Kılıçdaroğlu’nun tutarsızlıkları

Kılıçdaroğlu’’nu dikkatle izliyorum,

İşimiz bu, Siyasette yükselen her figürü izlemek zorundayız,

Olumlu bulduğum pek çok yönü var, Bir kısmını daha önce yazdım,

Son günlerde CHP’nin eski genel başkanının yapmadıklarını yapıyor,

Çok çalışkan, Geziyor, dolaşıyor, konuşuyor,

Halka yakın, Rol yapmıyor, gerçekten yakın,

CHP’nin yıllardır miting yapmadığı, hatta tarihi boyunca gitmediği yerlere gidiyor, İyi kötü bir kalabalık topluyor,

Bunların hepsi olumlu,

Ancaaaak!

Bir ancak var ki, çok derin,

Belki başında bulunduğu partinin genetiğinden kaynaklanıyor, bilmiyorum ama tavırlarında bazı tutarsızlıklar görüyorum,

En net örnek, 27 Nisan Muhtırası’yla ilgili sözleri, Bunun, dönemin Genelkurmay Başkanı ile Başbakan arasında yapılmış bir uzlaşma sonucu, AKP’ye güç kazandırmak için verildiğini söyledi,

Elde bir kanıt, bir belge olmadan böyle bir şey söylemenin yanlışlığı bir yana, 27 Nisan Muhtırası başta CHP’nin o günkü yönetimi olmak üzere AKP muhalifi geniş çevreler tarafından “olumlu” bulunmuş, hatta alkışlanmıştı, Eğer Kılıçdaroğlu’nun dediği gibiyse, yani bu muhtıra AKP’ye seçim kazandırmak için planlanmış bir komploysa demek ki, CHP ve AKP karşıtı olduğunu söyleyen çevreler de bu komplonun bir parçasıydı,

Kılıçdaroğlu böyle bir iddia ortaya atıyorsa o zaman parti içinde de bir özeleştiri yapılmasını sağlamak zorundaydı, O gün ordunun, AKP’ye “ayar verdiğini” düşünüp mutlu olanlar, bugün niye tam tersi bir noktadalar açıklamak zorundadır,

Bir diğer garabet ise Kılıçdaroğlu’nun, Yüksek Askeri Şûra ile ilgili söylediği, “Siyasetçiler TSK içindeki atamalara karışmamalı, elini çekmeli” sözü,

Bu da söylenecek bir laf değil,

Diyelim ki Kılıçdaroğlu, başbakan oldu ve ordu içinde bir cuntacı kliğin başa geçmek üzere organize olduğunu gördü, Siyaset olarak buna müdahale etmeyecek mi?

Bence Kılıçdaroğlu böyle diyeceğine, “Eğer ordu içinde gerçekten darbe yanlıları var ise bunların temizlenmesi konusunda Sayın Başbakan’a her türlü desteği vermeye hazırız, Yeter ki, elindeki bilgileri, belgeleri bizimle paylaşsın, Demokrasi adına onun yanında oluruz” demeliydi, Hatta bir adım daha ileri gidip, “Ordu içindeki cunta kalıntıları var ise bunu temizlemek için yargı ile TSK’yı karşı karşıya getirmek yanlıştır, Bunu siyaset eliyle yapmak gerekir” diye de eklemeliydi,

Dediğim gibi, bu demokrasiyi içselleştirmekle ilgili bir şey,

Bir anda olmuyor,


PROVOKASYON

Dörtyol’da meydana gelen olaylar gerçekten ürkütücü,

Önünde arkasında ne olduğu ise hâlâ meçhul,

Ancak bana ulaşan bazı bilgiler, olaydaki "korkunç" yönü daha da vahim hale getirecek nitelikte,

Takip ettiyseniz biliyorsunuzdur, olayın ardından yakalanan üç zanlı var,

Bunların yakalanması, kullandıkları otomobille ters yöne girmeleri üzerine,

Ters yöne girdikleri için "trafik suçu" nedeniyle yakalanan bu üç kişinin "tip ve hallerinden" şüphelenen polis, bu kişileri emniyete götürüyor,

Bu kişiler hakkında soruşturma yapılırken, bir anda provokasyon başlıyor ve bir grup, "Olayları çıkaran bölücüler yakalandı" diyerek harekete geçiyor,

Sonrası malum,

Daha sonra istihbarat birimleri, eldeki kamera görüntülerini izleyerek provokasyonu başlatan kişiyi tespit ediyor ve yakalıyor,

Daha sonra yakalanan kişinin, Bitlis’te görevli bir uzman çavuş olduğu anlaşılıyor ve jandarmaya teslim ediliyor,

Buradan benim anladığım şudur: Türkiye’de hâlâ birileri eski günlerdeki gibi "provokasyonlarla" sonuç almaya çalışıyor, Bunlara karşı, siyaset üstü bir yaklaşımla, hangi partiden yana veya hangi partiye karşı olursak olalım ortak bir tavır almamız şart,

Yoksa Türkiye gerçekten çok kötü karışabilir, Çökertildiği zannedilen yapılar yeniden hortlayabilir,

Tabii bu arada her işin içinden "provokasyon" diye çıkmak da mümkün değil,

Halkı "provokasyona açık" bir hale getirirseniz, kontör karşılığı seks, 100 liraya kiralık katil bulunabilen bir ülkede provokatör bulmak hiç de güç olmaz,


EKŞİ SÖZLÜK

EKŞİ Sözlük’e karşı başlattığım hukuk mücadelesinden galip ayrıldım,

Ekran karşısına oturup, gizli isimlerle ona buna sövmeyi meziyet zannedenlerin yazdıkları hakaretler, siteden yargı kararıyla çıkartıldı,

Bu ilk adımdı, Bundan sonraki adımda, bu yazıları yazanları bulup ortaya çıkaracak ve onlar hakkında da gerekli yasal yollara başvuracağım,

Doğrusunu isterseniz böyle bir yola başvurmayı hiç ama hiç istemiyordum,

Ama herkese küfretme özgürlüğünü ellerinde tuttuğunu zanneden bir grubun, kendileri hakkındaki en küçük eleştiriye dahi tahammül edemeyip tekzipler yollamaları beni bu yola sevk etti,

Şimdi hâlâ aynı yerde, "Altaylı fikir özgürlüğüne tahammül edemedi" falan diyorlarmış,

Kusura bakmayın "nick name" ardına saklanan küfürbazlar,

O tahammülsüzlük size ait, bana değil,

Ne ekerseniz onu biçersiniz,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Aynı fikirde olmamanın düşman olmak anlamına gelmediğini anladığımız zaman.

Erişilebilirlik Araçları