Hadi bütün dokunulmazlıkları kaldırın

Ne dedik dün,

"Bazıları Cumhurbaşkanı’nın yasanın bu bölümünü veto edeceğini düşünüyor, söylüyor, Bence bu mümkün değil,"

Dediğimiz gibi oldu,

Ben "Bir gece vakti imzalanır" demiştim, bir tek orada yanıldım,

Cumhurbaşkanı Gül, Genelkurmay Başkanı’na diğer bürokratların sahip olduğu yasal korumayı kaldıran yasa değişikliğini aynen onayladı,

Televizyonları izliyorum, "Şerh koydu" diyorlar,

Koyulan şerhin hiçbir hukuki değeri yok,

Cumhurbaşkanı’nın koyduğu şerh, sadece bir tavsiye niteliğindedir,

Eğer ciddi bir şerh olsaydı zaten öyle olmazdı,

Yasanın o maddesi ayrılır ve sadece o bölüm Meclis’e, "Bu düzenlemeyi değiştirin" diye geri yollanırdı,

Şerh ise "Ben böyle düşünüyorum ama size kalmış, İster yapın, ister yapmayın" demekten başka bir anlam taşımaz,

Yani Cumhurbaşkanı Gül’ün oraya şerh koymasıyla, bu konudaki fikrini Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a telefonla söylemesi arasında zerre kadar bir fark yoktur,

Peki bu onay kötü mü olmuştur?

Bence hayır,

Dokunulmazlıkların, yasa önündeki ayrıcalıkların her türlüsüne karşı olan biri olarak bu durumu destekliyorum,

Ama bir şartla,

Diğerlerininkini de, yani tüm bürokratlarınkini de kaldırmak şartıyla,

Ve tabii bütün siyasetçilerin de "kürsü dokunulmazlığı" dışındaki dokunulmazlıklarını kaldırmak şartıyla,

Yoksa Genelkurmay Başkanı’nı günah keçisine çevirerek değil,

 

 


Çubukçu’nun dediği gibi olursa olur

MİLLİ Eğitim Bakanlığı’nın "mülkü değerli" okulları satma hazırlığında olduğunu dün manşetten duyurunca ortalık karıştı,

Ankara’da, bakanlıkta ilk tepki şöyle olmuş: "Üç kişinin bildiği bu konu nasıl olur da HABERTÜRK’ün manşetine çıkar,"

Ardından da peş peşe açıklamalar,

Bir açıklama Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, bir açıklama Milli Eğitim Bakanı’ndan, bir açıklama İstanbul Valiliği’nden,

Açıklamalar muğlak,

Haberimizi yalanlamaya çalışırken bir yandan da teyit eden ifadeler,

Bakanlık, "Böyle bir çalışma yoktur ama olsa bile tarihi okulları kapsamamaktadır" diyor,

Bakan Çubukçu, "Ben burada oturduğum müddetçe tarihi okullar satılamaz" diyerek şahsi garanti veriyor,

Valilik ise açıklamasında, "Henüz tam karar verilmedi, Çalışmalar yürütülüyor" demeye getiriyor ve bu işin "ihaleyle" yapılacağını belirtiyor,

Sonuç olarak biri "Yoktur" diyor, biri "Vardır ama daha hazırlıklar tamamlanmadı" diyor, biri ise "Ben buradayken tarihi okullar satılamaz" diyor,

Bu açıklamalardan benim anladığım şu:

Milli Eğitim Bakanlığı, "Böyle bir şey yoktur" deyip, ardına "Olsa bile"yi ekleyerek kısa süre sonra ortaya çıkacak bir duruma hazırlık yapıyor,

Valilik bu işle ilgili HABERTÜRK’ün elindeki belgelerin neler olabileceğini anladığı için "Hazırlık var ama tamamlanmadı" savunması içinde,

Bakan Nimet Çubukçu ise "Tarihi okulları sattırmam" diyerek tepkiyi önlemek istiyor,

Ben fikrimi yazayım,

Bu projenin yanlışları da var, doğruları da,

Akmerkez’in karşısında, İstanbul’un en değerli yerlerinden birinde son derece çirkin bir yapı olarak duran Otelcilik Meslek Okulu’nu uygun bir paraya satmak doğrudur,

Hatta onun hemen yanında, benzer değerde bir arazide bulunan Polis Okulu’nu da satılacaklar listesine eklemek gerekir,

Fenerbahçe Stadı’nın yanındaki lise nasıl belirli sayıda okul yapımı karşılığında devredildiyse, bu şekilde değerlendirilecek başka okul binaları da olabilir,

Vali Güler’in "Okul yapacak arsa bulamıyoruz, Bu satışlardan elde edilecek parayla okul arsası temin edeceğiz" sözü haklı olabilir,

Ama bir Kabataş, bir Pertevniyal, bir Kandilli Kız Lisesi, bir Beşiktaş Kız Lisesi bu kapsamda değerlendirilemez,

Bu yüzden Bakan Çubukçu’nun "şahsi teminatını" önemsiyorum,

Tarihi okullara dokunulmayacaksa bu iş doğrudur,

Aksi takdirde sonuna kadar karşısındayım,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Yasalar önünde de arkasında da herkes eşit olduğu zaman.

Erişilebilirlik Araçları