İyi bayramlar

BİLİYORSUNUZ, yılların alışkanlığı bayramlarda yazmam,

Gelenekçi yönüm ağır basar,

Ben bu mesleğe başladığımda ve sonrasında gazeteler bayramda çıkmadı, ta ki Dinç Bilgin Babıali’nin içine edeceğinin sinyallerinden birini verip bayramda gazete çıkarana kadar,

Ben de o geleneğe saygımdan yıllarca bayramlarda yazmadım,

Ama geçen bayram nedense yazdım,

Herhalde uzun süre gazetesiz kalmanın verdiği özlemle yazmayı kesemedim,

İnsani nedenlerle,

Aslına bakarsanız bu bayramda da yazmamayı düşünüyorum ama memlekete "demokrasi" geldiği için "millet"in bir bölümü işkilli,

"Referandum öncesi niye yazmıyorsun? Baskı mı var!" falan denir diye, "Yaz Fatih bu bayramda da" dedim,

Yazacağız mecburen,

Aslında bu yazı bir "bayramlaşma" yazısı,

Her bayram olduğu gibi "Hayırlı bayramlar" diye yazacaktım normalde,

Ama diyorum ya memlekete demokrasi geldiği için milletin öbür bölümü de işkilli,

"Sen gizliden hayır mesajı mı veriyorsun" diyecekler,

O yüzden "Hayırlı bayramlar" demek istemiyorum,

Bari "Hayırlı"nın tersini yazayım dedim,

Sözlüğe baktım ne diye, "Şer" çıktı,

Hiç olmaz,

"Şerli bayramlar" desek milletin iki bölümü de bir tarafıyla güler,

En iyisi "Hepinize iyi bayramlar" deyip keselim konuyu,

Küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden öperim,

Nice bayramlara inşallah, Hep birlikte,

Bak Allah’ın işine,

Yine az kalsın "Hayırlısıyla" diyecektim,

Zor tuttum kendimi,

Bakın size bir şey söyleyeyim,

"Hayırlısıyla", "Evetlisiyle" hiç fark etmez,

Ne diyecekseniz deyin, inandığınız için deyin, bu memleketi sevdiğiniz için deyin,

Fark etmez,

Bazen eğrisi doğrusuna gelir, bazen doğrusu eğrisine,

Ama doğru olan hep kazanır,

Hadi iyi bayramlar,,,


Davutoğlu, Fransa’ya sorsun

GEÇENLERDE Hürriyet’i okuyorum,

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Hürriyet’e gelmiş, Gezmiş, dolaşmış, yazı işleri toplantısına katılmış,

Tabii biraz da konuşmuş,

Çoğu bildik laflar,

Biri yeni,

Demiş ki: "Referandumdan hayır çıkarsa bunu Avrupa’ya nasıl anlatırım bilmiyorum,"

Hürriyet’in dış politikayı bilen onca adamından biri de Davutoğlu’na yardımcı olmamış,

Oysa çok basit,

Davutoğlu açıp Fransız Dışişleri Bakanlığı’ndan yardım isteyebilirdi,

Biliyorsunuz Fransa, Avrupa’nın, daha doğrusu Avrupa Birliği’nin en önemli, en etkin iki ülkesinden biri Almanya ile birlikte,

Birliğin kurucusu gibi,

Birliğin kurucusu o Fransa, çok değil birkaç sene önce Avrupa Birliği Anayasası’nın Fransızlarca da kabulü için aynen bizde olduğu gibi "referanduma" gitti,

AB’nin kurucusu, en önemli iki üyesinden biri olan Fransa’nın halkı bu referandumda ne dedi hatırlıyor musunuz?

Hatırlamayanlara ben hatırlatayım,

Çok net bir "Hayır" dedi,

Başta Fransa olmak üzere bütün Avrupa "şoke" oldu,

Ama Fransız halkı, AB Anayasası’na "Hayır" demişti bir kere ve yapacak bir şey yoktu,

Hiçbir Fransız politikacı, Fransız halkına dönüp, "Siz geri zekâlısınız, delisiniz, sizi tımarhaneye kapatalım, aptallar, Galya kalıntıları" falan demedi,

Fransız Dışişleri Bakanı da çıkıp "Ben bunu Avrupalı ortaklarımıza nasıl anlatırım, Üstelik de bu Anayasa’nın yazılmasına en fazla katkı veren ülke olarak rezil olduk" falan da demedi,

Bir şekilde anlattılar,

Bizim referandumdan ne çıkar bilmiyorum, Hayır çıkacağını da pek zannetmiyorum,

Ama eğer çıkarsa Davutoğlu, Fransız meslektaşını arayıp öğrensin,

Onlar anlattılarsa, biz haydi haydi anlatırız,


Demokrasi, tavşana karşı

MEMLEKETİMİN dağına, taşına, ovalarına, denizlerine, nehirlerine ve tekmil coğrafi şekil ve şemailine demokrasi geliyor ya!

Playboy’un internet sitesine erişim yasaklanmış, Daha doğrusu fiili olarak durdurulmuş,

Artık "Playboy" internet sitesine de giremeyeceksiniz,

Zaten "demokrasi gereği" internette yasaklı olmayan pek bir şey kalmadı,

Kafasına göre bir mahkeme bulan istediğini yasaklatıyor ve yerine "pembeli fuşyalı bir fonda" yasak kararını yayınlatıyor ama Playboy için buna bile gerek duymamışlar,

Bir mahkeme kararı almadan, keyfi olarak "Yassah hemşerim, yassah" demiş birisi,

Niye diye soramıyoruz bile,

Çünkü biliyoruz "yasak" memleketimize egemen olan "demokrasinin" bir gereği,

Sormak ise son derece "antidemokratik" ve dahi "egemen güçlerin" bir oyunu olma ihtimalini içinde barındırıyor,

Onun için, "Manyak mısınız lan, Playboy’u niye kapatıyorsunuz, Size ne? Açılın diyenlere kızıyorsunuz da siz niye zorla kapatıyorsunuz" diye sormayacağım,

Ama bir hatırlatma yapmak ihtiyacı hissediyorum,

Bir dönem ABD’de böyle bir "demokrasi" gelişmişti, "Yassah my citizen demokrasisi,"

Onlar da özellikle erotik ve pornografik yayınları yasaklatmakla işe başlamışlar, sonra her şey yasaklanır hale gelmişti, Tabii demokrasi gereği,

Amerika’nın bugün çok beğendiğimiz "liberal demokrasisi ve fikir özgürlüğü anlayışı" işte o "Yassah my citizen" döneminde ortaya çıktı,

ABD’de yasaklara karşı olmanın, liberal özgürlükçü düşüncenin bayraktarlığını işte bu "erotizm ve pornografi" yayıncıları başlattılar,

Kavga bunlarla başladı, büyüdü ve fikir özgürlüğü atmosferi işte bu cinsel özgürlük talebiyle yürüdü,

Bu nedenle ben Playboy yasağına hiç ama hiç takılmıyorum,

Çünkü arkası iyi gelir, Özgürlüğe giden yolu açar,

Ama bir şartı var,

Biriler çıkacak ve bunun kavgasını verecek, ABD’de bu kavgaya "Nah yassah my citizen" dönemi denir,

Bakalım bizde çıkacak mı bir "Nah" diyecek olan!

Çıkmazsa bahtımıza,

Biz de devlet büyüklerimizin öğrettiği yoldan gireriz her türlü yasak siteye,

Playboy dahil,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bu milletin bir referandumla bölünmeyecek kadar birbirine yapışık olduğunu aladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları