Kadınca bir düşünce ve düşündürdükleri

DEFNE Joy Foster’ın trajik ölümü, iki gündür en çok konuşulan mevzu oldu galiba,

Önceki gün yazı işlerinde dikkat ettiğimiz bir şey vardı:

"Foster’ın çocuğu bir gün gelip de annesinin ölümüyle ilgili yazılanları okuduğunda kendini fazladan kötü hissettirecek bir şey yazmayalım ve bugün de ailesinin üzüntüsünü olmadık iddia ve yorumlarla daha fazla üzmeyelim,"

Dün de sabah yazı işleri toplantısının ana konusu buydu,

Herkes bir şeyler konuştu,

Kimi eşinin cenazesini almaya giden kocanın zor durumunu anlattı, kimi Kerem Altan’ın niye hemen eve doktor veya ambulans çağırmadığını sorup arkasında çapanoğlu aradı,

Biraz dinledikten sonra ruhumun sıkıldığını hissettim,

Bize neydi, kime neydi!

Olan olmuş, ölen ölmüştü,

Ölümden öte köy var mıydı?

Varsa da bilen yoktu en azından,

"Keselim bu mevzuyu" dedim,

Ve her zaman toplantılarımızın vicdanı olan Ayşe Karasu’ya döndüm,

"Değil mi Ayşe" diyerek,

Ayşe ki, dedikodudan hazzetmez, cinsel ayrımcılıktan nefret eder, kadın haklarını en makul biçimde savunur, yüzüme baktı,

"Haklısın, konuşmamak lazım ama ben Defne Joy Foster’a kızgınım" dedi,

Şaşırdım,

"Niye" dedim,

"Bilmiyorum, Yargılamak bizim işimiz değil elbet, Ama sanki anne baba olmanın bir sorumluluğu olmalı diye düşünüyorum, Eğer küçük, bize muhtaç bir çocuğumuz varsa, en azından onlar için riskten biraz uzaklaşmamız lazım, Riskli bir hayattan kaçmamız lazım, En azından benim fikrim bu, Sakın yanlış anlama, Foster’ı yargılamak için söylemiyorum bunu, Herkesin kendi hayatı ama ben şimdi o çocuğu düşündüm" dedi,

Ayşe tanıdığım en iyi annelerden biriydi ve düşününce hak verdim ona,

Kızımın doğduğu günleri hatırladım,

Otomobilin gazına daha az basar olmuştum, En yakın, birkaç yüz metrelik yola bile emniyet kemeri takmadan gitmiyordum,

Eskiden düşünmeden aldığım riskleri almaz oldum,

Eskiden koşarak gittiğim muhabirlik işlerinde bile korkak davranmaya başladım,

İnsan kendi için mi yaşar, yoksa çocukları için mi? Hayata bir kez geliyoruz denebilir elbet,

Yine de her şeyin bir makul ölçüsü olmalı!

 


Çok vahim bir iddia

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart aradı,

"Nişasta bazlı şekerle ilgili yazdıklarınız ve gazetenizin yayınları için teşekkür ediyorum, Binlerce çiftçi adına" diye başladı söze,

Kart’a göre, pancar ekimine getirilen kısıtlamalar nedeniyle sadece Konya bölgesindeki çiftçilerin yıllık ekonomik kaybı 50 milyon dolar civarındaydı, "Büyük bir mağduriyet yaratılıyor" dedi,

"Siz büyük bir iyi niyetle ‘Bakanlıklar ilgileniyor’ diye yazıyorsunuz, Doğru ilgilenirler, Size karşı kayıtsız kalamazlar ama bir çözüm bulamazlar, Bu işi engelleyemezler" diye de ekledi,

"Niye?" diye sordum,

Anlattı:

"2005 yılında Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Mustafa Çetin başkanlığında bir toplantı yapıldı, Toplantının amacı Cargill’e karşı açılan davalar karşısında ne yapılabileceğiydi, Toplantıya Bayındırlık ve Sanayi bakanlıkları ile DPT temsilcisi katıldı, Ama onların yanı sıra Cargill firması yetkilileri de kamunun yaptığı bu toplantıya girdiler, Düşünebiliyor musunuz? Devlet bir firmanın çıkarlarını korumak için yargıya karşı tedbir arayışına giriyor, ‘Tesisin faaliyetlerini yürütebilmesi için hukuki olarak ne yapılabilir’ sorusu için devletin kurumları toplantı yapıyor, Amerikan firması temsilcileriyle,"

Bu önemli bir iddia,

Atilla Kart bu iddiasının belgeli olduğunu söyledi ve "Başbakanlık Hukuk Müşavirliği’nin B,02,0HUK,641,02S-2005-1666-3020" sayılı yazısını faksladı,

Eğer hal bu ise durum gerçekten vahim demektir,

Not: Şeker-İş Sendikası da yayınlarımızdan ötürü teşekkürlerini iletmiş, Sağolsunlar, Teşekkür almak değil, halk sağlığı adına sonuç almak istiyoruz,

 


Sosyal medya ve amaç farkı

TUNUS’taki ve Mısır’daki eylemlerin Twitter ve Facebook üzerinden organize olması, toplumsal muhalefetin buralarda yeşermeye başlayıp sokağa çıkmasıyla ilgili yorumları okuyorum,

Bunun, bu tip sosyal medyaların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini yazıp çiziyorlar,

Haklı olabilirler ama bu durum Türkiye için geçerli değil,

Mısır’da Facebook ve Twitter, diktatörleri düşürmek için kullanılıyor, bizde ise birilerini yatağa düşürmek için,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Ateşe elini uzatan, yanmayı göze aldığının farkında olduğu zaman

Erişilebilirlik Araçları