Diyanet’in densizliği

DİYANET İşleri Başkanlığı buyurmuş: "Cemevleri ibadethane değildir, Cemevlerinin mabet gibi gösterilmeye çalışılması, tarihi tecrübeye ve bilimsel kriterlere uygun düşmez,"

Okudum ve ne desem bilemedim,

"Yuhhh" demek en basiti aslında,

Bu kadar şuur yoksunu bir açıklama olabilir mi?

"İnançtan" bahsediyorlar ve yanına "bilimselliği" koyuyorlar,

Sormak isterim Diyanet’e, inançta bilimsellik aramak neyin nesidir?

Hangi inançta aramışsınız ki cemevinde arama gayretkeşliği içine giriyorsunuz,

İnanç inançtır,

Bilimsel veya değil, Ki, genelde bilimsellikle de uzaktan yakından alakası yoktur, Olması da gerekmez,

Bir yerin ibadethane olup olmadığına karar vermek de sizin işiniz değildir,

İsteyen yarın bir çukur kazar ve "Burası benim ibadethanem" der, inancının adını da istediği gibi koyar,

Karışamazsınız,

Bir inancın meşru olması için ille de yaygın olması gerekmez,

Eğer öyle olsaydı, bütün dinler başlamadan biterdi,

Üstelik de Alevi inancı bu coğrafyada oldukça yaygın bir inançtır,

Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevilik veya bir başka inanç hakkında bugünkü konumuyla ahkâm kesme hakkına sahip değildir,

Olsa olsa "Bizim ilgi alanımızda, bilgi alanımızda değildir" der, konuyu kapatır,

Ama nerenin kimin ibadethanesi olduğuna karar veremez,

Eğer vermeye başlamışsa, ortada ciddi bir sorun var demektir,

 


Bizi salak yerine koymayın lütfen

MECLİS’in "Avrupa turları" devam ediyor,

Sakın yanlış düşünmeyin, milletvekillerimizin görgü ve bilgilerini artırmalarına asla karşı değilim,

Yabancı meslektaşlarıyla temas kurmaları, lobi yapmaları, gezmeleri hoşuma bile gidiyor,

Hoşuma gitmeyen, zaman zaman bizi "salak yerine koymaları",

Meclis’ten bir komisyon, tüm üyeleriyle "mobbing gezisi" yapacakmış,

Yani toplum hayatında egemen olan kişi veya grupların, daha alt pozisyonda bulunanlara duygusal veya doğrudan şiddet, taciz, aşağılama gibi yöntemler uygulayarak baskı kurmasını inceleyecekler,

Hukukta ve sosyolojide giderek daha fazla yer bulan bir kavram olan mobbing’i incelemek için Fransa’ya gitme gerekçesi de ilginç Meclis komisyonunun,

"En iyi mücadele orada yapılıyormuş,"

Merak ediyorum nasıl inceleyecekler,

Gidip olay yerinde mobbing vakalarını mı görecekler?

Zannetmiyorum,

Sadece yasal düzenlemeleri ele alacaklar,

Peki bunun için kalabalık bir heyetin yol paraları hariç günde 240 Euro harcırahla oraya gitmesi şart mıdır?

Hiç zannetmiyorum,

Ama belli ki, seçimden evvel bir gezi yapalım demişler,

Gidiyorlar,

Allah yollarını açık etsin, Paris güzel şehir,

Tadını çıkarsınlar,

Daha önce de başka bir Meclis komisyonu, sporda şiddeti incelemek üzere Barcelona-Atletico Madrid maçına gitmişti, sporda şiddetin an az olduğu ülkeye, İspanya’ya,

Gitsinler, bir şey dediğimiz yok da, hakikaten bizi salak yerine koymadan gitsinler,

 


Hukukun içine ederseniz!

ŞU Pınar Selek davasını yazdığım kadar herhalde pek az davayı yazmışımdır,

Yıllardan beri bıkıp usanmadan yazdım bu davanın Türk hukukunun alnına kara bir leke gibi sürüldüğünü,

Olup olmadığı dahi ispatlanamayan bir suçla, olup olmadığı belirlenemeyen bağlantısı yüzünden Pınar Selek mahkûm edilmeye çalışılıyor,

Pınar Selek’i hayatımda görmedim,

Fikirleriyle öyle çok bir yakınlığım yok, Tarzıyla da öyle,

Ama yaratılan hukuk garabeti, yıllardan beri beni rahatsız ediyor,

Benim buradan anladığım şu,

Türkiye’de birileri, büyük ihtimalle "devlet" denilen şey her ne ise, Pınar Selek’in suçlu olduğuna inanmış,

Bunu kanıtlayamıyor, Bunun için elinde bir delil, bir veri yok ama inanmış bir kere,

O yüzden de Selek’in içeri atılması gerektiğini düşünüyor,

Ve onu içeri atabilmek için suç icat ediyor, bağlantı icat ediyor,

Bunlar kanıtlanamıyor olsa da önem taşımıyor,

Takmışlar kafayı bir kere,

Hukukun içine ediyorlar,

Sonra bir gün hukuk ya da adalet kendilerine de lazım oluyor,

O zaman da bas bas bağırıyorlar,

Hukukun içine ediyor, gün gelip de kendileri için gerekince dokunamıyorlar bile; çünkü elleri pisleniyor,

Haliyle ayıp oluyor,

Çok ayıp!


İnsanız

BAŞBAKAN’ın zaman zaman sinirle söylediği sözlerle ilgili olarak "Biz de insanız" demesini çok doğru, çok insani buldum,

Doğrudur,

Herkes, hepimiz zaman zaman öfkemize yenik düşüyor, gereğinden fazlasını söylüyor, kırıyor ve üzülüyoruz,

Bu yüzden de Başbakan’ın o cümlesi çok doğru,

"Hepimiz insanız,"

Ancak bu cümleyi söyleyecek kadar samimi olan Tayyip Bey’in, başkalarının da zaman zaman "insan olma hakkına sahip olduğunu" görmesi lazım,

Herkes bazen söylemesi gerekenden bir fazlasını söyleyebilir,

Ne de olsa insanız,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
En uzun gecenin bile sabahı olduğunu unutmadığımız zaman

Erişilebilirlik Araçları