Hadi canım siz de!

NEYİN doğru neyin yanlış olduğunu da söyleyemeyeceğiz,

Farklı bakış açıları getirmek de yasak,

Tek, prototip bir yaklaşım olacak ve papağan gibi onu tekrarlayacaksınız,

Yoksa,

Yoksa”sı çok fena,

Ya satılmışsınız, ya ajansınız, Hele hele konu İsrail ise “Siyonist uşağı” veya “MOSSAD”sınız,

Bütün bunları birkaç gündür bana ve birkaç gazeteciye daha yakıştırıyor bazıları,

Abuk sabuk internet sitelerinin ve gazetelerin benim laflarımdan, yazılarımdan aldıkları bölük pörçük parçaları okuyup kin kusuyorlar,

O parçalar benim tam olarak fikrimi yansıtmadığı gibi, ne demek istediğimi de dile getirmiyor, ama çok da önemli değil,

Velev ki farklı düşünüyorum, size ne?

İsrail’de bazı sol gazetelerin, İsrail hükümetinden farklı düşünmesini “çok önemli ve çok değerli” buluyorsunuz da, Türkiye’de birilerinin farklı düşünmesini niye kabul edemiyorsunuz,

Bazılarınız, Başbakan Erdoğan’ın ilk gün yaptığı konuşmayı dinlediniz ve bayıldınız değil mi!

Peki o konuşmanın, Habertürk’ün o günkü haberleriyle ve benim yazdıklarımla neredeyse bire bir aynı olduğunu da gördünüz mü? Eeee o zaman,

İsrail’e tepkiyse eğer, biz sizden on kat güçlüsünü ve bin kat akılcısını gösteriyoruz zaten,

Ama bir yandan da fikir üretiyor, bu ülke için doğrusunu bulmaya çalışıyoruz,

Boş laf, aksiyonsuz tepki üretmekten yana değiliz çünkü, Ama bazılarınız, bunu yapana, “Siyonist ajan, İsrail köpeği” yakıştırmasını yapıyor,

Çok şükür Allah’a, hayatımızda kimsenin köpeği olmadık, Ne birinin, ne bir fikrin,

Bizim önceliğimiz, bu topraklarda yaşayan herkesin geleceği,

Bize sövenlerin bile, Onların çocuklarının bile, Onun için yazıyoruz,

Niye o gösterilerde Türk bayrağı yok da, bu konuda gıkını çıkarmayan Arap ülkelerinin bayrakları sallanıyor? Ölenler bizim vatandaşımız” diye sorduk,

Ayıp mı ettik?

Asla!

Zaten dün de gördük, Konya’daArap bayrakları gitmiş, yerine bizim al bayrağımız gelmişti,

Ve Fethullah Gülen de konuştu,

Ne dedi Gülen, İki cümlesi yeter: “İHH’yı tanımıyorum, Bu yardım öncesinde İsrail ile konuşulup yola öyle çıkılmalıydı,”

O da mı siyonist oldu şimdi, Eli kulağındadır, onu da dersiniz,

Ben sizi bilirim,

Ya sizin gibi düşüneceksiniz, ya düşünmeyeceksiniz, ya da aşağılanmayı peşinen kabul edeceksiniz,

Ama kimin ne olduğunu en iyi zaman gösterir,

Siz değil,


Müzakere

İÇİMİZ dışımız İsrail oldu, çatışma oldu, Gerilim oldu, Hadi bir okurdan gelen fıkrayla işi yumuşatalım:

Birkaç yüzyıl önce Papa, bütün Yahudilerin Roma’yı terk etmeleri gerektiğine karar verir, Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir,

Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumunun bir üyesinin müzakere yapması önerilir,

Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler,

Yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak Moiz’i seçerler, Ancak Moiz’in Papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakerede, konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılması kararlaştırılır,

Papa kabul eder, Müzakere günü geldiğinde iki taraf yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra Papa elini kaldırarak üç parmağını gösterir,

Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır,

Papa, parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir,

Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir,

Papa, yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkarınca, Moiz de bir elma çıkarır,

Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak, “Ben pes ediyorum, Yahudiler kalabilirler” der,

Papa’nın etrafına toplanan kardinaller ne olduğunu sorduklarında, Papa:

– Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlü’yü işaret ettim, Buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek Tanrı’yı tanıdığını söyledi,

– Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek Tanrı’ nın bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde, o da oturduğu yeri işaret ederek Tanrı’nın onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti,

– Ben kutsal ekmek ve şarap çıkarıp Tanrı’nın bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zaman da, hemen bir elma çıkarıp bana ilk günahı hatırlattı,

Herifin her şeye bir cevabı var, Ne yapabilirdim ki?

Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz’in etrafını sarmış, ona nasıl başardığını soruyorlardı,

Moiz:

– Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi istedi,

Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim,

Sonra bütün şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi,

Ben de, hiçbir yere gitmeyip olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim,

 

“Sonra ne oldu?” diye kalabalık heyecanla sordu,

– Valla, sonrasını ben de pek anlamadım, Adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkardı, Bunun üzerine ben de benimkini çıkardım, Hepsi bu!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Herkese sövenler, kendilerine sövüldüğünde ağlayıp zırlamadığı zaman

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Erişilebilirlik Araçları