Uyurken suç işleyebilirsiniz

GÜNLER önce yazdık, "Teğmenin telefonuna terör örgütü mensuplarının numaraları birkaç saniye içinde eklenmiş, Hem de telefona polis tarafından el konulmuşken" diye,

Önce bir sessizlik oldu,

Sonra açıklama geldi,

"Telefondaki bilgileri almak için bilgisayara bağlandığı sırada bu numaralar yanlışlıkla yüklenmiş, Bunları delil olarak sunmayacağız" diye,

Teğmenin telefonundaki bilgiler Exel dosyasına aktarılırken bir karışıklık olmuş,

İnandırıcı mı?

Vallahi aslında inandırıcı, Daha doğrusu inandırıcıydı,

Ta ki dün de yine bir benzer durum ortaya çıkıncaya kadar,

Bu kez de bir albayın telefonunda "uyduruk mesaj" çıktı, Albay sözde bir seks işçisiyle buluşacakmış, Bunu bildiriyor mesajla,

Aynı şekilde telefon Emniyet’teyken bu mesaj telefona giriyor,

Büyük ihtimalle bunun da yanlışlıkla yazıldığı yolunda bir açıklama gelecektir,

Bunlardan teğmenin başına gelen açık bir "suçlu ilişkilendirme", ikincisi ise çok açık bir "itibarsızlaştırma" operasyonudur,

Bununla ilgili yapılan açıklamalar ise inandırıcı olmaktan uzaktır,

Böyle bir durumda hiçbir Türk vatandaşı, "Suçtan uzağım, Başıma bir şey gelmez" rahatlığı içinde olmasın,

Bu mesele öyle basit açıklamalarla geçiştirilemeyecek kadar önemli,

Polise güven, adalete güven açısından önemli,

Bu işlerin nasıl olduğu, gerçekten bir yanlışlığın söz konusu olup olmadığı derin bir şekilde incelenmeli,

Aksi takdirde evinizde otururken, hatta uyurken bile haberiniz olmayan bir suç veya yüz kızartıcı bir eylemle ilişkilendirilme olasılığı herkesi tedirgin eder,

En başta da dürüst yurttaşları,


Havanda başkanlık suyu

BAŞBAKAN Erdoğan, "Başkanlık sistemini halka anlatmamız lazım" diyor,

Doğru anlatmak lazım,

Ama galiba halka anlatmadan önce AKP içinde bir anlatmak lazım,

Sonra halka anlatacaklara anlatmak lazım,

Çünkü başkanlık sistemiyle ilgili kimsenin kafasında netleşmiş bir şey yok,

Hatırlar mısınız bilmem, Bu "başkanlık sistemi meselesini" ilk yazan bendim, 2004 yerel seçimleri öncesiydi, Başbakan Erdoğan’la Diyarbakır’a gidiyorduk, Uçaktaki tek gazeteci bendim,

Tayyip Bey, "Türkiye için başkanlık veya yarı başkanlık sistemi en uygun olanı" demişti,

Ben de bunu o zaman yazdığım gazetede kaleme almıştım, Türkiye aylarca bunu tartışmıştı,

Sonunda iş öyle bir noktaya gelmişti ki, Cemil Çiçek çıkmış ve bu konunun gündemde olmadığını söylemişti,

Tabii o günler, bugünler gibi değildi,

Bunu şimdi daha iyi görüyoruz, Türkiye’de o zaman hükümet dışı güç odakları vardı, Başbakan o dönemde tartışmalı konularda ısrar etmiyordu,

Bugün ise durum farklı,

Partisi de, Başbakan da artık daha güçlü, Devlete daha hâkim, Dış ve iç etkenlere karşı çok daha dayanıklı,

Anlıyoruz ki, parti adına konuşanlar ne derse desin Başbakan Erdoğan’ın kafasının bir yerinde başkanlık sistemi var,

Bunu Anayasa değişikliğinde gündeme getirmese de, bir süre sonra getirecek,

Tabii Cumhurbaşkanı Gül ve ardından Mehmet Ali Şahin ve hatta açık açık konuşmayan pek çok AKP’linin kafasında "Uygun mu?" sorusu var,

Bu sorunun yanıtını vermek, ancak tartışmakla, konuşmakla mümkün,

Keşke Başbakan Erdoğan kafasındakini açıklasa da üzerinde konuşabilsek,

Çünkü şu anda hepimiz havanda su dövüyoruz,

AKP’nin önde gelen isimleri ve Cumhurbaşkanı dahil,


KGS denilen saçmalık

KARAYOLLARI şu KGS uygulamasını ne zaman değiştirecek diye bekliyorum,

Her akşam özellikle Boğaz köprülerinde inanılmaz bir trafik, Hatta gün içinde bile yolda "kart dilenmek" zorunda kalan sürücüler ve kart bezirgânları,

Karayolları "İlle de KGS kartı" diyeceğine, sistemi "kredi kartına" uygun hale getirse hiç böyle bir sorun olmayacak,

Türkiye’de otomobili olup da cebinde kredi kartı olmayan yoktur herhalde,

En azından kredi kartı, KGS kartından daha yaygındır,

KGS kartı olmayan, yurtdışından gelmiş olan, otomobiliyle seyahat eden turist, her kimse gişeye geldiğinde kredi kartını uzatıp ödemesini yaparak geçse çok daha rahat, çok daha kolay değil mi?

Ama her nedense Karayolları, KGS denilen gereksiz uygulamada ısrar ediyor,

Millet de gişe önünde yalvarmak zorunda kalıyor,

 


 

Bakanlık mı getirecek!

ARTIK gençler için düzenlenen konserlere gençler gidemeyecek,

Çünkü pek çok konserin, doğru düzgün müzik etkinliğinin sponsoru, alkollü içecek firmaları,

Dünyanın en önemli müzisyenleri, müzik grupları bu firmalar sayesinde Türkiye’ye geliyordu, biz de çocuklarımızda bunları dinleme fırsatını yakalayabiliyorduk,

Ama artık bu hayal oldu,

Çünkü eğer bir içki firması sponsor olduysa bu konserlere 24 yaşın altındakilerin gelmesi yasak,

Peki gençlerimiz bu konserlere nasıl katılacaklar?

Bu yasakları getiren TAPDK’nın bir fikri, bir önerisi var mı?

Olduğunu zannetmiyorum,

Ya Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay’ın bir fikri, bir önerisi var mı?

Acaba bu işler için bakanlık bütçesinden bir pay mı ayıracak?

 
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Karanlıktayken gölgemizin bile bizi takip etmediğini anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları