Hakiki Ergenekon için

SAĞLIK Bakanlığı müfettişi Namık Erdoğan’ın kızı "suç duyurusunda" bulundu,

Ayhan Çarkın’ın "itirafları" bazı şeylerin su üzerine çıkmasına değilse de su üzerinde uç vermesine neden olunca Namık Erdoğan’ın kızı, "Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Veli Küçük ve İbrahim Şahin" için savcıya giderek dilekçesini verdi,

Bu dilekçe bence "çok önemli bir sınavın" ilk sorusu,

Bakın size bir şey söyleyeyim,

Türkiye’de gerçekten çetelerle mücadele ediliyorsa, gerçekten de "Ergenekon" diye bir örgütün üzerine gidiliyorsa, bunu yaparken amaç gerçek anlamda bir temizlik, bir arınma ise Namık Erdoğan cinayetinin aydınlatılması çok önemlidir,

Namık Erdoğan, 1994 Mayıs’ında kaçırıldı ve öldürüldü,

Öldürülmeden önce devlet içinde çöreklenmiş çete yapılarının Sağlık Bakanlığı üzerinden nemalanmasını, yolsuzlukla beslenmesini ve illegal yapılanmaların parasal kaynaklarını araştırıyordu,

2 yıl sonra karşımıza "Susurluk" olarak çıkacak "nüvenin" beslendiği damarlardan birini yakalamıştı,

Bedeli ödetildi, Öldürüldü,

Cinayeti de örtbas edildi, gitti,

Failleri asla bulunamadı, Zaten aranmadı da!

O günlerde bu konunun üzerine bir avuç gazeteci gidiyordu,

Ben yazıyordum, Enis Berberoğlu yazıyordu, Belki birkaç kişi daha, Ama bir işe yaramıyordu,

Sonra Susurluk’taki kaza oldu, Yapı değilse de yapının "biçimi" ortaya çıktı, Biz sokaklara dökülüp "Çeteler bulunsun" dedik, Ama dönem bunların bulunması dönemi değildi, bunlardan faydalanıldığı dönemdi,

Şimdi liberalleşen bazılarının Tansu Çiller’e, "Devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de şereflidir" dedirttiği dönemdi,

Bizim o zaman "Susurluk" dediğimiz, şimdi "Ergenekon" diye adlandırılan çetelerin Türkiye’ye egemen olduğu dönemdi,

Ergenekon’un özüne, nüvesine, çekirdeğine ulaşılmak isteniyorsa Namık Erdoğan cinayetinin aydınlatılması ve Çarkın’la uç veren yapının çekiştirilerek dibine inilmesi çok önemli,

Gerçek Ergenekon böyle bulunacak,

Gerçek temizlik o zaman olacak,

 


Devlet destekli mafya kaldı mı?

İKTİDAR partisi 3, seçiminden de oylarını artırarak çıkınca "güzellemeler" başladı,

AK Parti’nin doğrusunu da, eğrisini de zamanında yazan biri olarak dikkatleri başka bir noktaya çekmek istiyorum,

İktidarın "hizmet" konularındaki başarılarının seçim kazandırdığı bir gerçek, Bunu hepimiz biliyoruz,

Ama çok da gündeme gelmeyen ve bence çok önemli olan bir başarısı daha var AK Parti’nin,

Daha da doğrusu bu partinin değil, doğrudan doğruya Tayyip Erdoğan’ın başarısı,

O başarı ne mi?

"Çetelerle mücadele,"

Türkiye 10 yıllar boyu kıçını devlete dayayıp "dayılık" yapan çetelerle ve bunların "reisleriyle" yaşadı,

Her köşede bir tane vardı,

İktidarlar değiştikçe bunlar arasında da değişim yaşanıyor, bazen biri güçleniyordu, bazen diğeri,

Kimi Karadenizliydi, kimi Doğulu, kimi başka yerli,

İktidarın meşrebine göre bunlar etkinliğini artırıyor, kamu ihalelerinden özelleştirmelere, halka arzlardan şirket satışlarına, rantın ve paranın olduğu her yerde cirit atıyorlardı,

İş öyle bir hale gelmişti ki, işadamlarının "kimyasını bozuyorlardı" ve yine de kimse bunlara dokunmuyordu,

Çakıcı’lar, Evcil’ler, Peker’ler, irili ufaklı onlarcası ve dahi bir siyasi hareketi kirletmekten öte bir işe yaramayan "Ülkücü mafya" bozuntuları,

Her taşın altından çıkıyor, her işe el atıyorlardı,

Tayyip Erdoğan, bence en önemli başarılarından birini bunlara karşı elde etti,

Daha ilk iktidar döneminde bunları sildi süpürdü,

"En dokunulmaz" gibi görünenlerini içeri tıktı,

Bunların arkasındaki devlet desteğini kesmekle kalmadı, bunların destekçilerini de devletin içinden temizledi,

Şimdi sağda solda ufak tefek mafyalar yok mu?

Var elbet, Çakallar her yerde var,

Ama eskisi gibi devlet destekli kan kusturma operasyonları yapamıyorlar,

Ben bunu çok önemsiyorum,

Hem de çok,

 


BDP’nin hayalleri var

ALTAN Tan tanıdığım en açık sözlü siyasetçilerden, hatta kişilerden biri,

Önceki akşam da konuğumdu,

Bütün Kürtçü siyasetçilere sorduğum soruyu ona da sordum, "Taleplerimiz dediğiniz şey nelerdir, teker teker sayar mısınız?" diye,

Elime kâğıt kalemi aldım not edeceğim,

Belki yıllar sonra bakarız hangileri yerine gelmiş diye,

Başladım yazacağım ama "anadilde eğitim hakkından" öte somutlaştıramadım,

Tan, "Türbana özgürlük; bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler; Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve hatta Ermenistan’ı da içine alan çokuluslu, çokkültürlü, çokdilli federatif bir cumhuriyet" diye gitti,

Yetişemedim,

Oldukça genel bir yapıdan söz etti,

Sadece bizim parlamentomuzda değil, en az 5 ülkenin parlamentosunda ve hatta ABD Senatosu’nda ve dahi Birleşmiş Milletler’de bile BDP’nin etkin olması halinde ulaşılabilecek birtakım hedefler koydu,

Oldukça ufuk sahibiydi Tan, Hoşuma da gitmedi değil söylediklerinin bazıları ama bunun benzeri bir projenin zaten olduğunu, adının da "Büyük Ortadoğu Projesi" olduğunu söyledim,

"O Batılıların verdiği isim ve onların dayatması, Biz bunu dayatma olarak değil, Türkiye’nin projesi olarak yapmalıyız" dedi,

"O zaman neo Osmanlıcılık mı?" dedim,

"Hayır" dedi, "Bu Roma’dan beri var, Bizans’ta da var, 200 yıldır bu coğrafya bir bütün olarak yönetilince huzur bulmuş, Parçalanmış yapıyı yeniden birleştirmek lazım ki bölge rahatlasın,"

Dediğim gibi, bazı söylediklerine ben de katılıyorum,

Geçmişte bununla ilgili yazılarım da oldu,

"Türkiye bölgedeki ülkelerin vatandaşlarına vatandaşlık vermeli, Green Card benzeri bir sistem kurmalı" demiştim,

Ancak yine de Altan Tan’ın söylediklerini "fazla ütopik" buldum,

Bunu BDP ile yapmalarının güç olduğunu düşünüyorum, Ama zaten bağımsızların BDP çatısı altında birleşecekleri de kesin değilmiş,

Belki de yepyeni bir parti kuracaklar,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Başkaları söyleyince kızdığımız şeyleri kendimiz söylemediğimiz zaman

Erişilebilirlik Araçları