Kızın olsa yazar mıydın Hıncal Abi?

HINCAL Uluç uzun zamandan beri varlığını hissettiren bir yazı yazmıyordu, Dün bunu başardı, Ama keşke başarmasaydı,

Defne Joy Foster’ın arkasından "abuk" bir yazı yazarak,,, "Su testisi su yolunda kırıldı" diyerek,,, "18 aylık bebeği olan bir kadın, daha o gece tanıştığı adamın evine koşmaz" diye "ders" vererek gündeme geldi,

Yapma Hıncal Abi,

Bize ne bundan, sana ne bundan,

Sen bunu, Defne Joy Foster’ın yaptığını savunan bir yazı gördün, yapılanı doğrulayan bir satır okudun mu? Savunmadık ama karışmadık da,

O ayrı mesele, Aile meselesi, Onun acısını yaşayana bırak, Sen acıya acı katma,

Bak ne diyorsun: "Yarın o bebek aklını başına toplayacak yaşa geldiğinde ‘Baba bana annemi anlat’ dediğinde ne anlatacak İlker Yasin,"

Madem bu kadar duyarlısın, o zaman bu yazı ne?

İlker Yasin bir şey anlatır, Ne anlattığı, ne anlatacağı seni ilgilendirmez, Ama ya İlker Yasin’in çocuğu okuyacak yaşa gelip, senin yazdığın bu yazıyı okuyup da "Annem su yolunda kırılmış testi" desin mi istiyorsun!

Ayıp Hıncal Abi,

Seni yakından tanıyan biri olarak soruyorum, daha doğrusu sormuyorum, Kesinlikle söylüyorum,

Defne Joy Foster, senin "kanatlarının altında" dolananlardan biri olsaydı ve başka birisi, dün yazdığını senin "koruman altındakine" yazsaydı en büyük tepkiyi sen gösterir, ortalığı ayağa kaldırır, savunmalar yapardın,

Yapmaz mıydın, doğru söyle, Bana söylemiyorsan, kendine söyle en azından, Aleyhte yazanları "ucuz ahlak bekçiliğiyle" suçlamaz mıydın!

Sakın yanlış anlama,

Defne Joy Foster’ın yaptığını savunuyor, "Aman ne iyi yapmış" falan demiyorum,

Dediğim şu: "Bize ne? Biz herkesin bekçisi miyiz, sorumlusu muyuz?"

Kim veriyor bize bu "özel" yetkiyi? Var mı böyle bir yetkin?

Benim yok şahsen,

Kocasının ruh halini soruyorsun, İster ölümüne üzülür, ister ölüm biçimine çıldırır, Onun üzüntüsüdür bu, Senin derdin, sorunun değil, Benim de değil, Hiçbirimizin değil, Onun, sadece onun,

Onun acısına acı katmak da bizim işimiz değil,

Bak fotoğraflara,,, Sarılmış tabutuna uğurluyor onu,

Görmedin mi?

O halde sana ne Hıncal Abi! Bize ne!

Ve bazı yazarlara sormuşsun yazında, "Defne senin karın olsaydı yine bu yazıyı yazar mıydın?" diye,

Bak ben de sana bir soru soruyorum Hıncal Abi,

"Defne senin kızın olsaydı bu yazıyı yazar mıydın?" diye,

Yazmazdın değil mi?

Peki kendi kızlarımıza yazmayacağımız yazıları, başkalarının kızlarına yazma hakkını bize kim veriyor Hıncal Abi?

Dobralık mı Hıncal Abi?

Hadi canım bırak sen de!

 


Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’na uyacak

GENELDE arayarak bilgi veren Tarım Bakanlığı, fruktoz meselesinde birdenbire gerildi ve "sert bir ihtarname" ile yanıt verme yoluna gitti,

Özetle diyorlar ki, "2003 yılından 2010 yılına kadar geçen sürede nişasta bazlı şeker kotası yüzde 14’ten yüzde 9,57’ye düşmüştür",

Pancar üretiminin de arttığını belirtiyorlar ve 8,9 milyon tondan 9,5 milyon tona çıktığını söylüyorlar, Ancak pancar ekimi yapan çiftçi sayısının yüzde 65 oranında, pancar ekilen alanın da yüzde 20 oranında düştüğünü itiraf ediyorlar,

Türkiye’de yeni biyogüvenlik yasası gereği GDO’lu mısır girmediğini de açıklıyorlar, Ve "Hibrit mısır giriyor" diyorlar,

Ben de soruyorum, "Bu tohumlar kısır mı, değil mi?" diye,

"Bizi dışa bağımlı yapıyor mu, yapmıyor mu?" diye,

Ve şöyle bitiriyorlar "ihtarnamelerini":

"Nişasta bazlı şeker olarak bilinen mısır, patates, buğday ve benzerlerinden elde edilen fruktoz şuruplarının daha fazla obeziteye neden olduğuna veya insan sağlığına daha zararlı olduğuna dair kesinleşmiş bir bilimsel görüş bulunmamaktadır,"

Evet, kesinleşmiş bir görüş yok, Ama şüpheler çok, Üstelik kesinleşmeme nedeni olarak da bu üretimi yapan kuruluşların yoğun lobi çalışmaları olduğu biliniyor,

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’nın 8 Şubat’ta yapacağı toplantıda elde edilecek sonuçlara uyacağını da taahhüt ediyor ki, benim için önemli olan bu,

Şimdi gözüm Sağlık Bakanlığı’nda,

Bakalım ne sonuç çıkacak,

 


Mutlu gazetecilik

DÜN manşetimizde iki oğlu da böbrek hastası olan ve ancak, ne yazık ki sadece birine böbreğini verebilecek olan bir babanın dramını anlattık,

Baba Namık Akar dün aradı,

Çok teşekkür etti,

"Haberinizle dünyamız değişti, Evimizdeki negatif hava dağıldı, Hep birlikte umut dolduk, Türkiye’nin dört bir yanından böbreğini bağışlamak isteyenler arıyor, Sağolun, İyi ki varsınız" dedi, Şimdi Antalya’ya doğru yolda, Oğluna böbrek bulmak için,

Bu telefonla dünyası değişen asıl biziz,

Bu meslek güzel bir meslek, Bazen Hıncal Uluç gibi "insanların dünyasını yıkmak için", bazen de bu haberde olduğu gibi "insanların dünyasını aydınlatmak için" yapılabiliyor,

Tercih yapana kalmış,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Frenin duvara toslamamak için koyulduğunu anladığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları