Bir iddia, bir araştırma ve gerçekler

Gecenin bir vakti Habertürk Televizyonu’nu izliyorum, Didem Arslan Yılmaz’ın konuğu, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik,

Çelik, bir soru üzerine sözü bizim birkaç gündür yayımladığımız “Kanaat önderlerine sorduk” yazı dizisine getiriyor,

Habertürk Gazetesi, geniş bir yelpazeden yazar, akademisyen, gazeteci, siyasetçi ve sanatçılara 12 Eylül’de yapılacak Anayasa değişikliği referandumunda “Evet” mi, “Hayır” mı diyeceklerini sormuştu, Ve bizce müthiş bir tarafsızlık ve özen içinde yayımlamıştı,

Ancak Hüseyin Çelik, “Ben bu ankette hayır yanıtı verdiği yazılan kişileri aradım, Öyle dememişler, Hatta Mustafa Sandal’ı kimse aramamış” diyerek bazı isimler saydı,

Başımdan aşağı kaynar sular döküldü,

Büyük bir özenle hazırlanan bu haber, inanılmaz bir biçimde karalanıyordu,

İlk içimden geçen, telefona sarılıp yayına bağlanmak ve “Hayır öyle değil” demek oldu,

Ancak bunu yapmadım,

Bunun yerine hemen Yayın Koordinatörümüz Osman Gencer’i aradım, Hemen bir “Araştırma Komisyonu” kurduk, Osman Gencer’in yanı sıra AHT Genel Müdürü Ramazan Kurnaz ve Magazin Gazetemizin Koordinatörü Kadir Kaymakçı’yı bu konuyu araştırmakla görevlendirdik,

Arkadaşlarımız hemen gazeteye gelerek bu dizi için yapılan yüzlerce görüşmenin ses kayıtlarını incelemeye başladılar,

Kayıtlar bulundu,

Adnan Şenses hiçbir şüpheye mahal vermeyecek biçimde “Hayır” diyordu,

Behzat Uygur “Hayırlısı olsun” diyor, kahkahayı patlatıyordu ve hayırının üzerinde şapka vardı,

Çelik’in söylediğinin aksine, Mustafa Sandal’la konuşulmuştu ancak Sandal’ın yanıtı “Hayır” olarak da algılanabilirdi “Evet” olarak da hatta çekimser olarak da,

Sadece Mehmet Ali Erbil’le konuşulamamıştı, Erbil yerine sorumuzun yanıtını “Basın Danışmanı” Perim Özgeldi aracılığıyla vermişti ve “Hayır” diyordu,

Bunun dışında bütün bu kişiler aranmıştı,

Komisyondaki arkadaşlarım bununla da yetinmediler,

İlgili kişiler bir kez daha arandı,

Görüşü yayınlanan kişilerin yayından sonra bir düzeltme yollayıp yollamadıklarına bakıldı, Böyle bir şey de yoktu, Hiçbiri, “Biz böyle demedik” diye bir düzeltme yapmamış, sadece Behzat Uygur, Ateş Çelik arkadaşımızı arayıp “Görüşümü yayınladın, başın göğe erdi mi” demişti,

Ancak yine de bu kez daha ihtiyatlı konuşmayı tercih ettiler,

Komisyonumuzun yaptığı çalışma dün sabah sona erince ben de Hüseyin Çelik’i aradım,

Batman’da şehit ailelerine taziye ziyareti yaparken buldum Çelik’i,

“Sayın Bakanım, Dün televizyonda sizi dinledim ve hemen bir araştırma yaptırdım, Elimizde bütün görüşmelerin bantları var, İsterseniz size ulaştırabilirim, Haberimiz satırı satırına doğrudur” dedim,

Hüseyin Bey, “Gerek yok Fatih Bey, Belli ki, sanatçı arkadaşlarımız kimseyi kırmamak için böyle bir yol seçmişler, Ya da fikirlerini değiştirmişler, Oluyor böyle şeyler” dedi,

Gerçekten oluyor böyle şeyler, Sanatçılarımız telefonda karşılarında bir Bakan bulunca “nezaket” göstermiş olmalılar diyerek meseleyi kapatmayı tercih ediyorum,

Belki de kabahat bizde oldu,

Böyle bir soruyu herkese sormamak lazımmış,


iPad Habertürk

Gazete teknolojisinde dünya lideri olan gazeteniz Habertürk, birkaç gün önce Türkiye’de ilk kez iPad edisyonunu yayına soktu,

Dünyanın büyük ve önemli gazeteleriyle birlikte iPad uygulamasındaki yerini aldı,

Kullanım kolaylığı ve teknolojik olarak çok önde bir iPad uygulamasına sahip olduğumuzu gördük,

Türk medyasındaki öncü

tavrımızı sürdürürken, çok da hoşumuza giden bir gelişmeyle karşı karşıyayız,

Apple uygulamalarının kullanıcıya sunulduğu App Store’un "News" yani haber bölümüne girdiğiniz zaman "en popüler" ürünün Habertürk Gazetesi olduğunu görüyorsunuz, Hem de dünya çapında,

Bu da bizi çok mutlu ediyor,


Geniş Oynamak

BUGÜN yukarıda okuduğunuz "zaruri" mevzuyu ele almasaydım, Osman Baydemir’in sözlerinden yola çıkarak "farklı" bir yazı kaleme alacaktım,

Kişiliğine çok değer verdiğim bir dostumun, yıllardır söylediği bir sözden, daha doğrusu bir kavramdan yola çıkmak niyetindeydim,

Bu kavram "geniş oynamak" kavramı,

Büyümek, gelişmek, daha büyük kazançlar elde etmek için "fikri genişliğe" sahip olmak gerektiğini anlatan bir kavram,

Bu kavramdan yola çıkarak Türkiye’nin "önyargı", "dogma",

"statüko", "alışkanlık", "paranoya"

gibi kelimelerini bir kenara koyması

ve "fikri genişliğe" sahip olması halinde "neler hayal edebileceğini"

anlatmak istediğim bu yazıyı yarın okuyacaksınız,

Bazılarınız çok kızacak, bazılarınız şaşıracak, bazılarınız

"Allah Allah" diyecek,

Ama belki de fikrinize yeni bir ufuk açacak bir yazı, Bugüne olmadı, Yarına,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Demokrasinin sözle değil eylemle gerçekleşebileceğini anladığımız zaman.

Erişilebilirlik Araçları