Samimiyet eksiği

ANKARA Temsilcimiz Muharrem Sarıkaya aradı,

"Şimdi Deniz Bey’le (Baykal) konuştum, Çok selamı var, Fatih’e söyle, onun yazdığı gibi yaptım, Randevuyu verdim, Başbakan’la görüşeceğiz, ama kamera da istedim, Yarın öbür gün meşhur Dolmabahçe görüşmesi gibi olmasın diye" diyerek Deniz Baykal’ın mesajını iletti,

Baykal’ın, Erdoğan’a yazdığı mektubun kopyası da birkaç dakika sonra elimdeydi,

Cevap mektubu "hiç yoktan iyi" olmakla beraber, benim üslubumda değil, Tabii buna da karışacak halim yok, ama ben biraz daha farklı bir dil ve üslup kullanır, daha sıcak bir havada yazardım diye düşünüyorum,

Deniz Bey’in mektubunu bir mektuptan çok, bir basın açıklamasına benzettiğimi itiraf etmeliyim,

Çünkü 2, sayfada ",,,İçişleri Bakanı ve Başbakan’ın çelişkili açıklamaları güven kaybına,,," diye bir bölüm var,

Ben olsam en azından burada "Sizin ve İçişleri Bakanı’nızın çelişkili açıklamaları,,," diye yazardım, mektubu kişiselleştirirdim,

Bunun dışında mektup Deniz Baykal’ın haftalardır söylediklerinin bir derlemesi olmuş, Bunlarda bir sorun yok; çünkü Baykal’ın yazdıkları pek çok muhalifin kafasındaki sorular, Mektupta eleştiriler ve somut öneriler var ama öneriler anlık değil, yıllarca sürebilecek bir çalışmayı öngörüyor,

Yanlış mı?

Değil, Zaten bu sorunun çözülmesi ve altyapısının ortadan kalkması yıllarca sürecek bir iş,

Sonuç olarak Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın görüşme talebine olumlu yanıt vermekle beraber, görüşmenin sonucuna ilişkin çok da olumlu bir mesaj vermiyor,

"Biz sizle anlaşamayız" diyor,

Diplomaside buna "non starter" denir, ama yine de randevu verilmesi olumlu,

Tek sıkıntı, bu randevuda kimsenin samimi olmayacağının baştan anlaşılması,

Başbakan Erdoğan ikili görüşmede "samimiyet" yaratabilirse belki sonuç çıkar,

Yoksa nafile bir iş olacak gibi,

 

 


İsrail şamar oğlanı mı

TÜRKİYE çok değişik bir dış politika uyguluyor,

Bir dönem çevremizdeki bütün ülkelerle sorun yaşar, hepsiyle birbirimize diş gösterirken, bölgede "tam bir uyum içinde" olduğumuz tek ülke İsrail’di,

Biz İsrail’i, İsrail bizi kırmamak için azami gayret gösterirdi,

Buna karşılık dış politikanın diğer taraflarında İsrail’den büyük destek gördük,

Şimdi ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dış politikasına uygun olarak çevremizdeki ülkelerin tümüyle "sorunları aşmaya" yönelik bir çaba içindeyiz,

Suriye "eyalet" haline geliyor, Bulgaristan’la sıkıntı yok, Gürcistan’ın en yakın dostuyuz, İran’la bir sıkıntımız yok, Irak’la bile durum iyi, Yunanistan’la da göze batan bir sorun yok,

Hepsiyle "iyi komşuluk" ilişkileri kurmaya başladık,

Fakat İsrail’le durum çok acayip bir hal aldı,

Türkiye-İsrail ilişkilerinde İsrail’i tam bir "kum torbasına" dönüştürdük,

"One minute" olarak adlandırılan gerginlik, "one year"a doğru gidiyor,

Bir zamanlar hiç tepki göstermediğimiz İsrail gitti, yerine her fırsatta "tepki gösterdiğimiz" bir İsrail geldi,

Bu ilişki durumunun temelinde ne var bilmiyorum ancak çevremizle iyi ilişki kurmakta bir yol, bir faktör olarak kullanıldığının farkındayım,

İsrail bu duruma daha ne kadar katlanacak onu merak ediyorum,

 

 


Her haberde Türkiye

PAPA’nın Ağca tarafından vurulmasından bu yana ilk kez yabancı basında bu kadar çok Türkiye’den söz edildiğini görmemiştim,

3 gün Fransa’daydım,

Ermenistan’la yaptığımız protokol bütün Avrupa basınında ama özellikle Fransa’da bütün bültenlerde ilk haberdi,

Gazetelerin hepsi bu olayı geniş bir biçimde ele aldılar, Detaylarıyla verdiler,

Ve çok dikkatimi çeken bir başka şey, bu haberlerin yüzde yüze yakın oranda olumlu ve Türkiye’nin tavrını alkışlar biçimde ele alınmasıydı,

Ve yine dikkatimi çeken bir başka boyut ise Avrupa basınının "Başbakan Erdoğan’ı hırçın, Cumhurbaşkanı Gül’ü ise uzlaşmadan yana olumlu" bir kişilik olarak göstermesi oldu,

 

 


Hava trafik kontrolü

DÜNYADA yapılabilecek en ağır işlerden biri "hava trafik kontrolörlüğü"dür,

Binlerce hayat size emanettir, En küçük hatayı kaldırmaz, Kaytarabileceğiniz bir iş değildir,

Dünyanın her yerinde hava trafik kontrolörleri çok iyi ücret alırlar,

Bunun tek istisnası Türkiye’dir,

Bizdeki kontrolörler devlet memuru olarak 3 bin lira civarında bir para alırlar,

Diyeceksiniz ki, "Az mı?"

Ben de derim: "Az değil ama işlerine göre az,"

Çünkü bu işi yapan adamın kafası salim olmalı,

Borcu harcı, kirayı, okul taksitini, kredi kartını düşünmemeli,

Bazı işler evrenseldir ve evrensel ölçülerde değerlendirilmelidir,

Hava trafik kontrolörlerinin maaşları da Avrupalı meslektaşlarının seviyesine yaklaştırılmalıdır,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Köpeğe havlayan insanın komik göründüğünü unutmadığımız zaman.

Erişilebilirlik Araçları