Ne kadar oy o kadar köfte

DÜN televizyonda konuk olduğum Hayatın İçinden programında kısa sürede anlatmaya çalıştığım bir şey vardı, Anlatamadım,

Bu seçim, seçim sisteminin de etkisiyle "ilginç" bir sonuç verecek,

d’Hondt sistemini biliyorsunuz,

Eğer fark büyükse 1, partiye, fark az ise 2, partiye yarayan bir sistem,

Bu seçimde CHP’nin AKP ile arasındaki farkı azaltması, CHP’nin lehine çalışacak ve AKP ise bugüne kadar avantaj sağladığı sistemden zarar görecek,

Bakın nasıl,

Diyelim ki, 4 milletvekili çıkaracak bir ilde AKP yüzde 45, CHP yüzde 25 oy aldı,

İlk milletvekilini AKP çıkaracak,

İkinci milletvekili için 45 ikiye bölünecek, 22,5 çıkacak,

25, 22,5’tan büyük olduğu için ikinci milletvekilini CHP çıkaracak,

Sonra 3 milletvekilini 22,5’la AKP çıkaracak,

Sonra 22,5 ikiye bölünecek, 25 ikiye bölünecek,

22,5 ikiye bölününce 11,25 çıkacak, 25 ikiye bölününce 12,5 çıkacağı için 4, milletvekilini de CHP çıkaracak,

20 puanlık farka rağmen iki parti eşit sayıda milletvekili çıkarmış olacak,

Buna bir de AKP’nin blok çıkardığı illerdeki vekil sayılarının azalmasını eklerseniz, AKP yüzde 50’ye yaklaştığı zaman bile milletvekili sayısında gerileme olacak,

Evet, iktidar olacak, Tek başına iktidar da olacak,

Ama sandalye sayısı eskisi kadar yüksek olmayacak,

4 partinin sandıktan çıkması nedeniyle çöpe gidecek oy oranı düşeceği için, TBMM’deki temsil oranı, oy oranıyla çok yakın bağlantılı olacak,

 


Gençlere kızmayın o zaman!

AİLEDEN gelenek 40 yıldır siyaseti izlerim,

Ben bu kadar "galiz" siyaset görmedim,

Liderler zannediyor ki, birbirlerine sövüyorlar,,,

Yok, O iş öyle değil,

Onların ağzından çıkan her sövgü, bizi geriyor, milleti geriyor,

Evimizde, oturma odamızda kullanmayacağımız bir üslubu, meydanlarda kullanmak ne kadar doğru!

Sonuç olarak bu bir seçim, Savaş değil, dünyanın sonu değil,

Üstelik de, gerilimi az diye görünen bir seçim,

AKP’nin kazanması neredeyse garanti gibi görünüyor,

En azından AKP, "Yüzde 50 civarında oy alırız" diyor,

Yüzde 50 civarında oy alacak bir parti, niye bu kadar "sinirli" olur anlamak mümkün değil,

Diyorsunuz ki, "Halk bir kez daha bizi seçecek, hem de ezici çoğunlukla",

Daha ne istiyorsunuz o zaman,

Yüzde yüz oy mu?

Olmaz, Demokrasinin tabiatına aykırı,

Liderler neredeyse birbirlerine sövecekler,,, Şimdilik ucundan dönüldü ama eli kulağındadır, Haftaya bu bile olabilir,

İyi de yazık değil mi millete,

Aynı evde farklı partiye oy verenler var, Halk bu partileri birbirine düşman görmüyor,

Ama siz birbirinizi düşman gibi görür, gösterirseniz sonrası kötü olacak,

Bakın geçmişte Türkiye bu gerilimi yaşadı, Üstelik de bu kadar "galizleşmeden",

Kim kazandı o gerilimden?

Bildiğim kadarıyla hiç kimse,

Yapmayın,

Siz böyle yaparsanız, gençler ne yapmaz, bir düşünün!

 


Özkök’ün yanlışı

DÜN Ertuğrul Özkök’ü okurken biraz şaşırdığımı söylemeliyim,

Yok yok merak etmeyin,

Medeniyetler Çatışması adlı "referans" kitabın yazarını karıştırıp Fukuyama yazmasından bahsetmeyeceğim,

O kitabı Huntington’ın yazdığını büyük ihtimalle Ertuğrul Özkök de biliyordur,

Bazen yazarken basiret bağlanır, Öyle olmuştur,

Ben başka bir şeye takıldım,

İnternet devleri ile G8 sanayicilerinin Sarkozy ile "Atlantik kıyısındaki Deauville’de buluştuğunu" yazmış Özkök,

Ertuğrul Özkök iyi bir Francopohne’dur ama belli ki, Fransa bilgisi Paris’le sınırlı,

Öyle olmasa Deauville’in, benim Fransa’nın en sevdiğim bölgesi olan Normandiya’da olduğunu, Atlantik değil Manş kıyısında olduğunu, Deauville’in Fransız aristokrasisinin en sevdiği kentlerin başında geldiğini, metrekare başına en fazla Michelin yıldızlı lokantanın Deauville civarında olduğunu bilirdi,

En iyisi bir gün onu Deauville’e davet edeyim,

Güzel bir yemek ısmarlayayım,

Manş’a karşı,,,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Çok bağırdığımız zaman söylediğimiz güzel şeylerin de anlaşılmadığını anladığımızda

Erişilebilirlik Araçları