Saldırın da yalanlarla değil

“YAVŞAKLAR”la ilgili yazım galiba bazılarının ağırına gitti,

Derin ve kökten bir saldırı başlattılar,

Sanıyorlar ki, ben bunları umursarım,

Sizin altınız bağlanırken, ben bu saldırılarla uğraştım yıllarca,

Ne yolumuzu değiştiririm, ne çekinirim,

Öyle yürürüm, Gerekirse yalnız,

Ama bakın yalan yazmayacaksınız, İftira atmayacaksınız,

Bazıları var içlerinde, Tanıyoruz, “Misyon gazetesi” diye gazete çıkarıyorlar, Neyse misyonları bilen yok, Gizli, Ama kendileri söylüyor “Var” diye,

Onlardan birinde yazan bir yeniyetme demiş ki: “Kardak’a bayrak dikti, Roma’da gösteri düzenledi, Şunu yaptı bunu yaptı,”

İşte bunu yazana “Hooop” derler,

Kardak’a bayrak dikmedim, Dikilmesinin haber yapılmasına da karşı çıktım, Diken belli, Adıyla sanıyla, Ben sadece muhabir olarak olaydan sonra Kardak’a gittim,

Ayıp değil mi yalan yazmak,

Bu kadar mı haysiyetsizsiniz, beni karalamak için yalan yazacak kadar,

Roma’da gösteri düzenlemişim,

Buna da “Hooop”,

Roma’da gösteri falan düzenlemedim, PKK’lılar bir gösteri yaparken onların saldırısına uğradım, 20 gazeteci vardı orada, Canımızı zor kurtardık,

Kaçtık, Bir grubu peşime düştü, Bir tanesine patlatmak zorunda kaldım,

Ne yapacaktım? Paşa paşa dayak mı yiyecektim?

Yalan yazmak ayıptır yavrucuklar,

Doğruyu bulamayınca yalanlarla karalamak alışkanlığınız olabilir ama bu kadarı ayıp,

O satırları yazan için ben de kalkıp “Papa suikastında Ağca’nın yanındaydın” desem, olur mu?

Ben bunu yapmam,

Yanılırım belki ama yalan yazmam,

Bu arada Ahmet Kaya ile ilgili yazıma Ahmet Kekeç de takılmış,

Kekeç’i beğenirim, Düzgün adamdır, Dobra adamdır,

Demiş ki, “Ahmet Kaya o sözleri söylemediğini açıkladı sonra, O yüzden özür dilemelisin”,

Bak söyleyeyim, Ahmet Kaya o sözleri söylemediyse benim yazım da yok hükmündedir; çünkü benim yazım o sözlere yanıttır,

Ama yine de anlamadığım bir şey var,

Nedir bu Ahmet Kaya’yı bayraklaştırma girişimi?

Keyifle dinlediğimiz bir şarkıcıydı o kadar, Attila İlhan’ın, Yusuf Hayaloğlu’nun sözleriyle şahane şarkılar söyleyen bir adam,

Daha ötesi yok benim için,

 


 

 ‘Kürtlerle Dans’ Part-2

CHP’nin 2011 seçimlerinde BDP ile işbirliği yapması, nasıl olduğu belirsiz bir şekilde dillendirilince epey bir gürültü çıktı,

Ben henüz tam bir kanaat oluşturamamış olsam da, bunun konuşulmasında açık bir sakınca görmüyorum,

Siyasetin olağan akışına dönmek lazım aslında, Kesilmediği 1980 öncesine,

Yaşı uygun olanlar hatırlar, O dönemde Doğu ve Güneydoğu’da birbirine çok yakın düzeyde oy alan 2 parti vardı,

AP ve CHP,

Bu durum Kürt siyasetinin bir bölümünün HEP’le başlayan süreçte ayrışmasıyla bölgede CHP kalmadı,

Çünkü "laik" ve "az feodal" yapılar, HEP’le başlayan ve bugün BDP ile devam eden parti çatısı altında toplandılar,

Türk solu bu yapıyı bir kez kırmak istedi, Erdal İnönü zamanında bu siyasi anlayışla bir işbirliğine gidildi ve sol 12 Eylül’den, daha doğrusu siyasetin nispeten normalleşip yasakların kalkmasından bu yana rekor oyunu aldı,

Şimdi benzer bir işbirliğinin konuşulmasında açıkçası ben bir zarar görmüyorum,

BDP "bölücülük karşıtı" olduğunu açıklamışken, Kürt siyaseti normal mecraya doğru yönlenmişken, terör ortadan kalkma yolunda ilerlerken, siyasetin "kendi yatağına akmasından" daha normal bir şey olamaz,

Geçmişte kaldığı BDP’lilerce net bir şekilde ifade edilen "bölücülük" dışında, "laiklik" gibi temel pek çok değeri ortak olan bir siyasetin birlikte hareket etmesi, Türkiye’nin normalleşme ve terörden arınma sürecine sadece katkı yapar,

Kürt sorununun çözülme yolundaki adımlarını hızlandırır,

Bence bu işbirliğinin hiçbir sakıncası yoktur,

Tam aksine uzun vadede faydaları olabilir,

Yeter ki, BDP 20 yıl önce yapılan hatalardan dersini çıkarmış olsun,

Bu işbirliğini bir şov değil, bir çözüm mekanizması olarak kullansın,

Türk solu geçmişte Kürtlerle Dans’ı denedi,

Partneri ayağına bastığı için uzun süredir de topallıyor, Ama belki geçen zaman içinde herkes adımlarını nasıl atacağını daha iyi öğrenmiştir,

 


Schuster yüzde yüz haklı

BEŞİKTAŞ Teknik Direktörü Schuster, "1960’ların futbolu oynanıyor" deyince hedef oldu zavallı,

Oysa yalan mı?

Geçen günlerde HT Spor’da Serdar Ali Çelikler’in muhteşem bir analizi vardı,

Bence Serdar, şu sıralar en iyi analizleri yapan spor yazarı ve diyordu ki: "Digiturk’ten İngiltere, İspanya ligini izleyince bizim futbolumuzun futbol olmadığını görüyorum,"

Yalan mı?

yazinin devami icin tiklayiniz


Bravo Cemal

SONUNDA Galatasaray yönetiminden bir aklıselim çıktı ve doğruyu yaptı,

Cemal Özgörkey, "istifayı bastı",

Çok yerinde bir hareket,

Normal şartlarda Galatasaray’da yönetim kurulu üyelerinin istifası hoş karşılanmaz, Âdetimizde yoktur,

Ama bu kez durum farklı,

yazinin devami icin tiklayiniz

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Yanlışa göz yummanın yanlışa ortak olmak anlamına geldiğini anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları