Hasan Abim beni niye öptü?

Hasan Cemal, PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan ile Kandil Dağı’na giderek bir röportaj yaptı,

Röportaj dizisini büyük bir merakla okudum,

Doğrusunu isterseniz, merak ettiğim röportajın içeriği değildi,

PKK elebaşının neler diyeceğini üç aşağı beş yukarı tahmin ediyordum,

Nitekim tahmin ettiklerimin hepsi doğru çıktı,

Karayılan’ın, Hasan Cemal’e anlattıklarında benim açımdan yeni tek bir kelime yoktu,

Örgütün yayınlarında, internet sitelerinde, Roj TV’deki konuşmalarında ne söyleniyorsa onlar tekrarlandı,

Kelimesi kelimesine,

Hatta bundan 12 yıl önce konuştuğum Abdullah Öcalan’ın söyledikleri bile neredeyse aynı sözlerdi,

Benim açımdan söylenenler değil, söyleniş zamanı ve söylendiği yer ilginçti ve yeniydi,

Karayılan’la Hasan Cemal dışında bir isim, başka bir zamanda böyle bir röportaj yapsa yer yerinden oynar, kıyamet kopardı,

Terör propagandası yapıldığı iddiasıyla davalar açılır, siyasetçiler ortalığı birbirine katar, özellikle bazı kesimler Milliyet’i ve Hasan Cemal’i yaylım ateşine tutarlardı,

Zaten "normal bir zamanda" Hasan Cemal böyle bir röportaj yapmaz, o yapsa da Milliyet Gazetesi böyle bir röportajı yayınlamazdı,

Sadece Milliyet değil, PKK’ya yakın bir iki yayın organı dışında hiç kimse böyle bir röportajı yayınlayamazdı,

Röportajdan benim çıkardığım sonuç şudur,

Kimse alınmasın, gücenmesin ama Hasan Cemal, bu röportajı "özel bir arzu" üzerine yapmıştır diye düşünüyorum,

Bunun devletin çok üst kademelerinden yapılmış bir yönlendirme olabileceği inancındayım,

Hasan Cemal’in bunu yapmış olması bir ayıp mıdır?

Bence değil,

Dünyanın başka ülkelerinde de gazetecilerin zaman zaman böyle yaklaşımları olur, olmuştur,

Bence Hasan Cemal’in Kandil ziyareti ve Karayılan röportajı Cumhurbaşkanı Gül’ün "Güzel şeyler olacak" açılımının adımlarından biridir,

Böyle değerlendirilmelidir,

 

 


Böyle çözüme hazır mısınız?

Hasan Cemal’in Karayılan röportajını böyle değerlendirdikten sonra "Kürt meselesinde güzel şeyler olacak" diyen Cumhurbaşkanı’nın planlarının ne olduğunu bilmeksizin bazı gerçeklere değinmekte fayda var,

Dün arabuluculuk için önerilen isimlerden emekli büyükelçi İlter Türkmen’e de söylediğim düşüncelerimin bazılarını aktarmakta fayda görüyorum,

PKK’nın dağdan indirilmesi ile ilgili olarak bazı çözüm önerilerinden söz ediliyor,

Bu sorunu başlangıcından bu yana çok yakından takip eden biri olarak söylüyorum ki, PKK’nın dağdan indirilmesinin, PKK ve ona yakın legal siyaset yapanlara göre tek bir yolu var,

Bunun ötesindeki yollar ve tartışmalar sonuç getirmeyecektir,

Bu yol da şudur,

Öncelikle Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan , normal bir cezaevine nakledilmesi ve ardından PKK’lı teröristleri kapsayacak "Koşulsuz bir af" talebi vardır,

Bunu PKK’nın yayın organlarını takip eden, DTP’lilerle konuşan herkes bilir,

Bu yapılmadan PKK dağdan inmez,

Mesele bununla da sınırlı kalmaz,

Bir sonraki aşamada talep edilecek olan Abdullah Öcalan’ın affedilmesi ve haklarının geri verilmesi olacaktır,

Bu elbette kısa sürede olmayacaktır ama arkasından gelecek talebin bu olacağı kesindir,

Bu söylediklerimin dışında bir çözüm, benim görebildiğim kadarıyla mevcut değildir,

Peki Türkiye böyle bir çözümü kabul eder mi?

Orada çok ciddi kuşkularım var,

Türkiye’de, DTP dışında hiç bir siyasi partinin böyle bir çözümün parçası olabileceğini zannetmiyorum,

Bunun siyasal ve toplumsal bedelini ödeyecek bir siyasetçi görmedim, tanımıyorum,

"KÜrt meselesinde güzel şeyler olacak" cümlesine katılıyorsanız, bu yazdıklarımı kabul ediyor olmanız gerek,

Benim gördüğüm kadarıyla bugün için başka bir yol yoktur,

 

 


Plaka yakışmış ama Emniyet ne der?

Ali Ağaoğlu’nın sadece vergi konusunda değil, başka konularda da kamu düzenini pek takmadığını gördük,

Ağaoğlu’nun otomobillerinin fotoğraflarını yayınlarken bir şey dikkatimizi çekti,

Ünlü müteahitin önünde poz verdiği otomobillerden ikisi aynı plakayı taşıyordu,

Garajda duran Bentley ile Boğaz’da gezdiği Rolls Royce’ın plakaları 34 AGA 60’tı,

Bazen taksilerde böyle bir durum oluyordu ama medyatik müteahitlerin aynı palakalı bir kaç araca sahip olduklarını pek görmemiştik,

Çünkü yasal olarak iki aracınaynı plakayı taşıması mümkün değildi,

Emniyet’ten aldığımız bilgi bu plakanın aslında Bentley’e ait olduğu yönündeydi,

Biz tam bunu haber yapacakken Ali Ağaoğlu’nun Rolls’u be kez 34 AGA 31 plakayla karşımıza çıktı,

Palaka Ağaoğlu’na yakışmış ama durum yakışıksız,

Şimdi İstanbul Trafik Şube Müdürlüğü’nden bir yanıt bekliyorum,

Acaba ben de istediğim otomobile canımın çektiği bir plakayı takıp dolaşabilir miyim, yoksa bu işin bir yasası, bir kuralı var mı?

Eğer varsa kural kişinin zenginliğine göre esneyebiliyor mu?

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Sonradan görmenin oğlu olmanın eksikliği baştan kabullenmek olduğunu anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları