Bazı çocuklar değerlidir bazıları değil!

BU oldu ya, artık ölsem de gam yemem,

Türkiye’nin “entel, dantel, özgürlükçü, ileri demokrasici” yazarları dün şöyle yazdılar:

“E o da hamile haliyle gösteriye katılmasaydı,”

19 yaşında genç bir kadın, polislerden dayak yiyip bebeğini düşürüyor, “demokrat yazarlar”, Türkiye’de özgürlüklerin arttığını savunmaktan bitap düşen yazarlar, “O da gösteriye katılmasaydı” diye yazıyor,

Oysa belki de olay çıkarma, kavga etme niyeti olmadığı için gösteriye hamile haliyle katılmakta bir beis görmemiştir,

Bilebilir misiniz?

Dövenin, dövdürenin, “Dövün bu şerefsizleri” diyenin kabahati yok “demokratlara” göre,

Eee, Nasreddin Hoca boşuna çıkmadı bu topraklardan,

O zaman ben size başka bir soru sorayım, ister misiniz?

Mavi Marmara’da hani şu İsraillilerin katliam yaptığı gemide 6 aylık bebeler vardı,

10’lu yaşlarında çocuklar vardı,

İsrail’e kızmadık mı, “Bebelere, çocuklara, kadınlara saldırdınız” diye,

Haklıydık, Saldırmışlardı,

Peki ne fark var arada?

Mavi Marmara’daki çocuklar ve kadınlar kadın çocuk da, dövülen kadın ve düşürdüğü çocuk ne?

Enik mi?

Yazıklar olsun size entel dantel demokratlar!

Bunu da dediniz ya,

Aynaya nasıl bakıyorsunuz bilmiyorum,

Ama fazla yaklaşmayın aynaya da tükürük bulaşmasın,


Haydarpaşa Garı

 

Yıllarca Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda (UNDP) Türkiye’yi temsil eden emekli Büyükelçi Üner Kırdar dostum, ağabeyim dün hoş bir fotoğraf yollamış,

"Al da gül biraz" diye,

Gülecek halim olmadığı için gülemedim ama fotoğraf gerçekten çok eğlenceli,

"İhmal sonucu" yaktığımız Haydarpaşa Garı’nın "Türk usulü" tamirattan sonra nasıl bir görüntü alacağını merak edenler için,

Buyurun size "yeni Haydarpaşa Garı",


Demokrasi, basın toplantısıyla gelmez

Dün Ankara Siyasal’da ya da bilinen adıyla Mektebi Mülkiye’de "yumurta şenliği" vardı,

Amacı belli küçük bir grup öğrenci, konuşma yapmak için gelen siyasetçilere pek de hoş davranmadı, Canları dinlemek değil protesto etmek istiyordu, Sayıları az ve provokasyon için geldiği belli olan bir gruptu bu,

Konuşturmadılar bile,

Önce CHP’li Süheyl Batum’u, sonra AKP’li Burhan Kuzu’yu protesto ettiler, yumurta yağmuruna tuttular,

Burhan Hoca, olan biteni görmesine rağmen yine de geldi, Ama gereğinden fazla sinirlendi, Konuyu okulun dekanının istifa etmesi gerektiğine kadar götürdü, Haletiruhiyelerini anlıyorum, Ben de yaşadım, Bazen üniversitelere konuşma yapmaya gittiğimizde böyle olaylarla karşılaşıyorum,

Konuşabilirsem konuşuyorum, iş zıvanadan çıkarsa sessizce sıvışıyorum, Çünkü gençler böyle olabiliyor,

Ama aşırı tepkiye ve az sayıda provokatöre gösterilecek tepkiyi abartmak, hele hele "ileri demokrasiye" geçtiysek, "daha özgür bir ülke" olduysak hiç doğru değil,

Bakın Batı’nın bizim kadar ileri olmayan demokrasilerine,

Bakanlar, başbakanlar yumurta yağmuruna tutuluyor, Bazılarının suratına pasta yapıştırılıyor, Schröder tokat bile yedi,

Ama hiçbirinde protestoculara karşı "kan davası" güdülmedi,

Çünkü demokrasi, bir ifade özgürlüğü rejimi,

Bu özgürlük, özellikle gençler tarafından bazen biraz şiddetli olarak arzulanıyor olabilir,

Gençlerin "delikanına" karşı bir miktar "salimkanlı" olmak lazım, Demokrasi bu anlarda gösterilecek akılcı tavırla geliyor, basın toplantısıyla değil,

Bir küçük hatırlatma yapayım,

Galiba 1968’di, Büyük ihtimalle aynı salonda önce Faruk Sükan’a, sonra İsmet İnönü’ye küçük bir grup saldırmış, beterini yapmıştı,

O nüveden Türkiye’yi 1980’e kadar getiren süreç başladı, Gerekirse olay olay bakın görürsünüz,

Aynı yere geri dönmenin alemi yok, Bana göre bu da açık bir provokasyon, Kokusu çıkar zaten,,,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bir kişinin suçundan 10 kişinin hayatını karartmadığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları