Sandıkokrasi, demokrasinin ne kadarıdır?

YENİ bir Anayasa hazırlanacak ve referanduma sunulacak,

Cumhurbaşkanı "Geç kalındı" diyor ama hükümet ısrarlı,

Anayasa Mahkemesi Başkanı da Hürriyet’te uyardı, "Ben yaptım olmaz" diye,

Hükümet yine de ısrarlı,

Olur olmaz, yetişir yetişmez, yasalar izin verir vermez bilmiyorum,

Ama bildiğim bir şey var; bir şeyin referanduma sunulması, o şeyin demokratik olduğunu hiç ama hiç göstermez,

Gösterir diyorsanız o zaman susup oturun ve Anayasa, babayasa falan hazırlamayın,

Çünkü eğer referandum demokrasiyse, halkın tercihiyse yeni Anayasa’ya falan gerek yok,

Çünkü nasıl olsa ağzınızla kuş tutsanız, Anayasa’nın ağababasını hazırlasanız da yüzde 92’yi bulamazsınız,

Yüzde 92 nereden mi çıktı?

Sizin "demokratik bulduğunuz referandum sandığından",

Şu beğenmediğimiz ve sizin de beğenmediğiniz ve değiştirmek istediğiniz Anayasa var ya, hani "antidemokratik maddelerle dolu" olan,

O beğenemediğiniz Anayasa, yarın öbür gün görüşüne başvuracağınız halk tarafından yüzde 92 oyla beğenildi ve kabul edildi,

Evet yüzde doksan iki,

Sizin yapacağınız Anayasa, o kadar oy alacak mı?

Almayacak tabii,

Peki o yüzde 92 alan Anayasa demokratik mi?

Yanıtınızı duyar gibi oluyorum,

O zaman neymiş, referandum ille de demokrasi demek değilmiş,

Referandum demokrasi ise eğer, hani Türkmenistan’ın eski devlet başkanı vardı, aylara kendisinin ve yakınlarının ismini veren: Türkmenbaşı,

O da referandum yapmıştı,

Soru basitti:

"Türkmenbaşı ölünceye kadar ülkenin lideri olarak kalsın mı?"

Sonuç ne çıkmıştı hatırlıyor musunuz?

Türkmenler bu demokratik soruya hep bir ağızdan, yanılmıyorsam yüzde yüz oyla "Kalsın" demişlerdi,

Türkmenbaşı da bu demokratik soruya verilen demokrat cevabı beğenmişti,

Ölünceye kadar demokratik bir şekilde devletinin başında kaldı,

Sonra ne mi öldü?

Ne olacak öldü,

Şimdi yardımcısı başa geçti, Heykellerini indiriyorlar her yerden,

Yüzde yüzle "Ölünceye kadar başımızda kal" diyen halkı da alkışlıyor indirenleri,

Alın size sandık demokrasisi,

Sandıkokrasiye demokrasiyi karıştırırsanız tabii,


Jet Fadıl’ın da imzası vardı

BİRKAÇ okur hâlâ soruyor, "Başbakan’ın köşe yazarlarına ilişkin sözlerine gösterilen tepkiye niye imza koymadınız" diye,

Benim imzam bu köşenin üzerinde nal gibi duruyor, Daha başka yere imza koymama gerek var mı?

Böyle imzacılara ben çok gülerim zaten,

Bir ara hatırlarsınız bir aydınlar dilekçesi vardı,

Sonra soruşturma açılmış, davalık olmuşlardı,

Kahvede otururken yanımda dilekçeyi imzalayanlardan bazıları, "Ben ne olduğunu bilmeden imzaladım" demişti,

Hele birininki çok komikti, "Sanatçılar kooperatif kuruyor zannettim" demişti alçak,

Şimdi Başbakan’a karşı imza atanlar var ya,

Onların bazılarının ciğerini bilirim,

Yarın çıkar, "Başbakan sevdiği gazetecilere Boğaz’da arsa verip ev yaptırmak için kooperatif kuruyor dediler, üye olmak için imzaladım" derlerse hiç şaşırmam,


Moda

ÇOK ilginç bir gözlemim var,

Yeni bir moda başladı, HABERTÜRK modası,

HABERTÜRK okumamış olmak artık önemli bir eksiklik haline geldi, Gündemden uzak kalmak oldu,

Fiyat indirimiyle birlikte özellikle büyük kentlerde satış patlaması var, Kaliteye ulaşmak kolaylaşınca, talep uçtu,

Önemli bir gösterge olan Kadıköy, Üsküdar iskelesi gibi yerlerde yüzde yüze varan artışlar yaşıyoruz,

Dün bir bayinin yanındaki delikanlıyla konuşurken, "HABERTÜRK erken bitti, diğerleri şişti, Yarın daha çok HABERTÜRK isteyelim" dediğine şahit olan bir okur mail atmış, Çok hoşuma gitti,

Bu arada diğer gazeteler hediyeye yüklendiler, Kalem kâğıt, sabun, VCD misidi dağıtıp duruyorlar, Bu dağıtım ancak yerlerinde durmalarını sağlıyor gibi, Hatta onu bile sağlamıyor belki de,

Bazı gazetelerin bir sayfası baştan sona kupon doldu, Çıfıt çarşısı gibi oldular,

Nereye kadar bilmiyorum, İyi gazete yapmayı deneyeceklerine ıvır zıvır vererek ayakta durmaya çalışıyorlar,

Ne diyeyim, Allah yardımcıları olsun,

Ancak bir şeyi tekrarlamakta yarar görüyorum,

HABERTÜRK dışındaki tüm gazetelerin satış rakamları yalan olabilir, Hatta bazılarının yalan olduğu besbelli,

Satış rakamlarını denetlettiren tek gazete olduğumuz için bizim söylediğimiz doğru,

Ya diğerleri,

Al eline kalemi, yaz istediğini,

Benim anlamadığım şu,

Reklamcılar Derneği, Reklamverenler Derneği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı buna nasıl göz yumuyor?

Tüketiciyi de, üreticiyi de kandırmak herkese yasak da bir tek gazetelere mi serbest?

Sanayi ve Ticaret Bakanımız Nihat Ergün, bu yalana daha ne kadar göz yumacak!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Okurunu kandıran gazetelerin aslında kendini kandırdığını anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları