Bu mu bölünme!

TÜRKİYE bölündü tezine hiç ama hiç katılmıyorum,

Öyle bir hava estiriliyor ki, zannedersiniz “Evet” çıkan yerlerde yüzde yüz AKP var, “Hayır” çıkan yerlerde de sanki yüzde yüz AKP karşıtlığı var,

Oysa durum hiç de böyle değil,

“Evet” çıkan yerlerin bazılarında veya “Hayır” diyen illerin bazılarında ezici üstünlükler var ama durum geneli yansıtmıyor,

Genelde yüzde 55 “Evet” diyen bir yerde yüzde 45 oranında da “Hayır” diyen var,

Ya da yüzde 55 “Hayır” diyen bir yerde, hatta İzmir’de bile yüzde 40’ları bulan bir “Evet” var,

Söyler misiniz bana, bölünme bunun neresinde,

Ne bekliyorduk yani, referandumda her yerde sonuç aynı mı olacaktı!

Bütün her yer evet veya her yer hayır mı diyecekti,

O zaman mı bölünme olmamış olacaktı,

Bence tablo genel olarak homojen bir toplumu ortaya koyuyor,

Her yerde “Evet” diyen muhafazakârlar veya İslamcılar da var, yine her yerde “Hayır” diyen Batılı değerlere daha yakın olduğunu düşünen bir kitle de var,

Bölünme denilebilecek bir sonuca sadece ve sadece Doğu ve Güneydoğu’nun bazı bölgelerinde rastlıyoruz ki, aslında orada bile bir bölünme yok,

Orada zorla, terörle engellenmiş bir katılım var,

Katılım engellenmeseydi de bölünme tablosu değişmeyecek, Türkiye genelinde oluşan nispeten dengeli “Evet-Hayır” tablosu oluşmayacak, yüzde yüze yakın oranda bir “Evet” çıkacaktı,

Sayfadaki haritaya baktığınız zaman Türkiye gerçeğini biraz daha iyi görebilirsiniz,

Bu kadar iç içe geçmiş bir yapıdan “bölünme” çıkarmak, olsa olsa bir harita renklendirmesi sonucu olabilir,

 


Korku falan değil

BİR korku edebiyatıdır gidiyor,

"Sahiller AKP’nin yaşam tarzlarına müdahale etmesinden korktuğu için AKP’ye karşı çıkıyormuş,"

Bunu söyleyenler aydınlar, demokratlar, liberaller,

Ben hayatımda böyle bir saçmalık görmedim,

Şunu demeye getiriyorlar:

"Aslında herkes AKP’ye oy verecek ama bunlar mini etek giymeye, içki içmeye devam etmek istiyorlar, O yüzden AKP’ye oy vermiyorlar,"

Allah Allah!

Böyle saçma bir siyasi analiz olur mu?

İdeoloji diye bir şey yok mu?

Emin olun benim çevremde hiç kimsenin, hayat tarzlarına müdahale edilecek diye bir korkusu yok,

Zaten AKP 8 yıl içinde böyle bir şey yapmaya yeltenmedi,

Elbette ki, ideolojisine, kendi anlayışlarına uygun bazı uygulamalar yaptı ama bu hiçbir zaman doğrudan bir müdahaleye dönüşmedi,

Dönüşmez de,

Ben AKP’ye oy vermeyenlerin, en azından çoğunluğunun böyle bir endişe içinde olduğunu zannetmiyorum,

Bu, AKP’ye oy vermeyen insanları karalamak, küçük düşürmekten öte bir anlam taşımıyor,

Benim çevremde AKP’ye oy vermemiş, verip sonra vazgeçmiş pek çok insan var,

Bunların hiçbiri "korku" nedeniyle AKP karşıtı değil,

Ya da korkularının sebebi, hayat tarzlarına olası bir müdahale değil,

O korkuların neler olduğunu da başka bir gün yazarız,

Ama bazılarının dediği gibi, hayat tarzına müdahale korkusu, çok basit, hatta küçümseyen bir ifadedir,

Gerçekle de alakası yoktur,


Sahi Şahinkaya ne oldu

12 Eylülcüleri yargılamayı falan bilmem de, şu Tahsin Şahinkaya meselesini bir aydınlığa çıkarsak, hazır memlekete 12 Eylül’den bu yana demokrasi ve açık toplum havası gelmişken,

Şu meşhur Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’yı yeniler pek hatırlamaz,

Bir dönem bütün dünyayı saran müthiş bir rüşvet skandalı vardı,

ABD’nin en büyük savunma sanayii şirketlerinden Lockheed’in bütün dünyada siyasilere ve askeri yetkililere büyük rüşvetler dağıttığı ortaya çıkmıştı,

Bunun bir de Türkiye ayağı vardı,

Bütün dünyada bu konu araştırıldı, soruşturuldu, Türkiye’de ise üstü örtüldü gitti,

Sonra her baskı döneminde olduğu gibi özgür medyanın engellendiği günlerde dedikodular çıktı,

Tahsin Şahinkaya’nın büyük rüşvetler alarak dünyanın en zengin generali olduğu falan söylendi, Ama bunlar asla yayınlanamadı, araştırılmadı,

12 Eylül’ün bütün askeri figürleri hâlâ aramızdayken, Tahsin Şahinkaya yıllardır ortada yok,

Sırra kadem bastı,

Nereye gittiği, nerede olduğu hiç bilinmedi,

12 Eylül dönemine elimiz değmişken, şu Tahsin Şahinkaya meselesine de el atsa birileri,

Ben de rahatlasam,


Sen önce aklan Ahmet

AHMET Şenkal, üyesi olduğum Galatasaray Divanı’nda konuşup benim kulüpten ihracımı istemiş,

Güldüm,

Şenkal’ı herhalde bir 30 yıldır tanırım,

Galatasaraylılığım konusunda şüphesi yoktur,

Buna rağmen ihracımı istemesi komik,

Yin de doğal hakkıdır,

Ama bence Galatasaray’dan ihracımı isteyeceğine, 2, Başkanı olduğu Kürek Federasyonu’ndaki "yolsuzluk" iddialarından aklanmaya çalışsa daha iyi eder,

Çünkü sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısı iyidir,

Ben kendi kulübümü eleştirmekle suçlanıyorum,

Onun gibi yolsuzlukla değil!

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Çocuklarımız arasında ayrım yapmadığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları