Üretenin aşağılandığı ülke

"TÜRKİYE’nin geleceğini nasıl görüyorsun" sorusuna verdiğim yanıtı yazdım birkaç gün önce,

Üçe bölünmüş, federatif bir Türkiye’den söz ettim,

Batı, Orta ve Doğu diye üç federasyondan oluşan bir Türkiye’den,

Birkaç bin yorum ve mail geldi,

Olur diyen var, olmaz diyen var, Kızan var, destekleyen var, Hatta "Keşke olsa" diyen de var,

Her türden tepkiyi normal karşılıyorum,

Bugün de biraz farklı bir pencereden aynı senaryoya bakıyorum,

"Ulusal gelir" penceresinden,

Türkiye’yi buradaki haritada olduğu gibi üç parçalı bir federasyon olarak hayal edince karşımıza çıkan ekonomik tabloya bakıyorum,

Elimdeki son veriler, kamunun açıkladığı veriler ve 2007 yılına ait,

2007 yılında Türkiye’nin toplam milli geliri 470 milyar dolar olarak gerçekleşmiş,

Bunun haritada ayrılan bölgelere göre "Nüfusa göre ağırlıklandırılarak" dağılımı ise şöyle:

Batı: 291 milyar dolar,

Orta: 133 milyar dolar,

Doğu: 46 milyar dolar,

Buna göre milli gelirin yüzde 62’si Batı’ya, yüzde 28’i ortaya, yüzde 10’u ise Doğu’ya ait,

Nüfus yoğunluğunun çok daha yüksek olmasına karşın Batı’da kişi başı gelir 8790, Orta’da 5801, Doğu’da ise 3268 dolar olmuş,

Milli gelirin illere göre dağılımı 2011’de açıklanacak,

Ancak artışı biliyoruz, Bu yıl 700 milyar dolar civarında olması bekleniyor,

Buna göre ekonomi servisimizin yaptığı hesaplamayla 2010 yılında Batı 434, Orta 196, Doğu ise 70 milyar dolar milli gelire sahip olacak,

Aynı oranı kişi başı gelire yansıttığımızda 2010 yılında Batı’da kişi başı gelir 12,765, Orta’da 8520, Doğu’da ise 5000 dolar olacak,

Bildiğimiz bir başka gerçek, Batı’dan Doğu’ya kaynak aktarımı yapıldığı,

Bunu da göz önüne alırsak Batı’nın aslında görünenden daha yüksek bir milli gelire, Doğu’nun ise aslında daha düşük bir milli gelire sahip olduğu ortaya çıkıyor,

Bir başka gerçek ise üretim ve katma değerin Batı’da çok daha yüksek olduğu,

Ve son olarak da Batı’daki nüfus yoğunluğunun göç kaynaklı olduğunu göz önüne alırsak, yani Batı’ya Doğu’dan gelen büyük göçün de duracağını düşünürsek tablo daha net ortaya çıkıyor,

Şimdi siz diyeceksiniz ki: "Fatih, sen Türkiye’yi bölmeye mi çalışıyorsun?"

Asla böyle bir niyetim yok,

Sadece "salaklığı" ortaya koymaya çalışıyorum,

Bu tabloya bakınca kimin bölünmekten yana olması gerektiği ama olmadığı ortaya çıkıyor,

Ama üretimle Türkiye’yi ayakta tutanlar, bölünmesin diye uğraşanlar, Türkiye’nin geri kalanı için de değer yaratanlar her ne hikmetse sürekli aşağılanan, hakarete uğrayan, dışlanan ve çağa ayak uyduramamakla suçlananlar oluyor,

Ben sadece şunu göstermek istiyorum,

Bu ülke bir bütün olarak anlam ifade ediyor,

Eğer bunu anlamsız bulan varsa, "Borazancıbaşı" olsun,

Tabii neresine güveniyorsa,


Bu teklifi hazırlayın Kemal Bey

KEMAL Kılıçdaroğlu bir kez daha "Samimi olarak üniversitedeki türban sorununun çözülmesini istiyorum" dedi,

Kemal Bey’i az çok tanıyorum,

İnanmadığı, düşünmediği bir şeyi söyleyecek türde biri değil, zaman zaman söylediğinin arkasında duracak güçte olmasa da, o gücü arkasında göremese de,

Ama bu sorunu çözme niyetinden, isteğinden kuşkum yok,

O zaman yapacağı iş çok basit,

Bu samimiyetini Meclis açılır açılmaz gösterecek bir hazırlık yapmalı,

Türban sorunu dediğimiz eğitim sorununu, Anayasa Mahkemesi’ne takılmadan ve taşınmadan çözmek için bir hazırlık yaptırmalı,

Parti içinde çok iyi hukukçular var,

CHP’ye yakın çok da iyi Anayasa hukukçuları var,

Bunları bugünden tezi yok toplamalı, bir çalışma yaptırmalı ve bunu bir tasarı haline getirmeli,

TBMM açılır açılmaz da, "Biz bu sorunu çözmek için adım atıyoruz" diyerek sorunu çözecek yasa teklifini Meclis’e vermeli,

Eğer bunu yaparsa, Türk siyasetinde önemli bir denge sorunu yaratacağı gibi, ülkeye de çok önemli bir hizmet yapmış olur,


Kalabalığı karşı tarafa mahkûm etmek

TANSEL Çölaşan, Balçiçek Pamir’in programına katılarak referandumda "Evet" oyu kullananlara yönelik ağır ifadeler kullandı,

Bu kabul edilebilir bir şey değil,

Referandum öncesi "Hayır" oyu verecek olanlara hakaret edenler, geri zekâlı, beyinsiz, çağdışı, konsomatris gibi yakıştırmalar yapanlar ne kadar büyük bir rezaletin altına imza attılarsa, Tansel Çölaşan’ın yaptığı da aynı ölçüde rezilliktir,

Hiçbirimizin, bir diğerimizin yaptığı tercihe hakaret etme, o tercihi aşağılama hakkı yoktur,

Ben kapı gibi "Hayır" oyumu attım,

Fethullah Gülen’i dinleyip mezardaki babamı çıkartacak gücüm olsa bir "Hayır" da ona attırırdım,

Ama ben "Hayır" dedim diye "Evet" oyu verenleri suçlama, hele hele onları aşağılama hakkını kendimde hiç görmedim,

Türkiye’yi neredeyse birbirinden nefret eden iki kampa ayıranlar, işte bu Çölaşan düşüncesindekiler,

Aradaki köprüleri böyle attıkça Türkiye giderek kötüye doğru ilerliyor,

Tansel Çölaşan farkında değil belki ama köprüleri attıkça karşı taraftaki kalabalığı bu tarafa geçirme şansınız kalmıyor,

Ben size bir şey söyleyeyim mi, Tansel Çölaşan gibiler konuştukça AKP’de eller ovuşturuluyor,

Çünkü o tarafı bu kadar konsolide edecek güç kendilerinde yok,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Adamlığın bir günde değil bir ömürde ortaya çıktığını anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları