Kadınlar ve siyaset

HANGİ görüşten olursa olsun herkesin mutabık olduğu bir durum var,

Seçimlerin en başarılı partileri AKP ve BDP,

Adalet ve Kalkınma Partisi yüzde 50’ye yakın oy aldı, BDP ise bağımsız adaylarıyla Meclis’te 36 sandalye kazandı,

BDP için öngörülen milletvekili sayısı maksimum 30’du, Bunu bile aştılar,

Bir anlamda iktidarın "Anayasa’yı değiştirme gücünü" elinden alan parti BDP oldu,

Çünkü BDP bu vekilleri çıkaramasa, AKP 330’u rahatça geçecekti,

Peki hiç düşündünüz mü, en başarılı iki partinin başarısının arkasında ne var?

Ben söyleyeyim, KADINLAR,

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kadın kollarının müthiş bir çalışma yürütmesinden; ev ev, kapı kapı dolaşarak seçmenleri ikna etmesinin dışında bir kadın faktöründen söz ediyorum,

Adalet ve Kalkınma Partisi bütün politikalarında kadınlara kendini "önemli ve güçlü" hissettiriyor,

Ailelere verilen yardımlar doğrudan kadınların eline teslim ediliyor,

Eğitim desteği, çocuk desteği gibi ödemeler doğrudan kadınlara yapılıyor, Aile içinde kadınların gücü ve özgürlüğü artırılıyor, Siz bakmayın İslamcı feministlerin "Bizi evde istiyorlar" dediğine, "geleneksel aile yapısı" içindeki kadınlar küçük de olsa ekonomik güce kavuştukları için memnunlar ve AKP’ye bu yüzden oy veriyor, AKP’ye oy verecek seçmenleri bu yüzden yetiştiriyorlar,

BDP’de ise "kadın" en önemli unsur,

BDP, kadını tam anlamıyla yücelten bir parti,

Teşkilatlarının her kademesinde kadınlar hâkim ve etkin, Beldeden başlayıp genel başkanlığa kadar giden bir hiyerarşinin her kademesinde mutlaka bir "kadın eşbaşkan" var,

Dahası erkek eşbaşkanların tek başına karar alma yetkisi yok ama kadın eşbaşkanların tek başına karar alma yetkisi var,

Yani kadın onayı olmadan partide adım atılmıyor,

Çünkü kadını hareketin temeli olarak görüyor, oğlunu dağa göndermeye razı gelen ana olarak kadını yüceltiyorlar,

Kadınlar da bu partileri yukarı doğru taşıyorlar,

 


Haberal komedisi

ZÜLFÜ Livaneli, Süleyman Demirel’in CHP’den Meclis’e soktuğu "sağ eğilimli" vekillerle yeni bir siyasi oluşum ortaya çıkaracağını yazdı,

Demirel böyle bir şey düşünüyor mu, yapar mı bilmiyorum,

Benim tanıdığım Süleyman Bey bu kadar "şuursuz" değildir,

Ancak yapmaya tevessül ederse ortaya sadece bir "komedi" çıkar,

Neden mi?

Bakın seçim kampanyası sırasında Başbakan Erdoğan, Demirel’i suçladı, siyasete müdahil olduğunu iddia etti ve Demirel’e, "Yaşına bak ve otur oturduğun yerde" dedi,

Siyaseti gözlemleyenler ne yazdı, ne dedi?

"Demirel’i sevenler AKP’ye oy vermez, CHP’ye geçer,"

Sonuç ne oldu?

Fazla dolaşmaya gerek yok,

Isparta’ya, Demirel’in memleketine, kalesine gidelim yeter,

Bakın Isparta’da ne olmuş?

Adalet ve Kalkınma Partisi 135 bin oy almış, CHP 55 bin,

Yani Ispartalı bile Demirel’i pek dinlememiş, gitmiş oyunu AKP’ye vermiş,

Zonguldak’ta Haberal’ın durumu zaten ortada,

Şimdi bunlarla parti kurulacak da AKP’ye sağ alternatif olacak öyle mi?

Bununla uğraşmayın, televizyonda zaten programı var,

Adı da "Komedi Dükkânı",

 


CHP’de kaset çıkar huy çıkmaz

CHP’de muhalifler ayaklanma arifesinde,

Deniz Baykal diyor ki: "Ben partiyi yüzde 27 ile teslim ettim,"

Bu mantıktan hareketle Kılıçdaroğlu da diyebilir ki: "Ben de teslim aldıktan sonra iki ay içinde yüzde 35’e çıkardım,"

Çünkü Deniz Bey’in söz ettiği o günlerdeki anketler, Kılıçdaroğlu’nun da söz ettiği o günlerdeki anketler,

İyi de siyaset statik bir durum değil ki!

Oylar düşer, artar, hatalar yapılır, düzeltilir,

O günler Habur görüntülerinin günleriydi ve AKP düşüyor, diğerleri yükseliyordu,

Aradan bir yıldan fazla zaman geçti, unutuldu,

Bakın ben size bir şey söyleyeyim,

CHP’de seçimin hemen ardından oluşan görüntü şu izlenimi yaratıyor:

"CHP örgütlerinin bazıları partinin aleyhine çalıştı ve hatta Baykal dahil pek çok CHP’li CHP’ye oy vermedi,"

İzlenim, algı budur,

Kılıçdaroğlu, Baykal’a "Memleketin Antalya’da bile 1, parti olamadık, Acaba oraya getirdiğin belediye başkanı yüzünden mi" diye sorsa Baykal acaba ne yanıt verir!

 


Bana sökmez yavrukuşlar

HEPAR Genel Başkanı Pamukoğlu’nu konuk ettim,

"Dışişleri bakanınız kim mesela" diye sordum,

Mümtaz Korkmaz dedi,

Öyle birinin olmadığını yazdım,

"Ben o programcıyla dalga geçtim" dedi,

Ben de "Dikkat edin, seçmen de sizinle dalga geçer" dedim,

Küfür kıyamet yazılar gönderdiler,

"Barajı aşacağız, Seni de,,," diye başlayan,

Sandıktan HEPAR’a ne çıktığını gördük, Seçmen dalga bile geçmedi,

Şimdi bana yine küfür kıyamet mail’ler ve tehditler yolluyorlar,

Tabii isimsiz, kimliği belirsiz mail adreslerinden,

Bakın bebeler,,,

Öyle isimsiz tehditlerle, gününü gösteririzlerle bir yere varamazsınız,

Sizi ağababalarınız yıllardır bizi tehdit ettiler,

Bana sökmez,

Yemez,

Ama tabii kabahat sizde değil, Genel başkanınızı televizyona çıkaranda,

Yani bende,

Yine de tehdit mehdit etmeye kalkışmayın,

Hakikaten bana sökmez,

Tamam mı!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Çalışmadan kazanılmayacağını anladığımız zaman

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Erişilebilirlik Araçları