Hayat zaten bir dans

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bağdat yolunda gazetecilerle sohbet ederken Kuzey Irak’taki Kürt özerk bölgesi için "Kürdistan" dedi,

Kürdistan’ı duyan gazeteciler sordular "Kürdistan mı dediniz?" diye, 

Gül de "Evet öyle dedim, Anayasalarında öyle diyorlar" dedi,

Türkiye’nin resmi söyleminde önemli bir değişiklikti,

Kürdistan’ı "casus belli" (savaş nedeni) sayan bir politikadan, Kürdistan’ı en üst düzeyde telaffuz eden bir politikaya dönülmüştü,

Gül’ün "Kürt meselesinde yakında güzel şeyler olacak" dediği hatırlandı bu cümleyle,

Gazeteler konuyu büyüttüler,

Biz birinci sayfadan duyurduk, Büyükçe,

Manşet bile yapabilirdik ama güvenemedik,

Kendimize değil, sözün sahibine,

Ama Hürriyet ve Taraf 1, sayfadan dev başlıklarla duyurdular,

Taraf Cumhurbaşkanı Gül’ün tabuları yıktığını ilan etti,

Ne var ki, dün Köşk’ten bir açıklama geldi,

Gül "Kürdistan" demediğini açıkladı,

Herkes yanlış duymuştu, Güldük tabii,

Tabu bazılarının başına yıkılmıştı,

Ve galiba Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan arasındaki en büyük fark da buydu,

Yanlış veya doğru, Sözün arkasında durma farkı,

Aklıma Gül’ün konuk olduğu Güneri Civaoğlu programı geldi,

Gül orada "Hayat zaten bir danstır" demişti,

Anlaşılan hayli kıvrak bir dansmış,

 

 


RSDDK geliyor

Dün Devlet Bakanı Nazım Ekren geldi, Hayırlı olsuna,

"Geç kaldım kusura bakmayın ama çok yoğundum, G20 zirvesine hazırlanıyoruz, Obama’nın ziyaretinin hazırlıkları derken geciktik" dedi,

Sonra da gazetemizin satış rakamlarını merak etti,

"Günlük ortalama 300 bini geçtik, Yaklaşık 304 bin günlük ortalamaya oturduk" dedim,

Şaşırdı,

İnanmakta zorlandı,

Pek çok kentte birinci gazete olmamız da Nazım Ekren’i şaşırttı,

Sonra haliyle konu ekonomiye geldi,

2001 krizinden sonra denetimi sıkı kurallara bağlanan bankacılığın yurtdışından gelen dalgadan daha az etkilendiğinden bahsederken Nazım Ekren çok ilginç bir çalışmadan söz etti,

Hükümet reel sektör için de, aynen BDDK gibi düzenleyici görev üstlenecek bir yapı üzerinde çalışıyormuş,

Çalışmanın amacı, bir düzenleme ve denetleme sistemi oluşturup, özel sektörde sektörlere göre yapılanmayı hazırlamak, bazı sektörlere gereksiz girişleri engellemek, gereğinden fazla rekabetin oluşmasını ve bunun ülke ekonomisinde özellikle de ihracatta sıkıntı yaratmasının önüne geçmek, bölgelere göre pilot sektörler belirleyip yönlendirmeler yapmak, ihtiyaç duyulan alanlarda yatırımları özendirici tedbirler almak, gereksiz sektörlerde yatırımları engellemek veya zorlaştırmak gibi önlemler,

İlk bakışta bunlar serbest piyasa anlayışı ile bağdaşmıyor gibi görünebilir,

Ancak bence makul, Çünkü alabildiğine serbest bir piyasının nelere mal olduğunu bugün dünya ölçeğinde görüyoruz,

Rekabet mutlak bir gereklilik,

Ne var ki, rekabet fazlalığı sektörlerin yaşamasının önünde bir engel de olabiliyor,

Ortaya çıkan dehşet zararlar, kamunun ve halkın üzerine biniyor,

Çalışma bu nedenle  çok önemli,

Nazım Ekren’e "BDDK gibi bir Reel Sektör Denetleme ve Düzenleme Kurulu mu düşünüyorsunuz?" diye sordum,

"Hayır, Şimdilik düşüncemiz bu değil, Daha çok mevcut Rekabet Kurulu’nun görev alanını yeniden tanımlamak ve buna göre yetkilendirmek şeklinde bir çalışma olabilir, Rekabet Kurulu sadece şikayete dayalı rekabet soruşturmalarını değil, daha başvuru aşamasında bazı denetimleri yapabilir" dedi,

Bu çalışmanın önündeki tek engel, reel sektörle ilgili elde yeterince veri olmaması,

Sanayi Bakanlığı bir envanter üzerinde çalışıyor,

Bakan Ekren, bu  tamamlanıncaya kadar bankaların elindeki zengin veri arşivinden faydalanabilecekleri kanaatinde,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
İyi günlerdeki kârlarımızın en azından bir bölümünü kriz zamanında gözden çıkarabildiğimiz zaman

Erişilebilirlik Araçları