YÖK Başkanı: Öğrenciler dertlerini anlatsın, ben moderatörlük yaparım

ÜNİVERSİTE öğrencileri Türkiye’de yeni bir tartışmayı başlatınca, Ankara Temsilcimiz Muharrem Sarıkaya dün sabah YÖK Başkanı Özcan’ı Ankara Büro’muza kahvaltıya davet etti,

YÖK Başkanı ile Muharrem Sarıkaya’nın yaptığı sohbeti, haber sayfalarımızda okuyacaksınız,

Bu arada YÖK Başkanı Prof, Özcan, Muharrem’e bana iletilmek üzere bazı şeyler söylemiş,

Söyledikleri şu:

"Öğrencilerin fikirlerini rahatlıkla söyleyebilecekleri bir ortamları olsun, Televizyonlarda onlara karışılmadan bir saat ifade şansı verilsin, Televizyonlarda konuşabilecekleri bir ortamları olsun, Gazeteler de de aynı,

Televizyon ve gazete temsilcileriyle bir araya gelebiliriz, Onları bir araya getirmeden (öğrencileri ve siyasetçileri) haftada bir akşam öğrencilere program ayrılır, Öbür hafta muhataplar çağrılır, yanıt istenir, Her türlü sorunları, hatta yemekhane sorunları bile tartışılır, Böyle bir programda moderatörlük yapabilirim, Gerçi ben olursam doğrudan YÖK tartışmaya açılır, öğrenci sorunları konuşulmaz, O nedenle başkaları başlatsın, ben ileride moderatörlük yaparım,"

YÖK Başkanı’nın bu önerisine ben açığım,

Prof, Özcan, öğrencilerin seslerini duyuramadığını da belirtmiş, Şöyle diyor:

"Öğrenciler kendilerini yeterince ifade etme şansı bulamıyor, Öğrenci iki şey yazıyor, bir yerlere yapıştırıyor, apar topar kaldırıyoruz, Yürüyüş yapacaklar, izin verilmiyor, Böyle olunca bazıları öğrencileri yönlendirmeye çalışıyor ama bunlar küçük şeyler, Her zaman böyle bir grup var, ekip değişmiyor, Daimi bir ekip var bu eylemlerde, bir de gezginci bir ekip var,"

Prof, Yusuf Ziya Özcan’ın söyledikleri, aslında bizim günlerdir yazıp çizdiklerimizden farklı değil,

Bu gençlere, bu öğrencilere kulak verilmesi, sözlerinin dinlenmesi gerektiğini söylüyoruz hep,

Gençleri aşağılayarak, karalayarak bir yere varmak mümkün değil,

Ben YÖK Başkanı’nın teklifine açığım,

Habertürk Televizyonu da açık,

Öğrenciler gelsin,

YÖK Başkanı moderatörlük yapsın,

Anlatsınlar dinleyelim,

Copla, biber gazıyla, tekmeyle tokatla bu işler olmaz,

Bunu YÖK Başkanı da biliyor,

Ben öyle anlıyorum,

 


 

Milli Eğitim Bakanı’nı kandırıyorlar mı?

GEÇEN hafta Milli Eğitim Bakanlığı’nın Danıştay’a yolladığı yanıtı manşet yaptık,

Bakanlık, SBS’nin velilerin hırsı yüzünden kaldırıldığını, velilerin çocukların çocukluklarını yaşamalarına imkân vermeyerek sınavı olumsuz bir şey haline getirdiği söylemişti,

Milliyet yazarı Mehmet Tezkan, bu haberimiz üzerine bir eleştiri yazısı kaleme almıştı,

Yazısı üzerine Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Mehmet Tezkan’ı aramış, "velileri suçlayan bir itiraz dilekçesi vermediklerini" söylemiş,

Bakan Çubukçu, Mehmet Tezkan’a, "Anket yaptırdım, Velilerin sıkıntılarını dinledim, Onlardan gelen talep üzerine SBS’yi kaldırdım, Bunları yapan ben, nasıl olur da velileri suçlarım, Tam tersi, velilerin yanındayım" demiş,

Madem öyle demiş, Sayın Bakan Nimet Çubukçu’ya biraz bilgi vereyim,

Bu bilgiyi, bir bakanın "doğru olmayan bir şey söylemeyeceğine" inandığım için veriyorum,

Sayın Çubukçu,

Anladığım kadarıyla alt kadrolarınız sizi yanıltıyor, doğru olmayan bilgiler veriyorlar ve siz de bu bilgilerle gazetecilere bilgi veriyorsunuz,

Bakın, bakanlığınızın Danıştay’a gönderdiği resmi yazıda ne diyorsunuz,

İnanmazsınız falan diye detaylı yazacağım,

Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği antetli bir evrak, Danıştay 8, Dairesi Başkanlığı’na gönderilen 05 Ekim 2010 tarihli resmi "cevabınızın" sayısı, B,08,0,HUM,0,00,00,00-2010-200-11-4873/38760,

Danıştay’a yolladığınız bu resmi cevabınızın 2, sayfasının 3, paragrafında "Velilerce bunun abartılarak hem dershaneye, hem özel derse göndermek suretiyle öğrencilerin bunaltıldığı ve nefes alamaz hale getirildiği görülmüştür, Öğrencilerin sınav odaklı yaşamaktan sosyal etkinliklere vakit ayıramadıkları ve son derece stresli oldukları anlaşıldığından kademeli olarak bu sınav sisteminin kaldırılmasına karar verilmiştir" deniliyor,

Anladığım kadarıyla hukuk müşavirliğiniz sizi yanıltıyor,

Bence Danıştay’a yolladığınız şu cevap yazısını alın bir okuyun lütfen,

Mehmet Tezkan’ı sonra yine ararsınız isterseniz,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Her şeyden kaçanların vicdanlarından kaçamayacaklarını anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları