Öcalan’la güven ortamı

NEWSWEEK Dergisi, Öcalan’la görüşen eski milletvekili, şimdi Öcalan’ın avukatı Aysel Tuğluk’la bir röportaj yapmış,

Okudum,

Çok ilginç,

Devletle Öcalan arasındaki ilişkilerin nasıl yürüdüğü, nasıl yürütüldüğü konusunda şimdiye kadar bilmediğimiz, duymadığımız bilgiler içeriyor,

Tuğluk şöyle anlatıyor:

"Devlet olarak tanımladığı ekiple görüşmelerindeki ilginç diyalogları bana anlatması şaşırtıcı geldi, Gayet rahat ve güven verici nitelikteki diyaloglar gelişiyor, Örneğin kendisiyle görüşen ekibin ‘Filanca konu hakkında şöyle yapsanız, şu şekilde değerlendirseniz kamuoyu daha rahat anlar’ demesi gibi, birbirlerine karşı nazikçe öneriler yapmış olmaları enteresandı, Sanırım Öcalan ile devlet adına görüştüklerini iddia eden ekip arasındaki diyalogda güven sorunu kısmen aşılmış durumda, Birbirlerini daha iyi anlıyorlar, birbirlerine yardımcı olmak istiyorlar diyebilirim,"

Tuğluk’un konuşmalarından, Hakkâri’de 9 kişinin öldürüldüğü sırada Öcalan’ın "devleti temsil eden ekiple" görüşme halinde olduğunu, bu saldırıdan sonra Öcalan’ın görüşmelerin kesileceğini düşündüğünü ama bir ara verilmesine rağmen kesilmediğini anlıyoruz,

Öcalan’la "devlet" arasındaki diyalogla ilgili ilk kez bu kadar net bilgi sahibi oluyoruz,

Bu sürecin Kürt sorununu ve sorunun elebaşısını nereye taşıyacağını bugünden tahmin etmek güç,

Çünkü "yetkili" siyasetçilerin söylemleri ile "devlet" adına hareket ettiğini söyleyenlerin "eylemleri" paralel değil,

Yine de çözüm için önemli işler yapılıyor,

Önemli ve cesur,


Bugün ne giyelim beyler!

CHP’nin türban sorununun çözümüne ilişkin tavrı bende ciddi bir hayal kırıklığı yarattı,

Bazen konuşmamak, boş konuşmaktan daha iyi sonuç verir,

CHP, türban sorunu için Pakistan-İran yöntemi öneriyor,

Saçlar yarı kapalı olsunmuş,

Söylenecek tek şey var: "Daha neler!"

Saçların ne kadarının kapanacağıyla ilgili değil bu "yuh"um,

Kafaya kızıyorum,

Sorun bu kafada,

"Ne giyeceğine karışma" kafası,

Kime ne kardeşim kimin ne giydiğinden,

Birisi benim eşimin veya kızımın başını örtmeye kalkarsa çok kızarım, (Onlar daha da çok kızar,)

Hele bir de üzerine "Şöyle örteceksin" derse daha da kızarım,

Ama sadece ona kızmam,

Birisi, eşime veya kızıma veya herhangi bir kadına "Örtünmeyeceksin, Eteğinin boyu şu kadarı geçmeyecek" gibi bir şey söylerse ona da aynı oranda kızarım,

Bu ikisinin arasında hiçbir fark yok çünkü,

CHP’nin önerisi tam bu,

Bugün birilerine "nasıl ve ne kadar örtüneceğini" söylemek ile yarın başka birisine "ne kadar açılacağını" söylemek arasında hiçbir fark yok,

Kime ne kardeşim,

Önemli olan insanların dilediği gibi yaşama, giyinme, soyunma hakları,

Kimsenin bunu dayatmaya hakkı yok,

Kimsenin, "Şu kadar örtün" deme hakkı yok, kimsenin "Biz sizin bikininize karışıyor muyuz" deme hakkı da yok,

Çünkü o da "Bak karışırız ha" tehdidini içeren bir cümle gibi geliyor bana,

Karışmayın kardeşim, Karışmayın,

Siz modacı değilsiniz, Milleti üniformaya sokamazsınız,

Yarın öbür gün de erkeklere "Blazer giyin" mi diyeceksiniz!

 


Manzara

BİR haftadır yurtdışındaydım,

Önce Fransa, sonra İtalya,

Belki inanmayacaksınız ama oralardan bakınca, oralarda yaşayanlarla konuşunca Türkiye vaha gibi,

Hele hele İtalya’dan bakınca,

İtalya’da nüfus artışı olmadığını zaten biliyoruz,

Artık ekonomik büyüme de durmuş,

İşsizlik yüzde 10’ların biraz üzerinde ama bölgesel olarak yüzde 50’leri bulduğu yerler var,

Belki yine inanmayacaksınız ama konuştuğum pek çok İtalyan, bir süre sonra iş aramak için Türkiye’ye gidebileceğini, hatta gideceğini anlatıyordu,

İç pazarları dinamizmini tamamen yitirmiş,

Üretim artışı yok gibi,

Gayrimenkul yatırımı neredeyse yok,

Kentler nüfus kaybediyor,

Konuştuğum bir İtalyan inşaat şirketinin patronu, "Bizde durum rezalet ama yine de İspanya’ya oranla iyiyiz, Orada yüz binlerce konut alıcı bekliyor, Bazı yatırımcılar bu konutların en az 10 yıl satılamayacağını söylüyor" dedi,

Şaşırdım,

Önemli bir Alman sanayi devinin tepe yöneticisi ise "Avrupa’da lider yok, Vizyon yok, Biz bugünden yarına plan yapamayız, 10 yıllık planlar yaparız, Ama Avrupa’da değil 10 yılı, 10 ay sonrayı görecek, vizyon gösterecek lider yok, Krizin asıl nedeni bu, Bir lider gelmediği müddetçe Avrupa krizden çıkamaz" dedi,

Hepsi Türkiye’yi gıptayla izlediklerini söylediler, Pek çoğu Türkiye’ye geçmişte yatırım yapmadıkları için pişmanlar,

İçerideki anlamsız gerilimlerle bu manzarayı niye kendimiz göremiyoruz, onu anlamakta zorlanıyorum,

 


Hayal mi gerçek mi

GEÇEN hafta gitmeden evvel, "Gerçek gazeteciler gazetelere sansür istemez" diye yazdım,

Yazının muhatabı yanıt verdi yokluğumda,

"Eleştiriler gerçek gazetecilerden gelseydi yanıt vermeye değer bulurdum" diye,

Güldüm,

Onun baktığı noktadan bakınca bizim "gerçek gazeteci gibi" görünmememiz çok normal,

1,5 yıl içinde Türkiye’nin bayi satışında 2,, etkinlikte 1, gazetesini yaratan bir ekibin "gerçek gazetecilerden" oluşmadığını zannedenlere bundan böyle söyleyecek tek kelimem olmaz,

En iyisi, bu gibileri kendi gerçekleriyle baş başa bırakmak,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kötülükten iyilik doğmayacağını anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları