönelik eleştirilerin olduğunu, özellikle bölgeye giden askerlerin eğitimlerinin yetersiz olduğu yönünde eleştiriler getirildiğini ve bölge için profesyonel bir ordu kurulmasının tartışıldığını hatırlattım,

Yanıt hayli sert oldu:

“Askerin eğitimini gösterdik, Gazetecileri Isparta’ya götürdük, gezdirdik, Böyle bir şey söz konusu değil,”

Komutanlardan biri son olaydan örnek verdi ve şöyle dedi:

“Bakın son olayda gözlerden kaçan bir şey var, Bölüklerden birinin başında bir asteğmen var, Sonuna kadar aslan gibi çarpışmış ve PKK’lılara püskürtmeyi başarmış, Hiç zayiat vermeden hem de, Sadece bir yaralısı var, Kendisi başta bütün bölüğü aslanlar gibi savaşmış, O da bir asteğmen, Bakın orada insanlar savaşıyor robotlar değil, İnsan olunca hata da oluyor, kahramanlık da, O asteğmenimiz de aynı eğitimden geçti, İnsan faktörü önemli, Herhalde o asteğmene bir madalya takacağız,”

Komutanların eğitimle ilgili bir soru işareti olmadığı kesin,

PKK ile yürütülen mücadelenin en üst noktaya vardığı dönemlerde bölgede en üst düzeyde görev yapmış olan komutan “Bölge şartlarını, çatışma alanlarını bilmeden yazmak çok kolay, Siz bölgeyi, şartları biliyorsunuz, Bilmeyenleri bir gün götürelim ve bir dağa çıkaralım, Gördüğünüz gibi burası temiz bir bölge, Ama bazı yerlerde PKK’lılar saklanmış olabilir diyelim, Bacakları titrer, altına kaçıran bile olabilir,” diyor, 

 

 


PKK Kaç Kişi?

Komutanlara, PKK’nın şu andaki gücünü sordum,

Fazla değişen bir şey olmadığını söylediler,

“1990’larda yaklaşık 5 bin 500 kişiydiler, Şimdi de 5 bin kadarlar, Büyük bir gerileme yok, Tabii eski durumları da yok, Moralleri çok bozuk, Bir kaç ay önce bunlara büyük zayiat verdirdik, Kendi telsiz konuşmalarından 30’a yakın ölülerinin olduğunu duyduk, Bu şu anlama  geliyor, En az iki misli ölüleri var, Çünkü moralleri bozulmasın diye sayıyı hep düşük göstermek isterler, Bizim topladığımız ölü sayısı 30’a yakında, Yanlarında alıp götürdükleri de bir o kadar var, Lider düzeyinde kayıplar verdiler, Zaten son haftalardaki hareketliliğin nedeni de o kayıpları, Moralleri çabuk bozuluyor artık, 1990’larda kayıpları umursamazlardı, Artık hızla çöküyorlar, Bu kayıpların ardından saldırmaya başladılar, Saldıracaklar, Biz ed gereğini yapacağız”

Nereye kadar diye sordum,

“Sonuna kadar” dedi,

“25 yıldır kesintisiz savaşıyoruz, Apo’nun yakalanmasından sonra kısa bir sessizlik oldu, Ama biz o zaman da durmadık, Son 4-5 yılda yeniden hareketlendiler, Dışardan yönlendiriliyorlar, AB ülkelerinde yaptıkları toplantıların tutanakları geliyor önümüze, Kimden güç aldıklarını, hangi sözleri aldıklarını hep biliyoruz, Bu iş yıllarca sürebilir, Bizim de görevimiz bu, Biz de sürdürürüz, Şimdiki niyetleri açık, Türk halkının moralini bozmak, Nereye kadar dedirtmek, Değer mi dedirtmek, Siyasi planları bu, Bilmeleri lazım ki, biz gerekirse 100 yıl daha bu mücadeleyi sürdürürüz,”

 

 


Irak’a Ambargo

Çok üst düzey bir komutana “Irak’a yönelik ambargo uygulanması, elektriğin kesilmesi önerileri var, Uygun mudur?” diye sordum,

“Bence doğru yaklaşımlar değil” dedi ve anlattı:

“Bizim hedefimiz Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt halkı değil, PKK ve onun destekçileri, Biz oradaki halka 1990’dan beri yardım ediyoruz, Onların bizimle bir sorunu yok, Hatta geçmişte bölgede sevgi ve saygı görürdük, Daha önce Kuzey Irak’a yapılan bir operasyonun komutanlığını yaptım, 40 bin askerle içeri girdik, Yerel halktan kimseye bir zarar vermedik ve alkışlandık, O halkı aleyhimize çevirmenin alemi yok, Ambargo orada bize karşı bir antipati oluşturur ve bir işe yaramaz, ama PKK destekçilerine ambargo yapılmalı, Gelir kaynakları kesilmeli, Bunun yöntemleri var, Ama Kuzey Irak halkına acı çektirmenin bir alemi de yok, Ayrıca elektrik kesintisi yapalım lafları da komik, Orada 1400 megawatt enerji tüketiliyor, Bizden giden sadece 250 MW”

 

 


ÖZÜR

Sevgili okurlar, internet bağlantılarımdaki sorunlar nedeniyle zaman zaman yazılarım geç yayınlanmaktadır, Gecikme için özür dilerim

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Yüz verilen delinin ne yaptığını unutmadığımız zaman

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Erişilebilirlik Araçları