Erdoğan galip Kılıçdaroğlu kazançlı

Bu referandum ortaya koydu ki, Türkiye’de partiler konumlarını güçlendirerek koruyorlar,

Ben yazıya başladığımda "Evet"ler öndeydi,

AKP güçlü olduğu yerlerde gücünü koruyordu,

CHP güçlü olduğu yerlerde oranlarını artırmıştı,

BDP ise Kürt oyları üzerinde, devletin gücüne rağmen zorla da olsa ciddi bir hâkimiyete sahipti,

Başbakan Erdoğan AKP’ye asla oy vermeyecek, bırakın oyu selam bile vermeyecekleri "Evet"e ikna ederek önemli bir liderlik sergiledi, 8 yıla yaklaşan iktidara rağmen güç kaybetmedi, oylarını her halükârda konsolide etmeyi başardı, 8 yıldan sonra hâlâ Türkiye’nin en etkili lideri ve ister 2012’de ister 2014’te olsun Cumhurbaşkanlığı’nın en güçlü adayı olduğunu gösterdi,

Kemal Kılıçdaroğlu’nun "oy kullanamaması" bir ironi olsa da, Kılıçdaroğlu da bu referandumun tartışmasız "önemli" ismidir,

Tek başına "Hayırları" belirli bir seviyeye getirmeyi başardı, Partisinin güçlü olduğu yerlerde gücünü artırdı, MHP’nin pek de olmadığı İstanbul’da oy oranını ciddi düzeyde yükseltti,

Referandum Kılıçdaroğlu’nun liderliğini perçinledi,

MHP ise bu referandumun açık kaybedeni,

MHP’nin etkili olduğu yerlerde "Hayır" oyları dişe dokunur hale gelmedi,

Devlet Bahçeli, en güçlü olduğu yer olan Osmaniye’de bile başarılı olamadı,

Bu referandum gösteriyor ki, Türkiye’de üç parti kaldı,

Bunlardan birinin BDP olması genel seçim açısından 2002 seçimlerine geri dönebileceğimizi gösteriyor,

Referandumun bir diğer önemli yönü ise BDP’nin boykotuna rağmen, Türkiye genelindeki katılım oranının oldukça yüksek olması, Türkiye’nin 12 Eylül’ün izlerini silmesi açısından bu Anayasa değişikliğinden çok daha önemli,

Çünkü 12 Eylül’ün "Apolitik" hale getirdiği kitleler yeniden "Politik" hale geliyor,

Bunun yararını uzun vadede göreceğiz,


2002 seçimi gibi olur mu?

KEMAL Kılıçdaroğlu‘nun Ege’de düzenlediği mitinglerden sonra konuştuğum AKP’nin önemli isimlerinden biri “Kılıçdaroğlu’nun güçlenmesi bize yarıyor” deyince şaşırmıştım,

Şaşkınlığımı görünce anlatmıştı:

“Kılıçdaroğlu bizden daha çok MHP’yi etkiliyor, Eğer MHP bu hızla erimeye devam ederse baraj altına gider, Meclis’e yine iki parti girer, Bu durumda biz yüzde 47’nin altına düşsek bile daha fazla milletvekili çıkarırız,”

AKP’nin önemli ismi bunu söylediği sırada anketlerde MHP’nin oy oranı yüzde 13’ler civarındaydı,

Bunu hatırlattım,

“Bugün yüzde 13’se terörün dozunun daha da düştüğü bir dönemde kesinlikle baraj altına giderler, İstersen iddiaya girelim” dedi ve ekledi: “MHP gücünü kaybedince milliyetçi oyları CHP’ye gider, Muhafazakâr oyları bize gelir, Cumhuriyet tarihinin rekorunu kıracak bir oy alabiliriz,”

O gün için “ütopik” bulduğum bu düşüncenin bugün hiç de yabana atılır hale gelmediğini referandum bize gösterdi,

MHP’nin bunu görmesi Türk siyasetinin geleceği açısından önemli, Ya görürler, ya yok olurlar,,,


Kurtulmuş, AKP’ye geçer

BU referandum Saadet Partisi açısından çok önemli bir mağlubiyettir,

Dahası Saadet yönetimi partinin “ipini çekmiştir”,

Saadet Partisi Genel Başkanı Kurtulmuş, onunla yaptığım konuşmalarda şöyle diyordu:

“AKP güçlü olduğu için muhafazakâr seçmen orada konsolide oluyor, Biz oy oranlarımızı artırırsak AKP’deki emanet oylarımızı geri alabiliriz,”

Saadet’in referandumda “Evet”ten yana tercih kullanması böyle bakılınca büyük bir hata gibi duruyor,

Çünkü “Evet” sonucu AKP’nin gücünü artırıyor, AKP’yi çok daha gösterişli bir siyasi konuma getiriyor,

Hal böyle olunca muhafazakâr seçmen her zaman olduğu gibi “güçlüden yana” olacağı için Saadet’in oylarını artırması, hele hele barajı aşması imkânsız hale geliyor,

Bu açıdan bakılınca Saadet’in “Evet”çiliği ilkesel açıdan doğru gibi görünse de, siyasi açıdan ciddi bir hata olarak ortaya çıkıyor,

Bu dakikadan sonra Saadet’in yapması gereken AKP’ye katılmak olacaktır,

Numan Kurtulmuş‘tan şahane bir AKP milletvekili ve hatta genel başkan yardımcısı olur,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Oy kullanmayanın kendisi adam olmayacağı gibi çocuklarının da adam olamayacağını anladığımız zaman

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Erişilebilirlik Araçları