Kızmam, kızamam

“GÖBEĞİNİ kaşıyan adamları severim” dedim ya, tepki de geldi destek de,

Tepkilerin bir bölümünde şöyle deniyor: “Fatih Bey, haklısınız da ülke elden gidiyor, Rejim elden gidiyor, Laiklik ilkesi yavaş yavaş rafa kaldırılıyor, Her yerde kadrolaşma var, Yandaş olmayana yaşama hakkı bile tanınmayacak neredeyse, Sizin sevdiğiniz göbeğini kaşıyan adam bunun farkında mı?”

Hemen söyleyeyim, Farkında değil, Sizin için önemli mi bilmiyorum ama farkında da değil, umurunda da değil,

Bakın zaten yanılgınız da orada,

Oturduğunuz sırça köşkte, sahip olduğunuz modern,Avrupalı yaşamda zannediyorsunuz ki, Türkiye’nin tamamı sizin gibi,

Değil işte,Anlamadığınız bu,

Bakın size net ve açık bir şey söyleyeyim,

Bütün bu iletişim olanaklarına rağmen, Türkiye’nin bütün bu gelişmiş görüntüsüne rağmen Türkiye’de öyle bir “çoğunluk” var ki, değil laikliğin elde gitmesi, padişahlık geri gelse umurunda olmaz, Niye olmaz biliyor musunuz?

Padişahlığın gitmesi de umurunda olmamıştı da ondan,

Türkiye’deki gelişmelerin hiçbiri onun hayatına dokunmamış,

Bizim Cumhuriyet’in kazanımları dediğimiz şeyler, ilkeler, onun hayatında bir değişiklik yapmamış, 1000 senedir, 100 senedir nasıl yaşıyorsa öyle yaşamış,

Modernleşme, çağdaşlaşma onun yaşamına sadece evde radyo, televizyon, buzdolabı; tarlada traktör olarak girmiş,

Kente göç etse de çok bir şey değişmemiş, Kentin kenarına köyünü kurmuş,Zenginleşse de bir şey fark etmemiş, Kentin içine taşınmış ama aynı kafayla, aynı kültürle,

Sadece karnı daha fazla veya daha az doymuş,

Karnı doyduğu sürece bir şey düşünmemiş,

Düşünmesi gerektiği de öğretilmemiş,

Hatta belki de tam aksine, düşünmüyor olması hoşa gitmiş,

Zaten biraz düşününce kafasına binivermişler,

İçgüdüsel olarak düşünmemesi gerektiğini de anlamış,

Karnı doyarsa iyi demiş, doymazsa kötü,

Şimdi biz bu insanlara kızalım mı “göbeğini kaşıyor” diye,

Onlara düşünmeyi öğretmeyenlere, düşündüğü için kızanlara, Cumhuriyet’in kazanımları dediğimiz şeyi paylaştırmayanlara kızmayalım da, tüm bunlardan bihaber göbeğini kaşıyanlara mı kızalım,

Vallahi kızamam onlara, billahi kızamam, Haksızlık olur,

Kızacaksam, 80 sene boyunca onları bu halde bırakanlara kızarım,

Sonuca kızmam asla,

Sebebe kızarım,


Türkiye’de ‘adalet’ giderek ‘garabete’ dönüşüyor

ÇOK da normal,

Alın elinize bir elbiseyi, dört tarafından dört kişi çekiştirin,

Ne olur?

Ya şekli şemaili bozulur ya da yırtılır,

Bizdeki adaletin durumu da bu,

Herkes bir tarafından çekiştirmeye başlayınca ne şekil kaldı, ne şemail, İşte dün Balyoz Davası’ndaki gelişmeler,

13,Ağır Ceza’nın tutuklamaları, “muhalif” diye bilinen bir nöbetçi hâkimin önüne gidince tutuklamaların neredeyse tamamı kaldırıldı,

Şimdi kim adil sizce?

Tutuklamaları kaldırmayanlar mı, kaldıran mı?

Var mı bir fikriniz?

Benim yok,

Düşünüyorum düşünüyorum, karar veremiyorum,

Bir yandan tutuklamaların kaldırılmasını çok doğru buluyorum,

“Koca koca paşaların kaçacak hali mi var, Tutuklama bir ceza değil, tedbirdir, Tedbiri, ceza gibi uygulayamazsınız,Mahkûmiyet öncesi cezalandırma haline getiremezsiniz” diyorum,

Diğer yandan düşünüyorum, “Koca koca adamlar böyle plan yaparsa her şey olur” diyerek tutuklayanlara hak veriyorum,

Ama her ikisinde de kafamda bir şüphe oluşuyor,

Tutuklama kararı mı siyasi etkili, yoksa serbest bırakma kararı mı? Ve ne yazık ki, Türkiye’de artık adaletin getirildiği nokta bu,

Adamına göre adalet,

Bazen kararı veren adama, bazen hakkında karar verilen adama göre,

Hepsinin sorumlusu ise siyaset,

Ve ne yazık ki, yeniAnayasa kafamızdaki bu kargaşayı, adalet üzerindeki bu “şüpheyi” kaldırmaya değil, artırmaya yarayacak,

Bütün derdim bu,


Biraz müsaade

SEVGİLİ okurlar,

Gazete, televizyon falan derken 2 yılı aşkın bir süredir haftada 7 gün çalışıyorum,

Ama sayenizde bugün biraz daha rahatım,

Habertürk 300 bini aşan satış rakamlarıyla benim birkaç gün için “kaçmama” izin verecek noktada,

Sakın yanlış anlamayın,

Çalışmaktan bir şikâyetim yok ama ailemi özledim,

Hele hele kızımı,

Çünkü genelde ben eve gittiğimde yatmış oluyor, çıktığımda ise uyanmamış,

Onu da alıp birkaç gün uzaklaşacağım buralardan,

Yazabildiğim günler yine yazacağım ama söz veremiyorum,

Kusuruma bakmayın,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Umutsuz yaşanmayacağını ama sadece umutla da yaşanmayacağını anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları