Bir manşetin anlamı

DÜN sabah gazetelere bakarken, en ilgimi çeken manşet Sabah’ınki oldu,

Sabah, "Paşaların sırrını astsubay çözdü" demiş ve "Generallerin tutuklanmasına neden olan Gölcük belgeleriyle ilgili sırları Deniz Astsubayı Yıldız verdi" diye yazarak Deniz Astsubayı Erdinç Yıldız’ın büyük bir fotoğrafını yayınlamıştı,

Habere göre 6 Aralık 2009 günü Balyoz Davası’nı yürüten savcılara bir ihbar yapılmıştı, İhbarda "Donanma’daki illegal yapılanmanın merkezinde İstihbarat Binbaşı Kemal Yakar ve ekibi var, Suç belgeleri zeminde gizleniyor" deniliyordu,

Savcılar, Donanma Güvenlik Astsubayı Erdinç Yıldız’ı 12 Ocak günü sorgulamış ve ardından Gölcük’teki baskın gerçekleştirilmişti,

Bugün Balyoz Davası’nda en önemli deliller haline gelen dosyalar bu baskında ele geçirilmişti,

Haber çok ilgimi çekti,

Sabah Gazetesi bir muhbiri açık ediyor, dahası bu astsubayın fotoğrafını bulup yayınlıyordu,

Haberin doğruluğuna şüphem yok,

Ben bu haberin "arkasını" okumaya çalışıyorum,

Bana göre bu haberin taşıdığı mesaj ve anlam çok net,

Bu haber doğrudan doğruya Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik,

Demek isteniyor ki, "Burada bir komplo falan aramaya kalkışmayın, Burada siyasi bir girişim de aramayın, Silahlı Kuvvetler içinde bir şeyler oluyor ve bu olan şeylerin ortaya çıkmasında yine Silahlı Kuvvetler mensupları rol alıyor, Konunun siyasetle falan alakası yok",

Bu manşetin başkaca bir anlamı olduğunu zannetmiyorum,

 

 


Misyon gazeteciliği

DÜN Soner Yalçın gözaltına alındı,

Ne yalan söyleyeyim, şaşırmadım, Çoktandır beklediğimiz bir şeydi, Zannederim Soner Yalçın da bekliyordu böyle bir durumu,

Zaten öğreniyoruz ki, 2 yıldır takip altındaymış,

Belli ki, bağlantılarını, yazıştığı kişileri, gelen gidenini iyice görüp tespit etmek istemişler,

Soner’i yakından tanımam,

Gördüğümde selamlaştığım, bir veya iki kere aynı ortamda bulunduğum bir gazeteci, yazar, senarist, yapımcı, farklı şapkaları tek kimlikte toplayan bir isimdir,

Kurtlar Vadisi’nin ilk konseptinin oluşmasında rolü olan, siyasi içerikli dizilerde yapımcı olarak imza atmış, çok satan ama bana göre içinde pek çok yanlış bilgi bulunan kitaplar yazmış bir meslektaşımız,

Yazdığı pek çok şeyi ilgiyle okurdum,

Soner’in Aydınlıkçı geçmişi, sonrasındaki ilişkileri zaten dikkatlerin üzerine toplanmasına neden oluyordu,

Tutuklu Hanefi Avcı ile olan yakınlığı, Ergenekon Davası ile ilgili olarak almış olduğu "net muhalif" tavır, ayrıca dikkatleri çekmesine nedendi,

Geçmişte yazdığım ve söylediğim bir şeyi tekrar etmek istiyorum,

Biz gazeteciler, haber kaynaklarımız ve haber ilişkisi içinde olduğumuz kişi, kurum veya gruplarla çok dikkatli bir ilişki yürütmek zorundayız,

Bu ilişkide iki taraf arasında asla aşılmaz bir cam duvar olmak zorunda,

Eğer iki taraftan biri bu duvarı aşmaya kalkarsa cam kırılır ve herkes yara alır,

Eğer "bağımsız ve tarafsız" gazetecilik iddiasındaysanız buna dikkat etmek zorundasınız,

Amaaaa!

İşin bir aması var,

Misyon gazeteciliği diye bir başka gazetecilik türü de elbette vardır,

Yani bir fikrin, bir siyasetin, bir anlayışın karşısında veya yanında olarak, bunu açıkça deklare ederek de namuslu ve onurlu bir gazetecilik yapılabilir,

Buna da kimse bir şey diyemez,

Temiz ve suça bulaşmadan yapıldığı sürece misyon gazeteciliğinin de, açıklanmış olmak kaydıyla hiçbir ayıp tarafı yoktur,

Sadece misyon gazeteciliği yaptığı için bir gazeteciye suçlama yöneltmek demokrasilerde kabul edilebilir bir şey değildir,

Yeter ki suça bulaşmış olmasın!

Bugün bunu yapan pek çok gazeteci var,

Bunları suçlu gibi göstermeye kalkarsanız, her iktidar değişikliği sonrası başka başka gazeteciler hapse girer,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Başkalarının sorunlarını kendimize fırsat olarak görmediğimiz zaman

Erişilebilirlik Araçları