İhanetle kahramanlık çizgisi

ABD’li bir think-tank kuruluşu, Kuzey Irak Kürtlerinin yüzünün Türkiye’ye dönük olduğunu ve uzun vadede Musul ile Kerkük petrollerinin Türkiye’nin kontrolüne geçeceğini belirten bir rapor hazırlamış,

Bizim yıllardır yazıp söylediklerimizin orada da anlaşılmış olması olumlu gelişme,

Herkesin bu durumu görüp oyun planını buna göre yapması lazım,

Yıllardır, defalardır yazıyorum,

Kuzey Iraklı Kürtlerin ve Türkmenlerin, Irak’la hiçbir bağlantısı yok,

Dil birliği yok, ırk birliği yok, din birliği yok,

Kuzey Irak aslında Türkiye’nin aşağı doğru giden bir uzantısı,

Hep söyledik, bölgenin geleceğinde burası Türkiye ile daha yakın olacak diye,

Bunun en somut fırsatı, 90’ların ortalarında Tansu Çiller ve çevresindeki vizyonsuzlar nedeniyle harcandı,

Ancak suyun doğal akışını engellemek mümkün olmadığı için, su yine yoluna akacak,

Kuzey Irak, Türkiye’ye doğru dönecek,

Bunun kaçınılmaz bir durum olduğunu görüp ona göre davranmak ve cesur olmak gerek,

Bu birleşmenin nasıl olabileceğiyle ilgili onlarca farklı teori üretilebilir,

Büyük bir devletsek, ki öyle olduğumuz kesin, bu teorilerden korkmamak, her türlü olasılığı bölgenin ve bölgedeki toplumların huzuru ve zenginliği açısından ele almak, en uç projeleri bile ihanet damgası vurmadan tartışabilmek gerekiyor,

Bir örnek vermek gerekirse; Kuzey Irak’ı da kapsayacak bir federatif çözüm bugün haince veya uçuk görünebilir,

Ancak bunun toplam olarak Türkiye’ye ne kazandıracağını hesaplamadan "ihanet" demek, belki de daha büyük bir ihanettir,

Bazen ihanetle kahramanlığı ayıran çizgi çok incedir,

Sonuca göre bir taraftan bir tarafa düşersiniz,

Kahramanlık olarak gördüğünüz bir eylem ihanete, ihanet olarak gördüğünüz bir eylem kahramanlığa dönüşebilir,

Sonuç önemlidir,

Sonucu ise ancak akılla elde edersiniz,

Önyargılarla veya duygularla değil,

 

 


Bu baraj yapılmalı

BU yazacaklarım bazılarınıza ters gelebilir ama bence Ilısu Barajı bir kez daha sabote edildi,

Daha önce İngiliz kredisiyle yapılacak olan baraj, İngiltere’nin "sivil toplum baskısını" gerekçe göstererek krediyi iptal etmesinin ardından, yeni kreditörler bulmuş ve yola devam etmişti,

Ancak bir kez daha aynı nedenle krediler iptal oldu,

Proje tehlikeye girdi,

Ilısu Barajı, GAP’ın önemli ayaklarından biri,

Hem sulama, hem elektrik üretimi ve üstüne bir de güvenlik nedeniyle bölgede yapılmakta olan bir dizi barajla birlikte önem taşıyan bir proje,

Bu projenin finansmanı, sürekli olarak "sivil toplum tepkisi" nedeniyle engelleniyor,

Sivil toplum tepkisi denilen şey, baraj havzası içinde kalan bazı arkeolojik kalıntılar ya da bilinen adıyla Zeugma,

Kreditörlerin bu işten kaçma gerekçesi olarak, buradaki arkeolojik kalıntıların zarar görecek olması gösteriliyor,

Hiç ama hiç inandırıcı değil,

Bence bu işin içinde bir çapanoğlu var,

Çünkü kredi kuruluşları bu işe girerken projenin ne olduğunu biliyorlar,

Giriyorlar,,,

Ama sonra sivil toplum tepkisini gerekçe göstererek çıkıyorlar,

Baştan bilinen bu durumu sonradan bahane olarak göstermek mantıklı değil,

Bunun arkasında bir oyun var,

Birileri, Türkiye’nin bu barajı ve buna bağlı olarak faaliyet gösterecek olan bir dizi barajı yapmasını "bir nedenle" istemiyor,

Bu nedenle de önce kredi verecekmiş gibi projeye dahil oluyor, birkaç yıl oyaladıktan sonra çekiliyorlar,

Burada amaç işi çıkmaza sürüklemek, bu barajın yapılmasını engellemek,

Artık bu işten o kadar işkillenmeye başladım ki, sivil toplum tepkisini organize eden ve yurttaşlarımızın duyarlılıklarını provoke edenlerin bile bunlar olduğunu düşünüyorum,

Bu yüzden de Ilısu Barajı’nın Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla yapılması gerektiğini düşünüyorum,

Bu baraj yapılmalı,

Sırf engellemek isteyenlere inat olsun diye,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Aynı sonucu veren eylemlerin niteliğine bakmadığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları