Gereksiz büyüyen bir tartışma

SON derece sıradan bir tiyatro meselesi, giderek büyüdü,

Başbakan’ın kızı Sümeyye Erdoğan bir oyuna gitmiş,

Oyun interaktif, Yani seyircilerle de diyaloglar var, oyuncular izleyiciyi de oyun içinde kullanıyor, Az veya çok,

Böyle pek çok oyun gördüm,

Bazılarında aynen Sümeyye Erdoğan gibi oyuncunun takıldığı izleyici duruma bozulur, Bazen itiraz eder, bazen tartışma çıkar, Bazen de izleyici salonu terk eder,

Ender olur ama olur,

Bu oyunda daha önce böyle bir şey olmuş mu, bilmiyorum ama oyunu izleyen pek çok işi, bizim Serdar Turgut da dahil oyunun böyle bir oyun olduğuna şahadet ettiler,

Oyuncu, Sümeyye Erdoğan’ı biraz fazlaca oyunun içine dahil etmeye çalışmış da olabilir,

Şöhretli olmanın, kamusal bir figür olmanın bedelidir bu,

Tabii Sümeyye Erdoğan da buna katlanmak zorunda değil,

Çekip gitmiş,

Buraya kadar her şey sıradan,

Ancak sonrasında olan biten her şey tatsız,

Birdenbire olaya Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da dahil olarak, "Bu oyuncu hakkında daha önce de şikâyet olmuştu, Gereğini yapacağız" deyiverdi,

Haydaaa!

Yetmedi Başbakan Erdoğan da konuya dahil oldu, O da kızını savunmaya başladı,

Komşunun çocuğuyla kavga eden çocuğun babasının, komşunun kapısına dayanması gibi bir durum,

Ama komşu Başbakan olunca durum da biraz farklı oluyor tabii,

Makul ve mantıklı ülkelerde bu olay hiç ama hiç bu kadar büyütülmez,

Sümeyye Erdoğan’ın salonu terk etmesiyle konu kapanır, ülkeyi yöneten analar, babalar ve bakanlar konuya hiç müdahil olmaz,

Başbakan baba en fazla çıkıp "Kızıma bir terbiyesizlik yapılmış, O da salondan çıkarak tepkisini göstermiş" der biter gider,

 


Sanat ne kadar özgür, ülke o kadar özgür

BİR rejimin ne kadar özgürlükçü olduğunun en önemli göstergelerinden biri sanattır,

Sanat ne kadar özgürce, fütursuzca, avangard bir biçimde yapılabiliyor ve toplum buna hoşgörüyle yaklaşabiliyorsa o ülkede özgürlük o kadar fazla demektir,

Modern sanat böyle ortamlarda gelişmiştir, Resimi, heykeli, şiiri, romanı, hepsi,

Elbette tartışmalar olur, Elbette bazıları sansür ister, elbette sanatçılar da kendi aralarında kavga ederler ama kamu otoritesi buna asla ve asla müdahil olmaz,

Hatta sanat dediğin şey ne kadar farklıysa, ne kadar fazla kıyamet koparıyorsa, ne kadar fazla eleştiriliyorsa o kadar farklı, o kadar ilericidir,

Ama ilerici olması her zaman kalıcı olduğu anlamına da gelmez,

Bazen gelip geçer, unutulur gider,

Bazen de kalıcı olur,

Picasso da çok tartışılmıştır,

Braque da, Gaugin de, Cezanne da!

Sadece onlar mı? Shakespeare de, Dante de, Rousseau da, Apollinaire de,

Sanatın özgürce yapılamadığı, özgürce, halk ve aydınlar tarafından tartışılamadığı ülkeler asla ve asla ilerleyemezler,

Hele hele sanatın, ülkeyi yönetenlerin beğenisiyle şekillendiği ülkelerden bir halt olmaz,

Resimin, heykelin, mimarinin, şiirin, romanın uygun olup olmadığına, eğer ülkeyi yöneten otorite karar veriyorsa o otorite değil, otoriterdir,

Bu bazen faşist rejimdir, bazen komünist,

Ama asla demokratik değildir,

Sanata verilen özgürlük, ülkeye, topluma verilen özgürlüğün kriteridir,

Hangi heykelin yapılacağına, hangi şiirin yazılacağına, hangi resimin çizileceğine yönetenler karar veriyorsa, yönetilenin gelişmesi mümkün değildir,

 


Yasaya kızma uygulayana kız

YİNE bir büyük rezalet,

Kırşehir’de 6 kişi, yaşı küçük çocuklara tecavüz etmiş,

Yine kıyamet kopacak, asalım, keselim, orasını burasını keselim nidaları yükselecek,

Oysa çok açık bir gerçek var,

Türkiye’de yasalar yeterince caydırıcı,

Bu tür suçların hepsine kanun koyucu gerekli ve yeterli cezayı uygun görmüş,

Sorun yasalarda değil, kafalarda,

Mahkeme heyetlerinin kafalarında,

Adam tecavüz edip öldürmüş,

Cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis,

Ama mahkemeye geliyor, ellerini önünde bağlayıp boynunu büküyor, "Pişmanım" diyor,

Hooop iyi hal indirimi,

Sonra ifade vermeye başlıyor, "Çok açık saçık giyinmişti" diyor, al sana tahrik,

"Erkekliğimle alay etti" diye ekliyor gözleri yaşararak, Al sana ağır tahrik,

Bunların hepsi art arda ekleniyor ve mahkeme kararı açıklıyor:

"12 yıl hapis,"

Üstüne bir de infaz yasası geliyor,

Tecavüzcü katil 7 yıl sonra aramızda,

Tabii o 7 yıl zarfında bir de af çıkmazsa,

O yüzden kimse yasalara kızmasın,

Bu gibi suçlarda hafifletici nedenleri peş peşe ekleyen aynı kafadaki hâkimlere kızsın,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hâkimler suç mağdurlarının kendi yakınları olduğunu hissettiği zaman

Erişilebilirlik Araçları