Sanki koalisyon

ADALET ve Kalkınma Partisi’nin tek başına ve güçlü bir şekilde iktidar olduğunu biliyoruz,

8 yılı aşkın süredir durum bu,

Ancak son günlerdeki yazılanlara, söylenenlere bakılırsa sanki ortada "tek parti iktidarı" değil de bir "koalisyon" var gibi görünüyor,

Koalisyonun büyük ortağı Adalet ve Kalkınma Partisi, küçük ortağı ise Gülen Cemaati,

Elbette böyle bir durum yok ama olayın ortaya koyuluş biçimi böyle,

Sanki iktidarın küçük ortağı Gülen Cemaati, iktidarın gücünden faydalanarak bazı şeyler yapmak istiyor, bir yere kadar buna tahammül eden büyük ortak AKP ise bıçak kemiğe dayanınca küçük ortağın hamlelerine engel olmak için tavır alıyor,

Durum bu mudur, değil midir bilmiyorum ama dışarıya yansıtılan görüntü bu,

Bu görüntüyü iyice pekiştiren ise koalisyonun küçük ortağının sözcüsü vazifesini üstlenmiş görünen Hüseyin Gülerce’nin zaman zaman yazdıkları,

Bakın Gülerce dünkü köşesinde ne yazıyor:

"Savcı Öz’ün davadan alınmasına erken sevinenler var, Yanılgıları büyük olur, Hele Ergenekon davasının bir pazarlık ile sonuçsuz kalabileceği hesabını yapanlar tam bir sukutu hayale uğrarlar, Çünkü böyle bir pazarlığın AK Parti’nin intiharı anlamına geleceğini unutuyorlar,,, Davanın seyrini değiştirmeye güçleri yetmeyeceğini düşünen odakların asıl planı ise epeydir devrede, hiç olmazsa AK Parti ile Gülen Cemaati’ni birbirine düşürmeliyiz diyorlar,,, Acaba bu planda yaklaşan seçimlerde AK Parti’nin yüzde 50 oranında oy ile yeniden iktidara gelme korkusunun bir etkisi var mı?"

Sizce burada, "Ergenekon davası savsaklanırsa AK Parti ile yolumuz ayrılır" ve "Bizle arası açılırsa AK Parti yüzde 50 oy alamaz" vurgusu yok mu?

 


Sakın şaşırma

HÜSEYİN Gülerce ne der ne demez bilmiyorum ama Savcı Öz’ün görevden alınması, yaklaşan seçimlerle ilgili bir tahmin yürütmemize imkân sağlıyor gibi,

Yanılıyor olabilirim,

Ancak bana öyle geliyor ki, seçime doğru birtakım gelişmeler olabilir,

Başbakan Erdoğan’ın ülkenin Batı kesimleriyle, özellikle de sahil şeridiyle arasını düzeltme arzusunda olduğu bilinen bir gerçek,

Bunu sağlamak, ileri demokrasiye geçildiğini göstermek ve toplumdaki tansiyonu düşürüp aynı zamanda Batı’ya da bir mesaj vermek için seçime kısa bir süre kala Ergenekon tutuklusu gazetecilerin salıverilmesi bana çok olası geliyor,

Olur mu olmaz mı bilmem,

Ama olursa şaşırmayın,

 


Alevilere engel devrim yasalarıymış

BAKAN Faruk Çelik, önceki gün Alevi çalıştaylarının yaptığı işlerle ilgili bir toplantı düzenledi,

Televizyondan izledim, Gülerek,

Alevilerin haklarından, hukuklarından bahsedildi, 

Ardından Türkiye’de azınlığın da azınlığı olan birtakım Hıristiyan mezheplerinden söz edildi,

En sonunda ağızdaki bakla çıkarıldı, 

Cemevlerinin, Alevi din adamlarının statülerinin tanınmasının mümkün olmadığını, çünkü Atatürk’ün koyduğu kurallar, getirdiği ilkeler ve devrim yasaları nedeniyle dinlerin legal ibadethanelerinden başka ibadethanelerin kabul edilemeyeceği, Hıristiyan mezheplerinin kiliseyi kabul ettikleri söylendi ve Alevilerin de cemevinden vazgeçerek camiyi ibadethane kabul etmeleri gerektiği vurgulandı,

Böylelikle Bakan’ın ağzından çalıştayın haybeye çalıştığını duymuş olduk,

Bakan’ı dinleyen biri zanneder ki, Türkiye’de bugün yapılan her şey Atatürk’ün isteklerine, devrim yasalarına ve Cumhuriyet’in kurucu felsefesine göre yapılıyor,

Güldüm haliyle,

Bakan, Alevileri güldürmedi ama beni çok güldürdü, Allah da onu güldürsün,

 


Yakışmadı Nurgül’e

AKŞAM dışarı çıkmışsam, hele hele Asmalımescit tarafına gitmişsem, gördüğüm üç kişiden biri mutlaka bir dizi oyuncusu oluyor,

Ben hiçbirini tanımıyorum ama öyle diyorlar,

Tanımadığım bunca oyuncu arasında şahsen tanıdığım, bildiğim ender oyunculardan biri Nurgül Yeşilçay,

Benim için tatlı, harbi, biraz tatlı kaçık, doğru düzgün bir kızdır Nurgül Yeşilçay,

Cem Özer’den boşandıktan sonra Sezen Aksu’nun oğluyla haber oldu her yerde, Mutlu ve keyifli de görünüyordu, Herhalde bir ay kadar birlikte oldular,

Sonra ayrılmışlar, Kendileri bilir, Bize ne,

Nurgül Yeşilçay’ı gören gazeteciler, önceki gece sormuşlar, "Mithat Can’la durumunuz ne?" diye,

Nurgül Yeşilçay, kendisine hiç ama hiç yakışmayan bir yanıt vermiş,

"Mithat Can mı? Öyle birini tanımıyorum,"

Benim bildiğim Nurgül Yeşilçay’a yakışan bir yanıt mı bu Allah aşkına,

"Yürümedi bitti" dese, "Boşverin artık öyle biri hayatımda yok" dese, "Allah onu kahretsin" dese, öfke kussa, kin kussa ya da "İyiydi ama bitti" dese, ne dese bundan iyi,

"Öyle birini tanımıyorum", Mithat Can için değil ama Nurgül için çok kötü bir cevap,

Bir gazeteci birkaç hafta önce öpüşürken çekilmiş fotoğraflarını çıkarıp gösterse ve "Tanımadığınız adamlarla böyle öpüşür müsünüz" dese ne diyecekti Yeşilçay,

Bunu yeniyetme dizi oyuncularından biri söylese bana ne derim de, Nurgül Yeşilçay söyleyince ona yakışmadı,

Bana neyse!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
20’sinde yapamadıklarını 40’ından sonra para ve şöhreti bulunca yapmaya kalkışanların komik duruma düştüğünü anladığımız zaman

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Erişilebilirlik Araçları