Muallak

"KÜRT sorunu yoktur" derken biraz dikkatli olmak gerektiğini Aysel Tuğluk’un sözlerini dinleyince anlamışızdır umarım,

Tuğluk, "İnkâr, isyanı büyütür" diyor,

Ve arkasından aba altından falan değil, açıkça sopa gösteriyor,

"Mısır olur, Suriye olur, Cennet olsa birlikte yaşarız, cehennem olsa birlikte yanarız,"

Açıkçası Tuğluk gibi örgüt sözcülerinin ne istediğini tam olarak anlayabilmiş değilim,

PKK’nın ortaya çıktığı gün ortaya koyduğu taleplerin neredese tamamı Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılandığı halde terörün ardı arkası kesilmiyor, Her gün bir adım ileri giden taleplerle karşılaşıyor Türkiye,

Tabii meseleyi buraya kadar taşıyıp sonra birdenbire pozisyon değiştirirseniz sonuç bu oluyor,

"Muallak" kendisinden beslenen yapıya yarıyor,

Bölgede değişen, daha doğrusu dıştan tahrikli değiştirilmeye başlanan yapılar Türkiye’ye yönelik bir tehdit olarak algılatılıyor,

Türkiye bunu net olarak algılamamakta direnince, Tuğluk gibi sözcüler vasıtasıyla "Anlayıp da anlamazlıktan geldiğimiz" durumlar gözümüze sokuluyor,

Benim gördüğüm şudur:

Türkiye’nin, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde uyguladığı Kürt politikası başta oldukça başarılı giderken, kararsızlık ve günlük siyasi kaygılar nedeniyle sürekli olarak yön değiştirince ortaya böyle bir tablo çıktı,

Bir kez daha söylemekte fayda görüyorum,

Bu ele alış tarzıyla bu mesele ortadan kalkmaz ve çok daha tehlikeli bir sürece girer,

Anket sonuçlarına bakarak her gün değişen bir Kürt politikası belirleyen siyasi irade, bu sorunun çözümünde en büyük hüsranı yaşar,

 


İnternet, ruh halimizin aynası

İNTERNET yasaklarını yazdım dün,

Hak verenler çoğunlukta, kızanlar da var elbet,

"Sınırsız olmaz" diye,

Elbette sınırsız olmaz,

Ama bu sınırlar böyle belirlenmez, Yasakla belirlenmez,

Ve sorun galiba yasakta değil, bizim toplumumuzda,

Verilere bakıyorum ve ağlamak istiyorum,

Çocuk pornosu denilen rezalette Türkiye 5, sırada, İnternet üzerinde çocuk pornosu denilen pisliği arayanlar arasında bu topraklarda yaşayanlar 5, sırayı alıyor,

Hani magazin programlarını ve daha pek çok şeyi ahlakını bozmamak için yasakladıkları, "aile ve ahlak anlayışına aykırı" diye cezalandırdıkları yurttaşlarımız,

Dünyada bundan daha yasak, daha ayıp, daha pis bir şey mi var!

Yok ama halkımız arıyor, Hem de dünya beşincisi olarak,

Ya hakaretler ve karalamalar,

Dünyanın hiçbir ülkesinde birbirini, sevmediğini, rakip gördüğünü bu kadar rahat karalayan kullanıcıların olduğu bir internet ortamı var mı?

Bizim internet kullanıcıları, interneti yalan yazmak, karalamak, iftira atmak, çamur atmak için kullanıyorlar, Bu bir "ruh hali" sorunudur,

Bu ruh halindeki insanları yasaklarla arındıramazsınız, tedavi edemezsiniz,

Bakın interneti bilgi arayışında kullananlar için çok ciddi bir sorun var,

İnteneti bilgi kaynağı olarak kullanmaya kalktığınız zaman, Türkçe kaynakların ne kadar yetersiz kaldığını göreceksiniz,

Yalan dolan, iftira dolu ama bilgi yok denecek kadar az,

Şimdi kalkıp bana örnekler vermeyin,

Var elbet ama internet gibi bilginin sınırsızca üreyebileceği bir ortam için o kadar az ki, deryada bir damla kadar,

Emrehan Halıcı’nın dediği gibi, "Yasaklar internetin idam fermanıdır" ama Türkiye’deki interneti ipe çeken, kullanıcıların "ruhsal yapılarıdır",

Bununla mücadele yolu ise asla yasaklar değildir,

 


Bu adamlarla Formula olmaz

BU yıl Formula 1’in Türkiye’deki son yılı gibi,

Hükümet, daha doğrusu Başbakan büyük bir sürpriz yapmazsa Formula 1, bu yıl Türkiye’yi terk ediyor,

Ecclestone 26 milyon dolar istiyor kalmak için,

Bu para fahiş,

Ancak Ecclestone da haklı,

Çünkü Türkiye’deki Formula 1 tam bir kepazeliğe dönüştü,

İlk yıl hariç, seyirci diye bir şey yok,

Otomobiller bomboş tribünler önünde dolaşıp duruyorlar,

Heyecan sıfır,

Tabii gelir de,

Ecclestone da gelir kaybını telafi için parayı Türkiye’den istiyor,

Oysa ilk yıl ne güzel başlamıştı her şey,

Müthiş bir ilgi, müthiş bir medya desteği vardı,

Ama sonra bu neredeyse sıfıra indi,

Bunun tek nedeni, organizatörlerin beceriksizliği,

İlk yıl, yayınları benim de içinde bulunduğum medya grubu almıştı, Büyük bir heyecanla işin tanıtımına girişmiş, ortalığı ayağa kaldırmıştık,

Ama bir yıl sonra iş tavsadı,

Bugün İstanbul’da hafta sonu bir Grand Prix yapılacağından haberi olan kaç kişi var acaba,

Oysa organizasyon komitesi, federasyon, kulüp ve tabii en önemlisi kentin sahibi belediye kılını kıpırdatmıyor,

Yasak savma kabilinden bir Grand Prix düzenleniyor,

İlk yıl caddeleri bayraklarla donatan belediye, Grand Prix yokmuş gibi davranıyor,

Sponsorlar en küçük bir faaliyet içinde değil,

Bu işi eşe dosta iş bulup mastürbasyon aracı haline getirenlerin elinde mevta olan bu organizasyon ya adam gibi yönetecek birilerine verilmeli ya da bu yıl gerçekten son olmalı,

Yazık paraya, yazık Formula 1’e,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Ülkelerin uzun vadeli çıkarlarının anket sonuçlarına göre hareket ederek çözülemeyeceğini anladığımız zaman

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Erişilebilirlik Araçları