Dön de…

İSRAİLLİ Bakan Yardımcısı dalga geçiyor,

"İzin verin, sığınmacı Suriyelilere yardım getirelim,"

Türkiye’nin Gazze’ye yardım etme isteğiyle dalga geçiyor zavallı,

Böylesine takılacak isim belli, Bit yavrusuna da denir ya, o işte,

Eskiden böyle bir Yunanlı vardı, Dangalos mu, Pangalos mu ne,

Bu da onun gibi,

Laf ebesi ama akıl ebesi değil,

Şaşkın farkında değil ki, İsrail Gazze’ye, Gazze’de kendi topraklarında yaşayan insanlara abluka uyguluyor, ambargo uyguluyordu,

Türkiye ise sayıları her gün katlanarak artan ülkesinden kaçıp Türkiye’nin iyiliğine sığınan sığınmacıya ya da mülteciye kucak açıyor, el uzatıyor,

Barındırıyor, doyuruyor, sağlık hizmeti veriyor,

800 bin kişiye kadar yardım edebileceğini söylüyor Türkiye,

Yüz binlerce kişiyi bir köşeye sıkıştırıp, üzerlerine bomba yağdıracağını, çoluk çocuk demeden öldüreceğini değil,

Biz kendi toprağındaki zulümden, ölümden kaçana kucak açıyoruz,

İsrail ise kendi toprağında yaşayana zulüm ediyor,

Ve aradaki bu farkı bile anlamaktan aciz bir bakan yardımcısı, dalga geçiyor "İzin verin Suriyelilere yardım edelim" diye,

Ona verilecek yanıt belli ve pek de diplomatik değil,

Onun da başı başlıkta,

"Dön de bir tarafınla dalga geç,,,"

 

 


Mektup

HABER doğruysa İsrail-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Tiviaev, seçim galibiyeti için Başbakan’ı kutlamış ve "Gelin biz de helalleşelim, Mavi Marmara dahil yakın geçmişin kinlerini tarihe gömelim" demiş,

Doğrudur, Türkiye ile İsrail’in sonsuz bir kin gütmesi bölge için çok da hayırlı bir iş değildir ama,,,

İşte bu "ama" önemlidir ve her "ama", kendinden önce yazılan kelimeleri bir ölçüde anlamsızlaştırır,

Buradaki "ama", Mavi Marmara’daki 9 candır,

Mavi Marmara organizasyonuna ne kadar karşı çıktığımı herkes biliyor,

Bunun bir tahrik, anlamsız bir girişim olduğunu çok söyledim, çok yazdım,

Ancak ne olursa olsun, hiçbir ülke, üstelik de kendi karasuları dışında seyreden bir gemiye, hele hele sivil bir gemiye saldıramaz, Oradaki insanları öldüremez,

Bunu bir hatalı karar, bir basiret bağlanması sonucunda yaparsa da kalkar adam gibi "özür" diler,

İsrail’in böyle bir özrü olmadı,

O yüzden de bu olay öyle kolay kolay unutulmaz,

Gerçi bizim "Mister 0 problem" Davutoğlu, "Özür dilemezlerse yapacağımızı biliyoruz" dedi ama Davutoğlu’nun bakan olduğu hükümetin dönemi sona erdi, hâlâ bir özür falan gelmedi,

Ne zaman geleceğini ve gelmezse ne yapacağımızı doğrusu merak ediyorum,

İsrailli milletvekiline de bir tavsiyem var,

Yeni bir sayfa açmak istiyorsa, bir mektup de kendi başbakanına yazsın,

"Özür mektubu" yazmaya davet eden bir mektup,

 


Türkçe Olimpiyatları

BU yıl 9’uncusu yapılan Türkçe Olimpiyatları’na ilk kez geçen yıl gitmiştim,

Sonra da bu köşede yazmıştım, Oldukça etkileyici olduğunu söylemiştim,

Bazılarının adını bile pek az duyduğumuz ülkelerden gelen çocuklar, Türkçe şarkılar, şiirler okuyor, Türk kültürünü aldıklarını gösteriyorlardı,

O zaman da söylemiştim, Gülen Cemaati’nin Türkiye’de siyasete etki etmeye çalışmasını ne kadar yanlış buluyorsam, yurtdışında yaptıklarını da o kadar doğru bulduğumu,

Pek çok üçüncü dünya ülkesinde okullar açıyor, burada ülke dilinin yanı sıra Türkçe ve İngilizce tedrisat yapıyorlar,

Bu okullar bulundukları ülkelerdeki en iyi okullar arasında yer alıyor,

Türkiye’de Robert Kolej ne ise, orada da bu okullar aynı şeyi ifade ediyor,

Haliyle ülkenin önemli isimlerinin çocukları burada okuyor ve daha önemlisi eğitim kalitesinin ülke standartlarına oranla çok yüksek olması nedeniyle, gelecekte o ülkelerin yönetici sınıfları bu okulların mezunları arasından çıkacak,

20, 30, 40 yıl sonra o ülkelerin bürokrasisini, siyasetini, ekonomisini yönlendirecek isimler Türk kültürüyle tanışmış, Türkçe bilen, Türkiye’ye dost isimlerden oluşacak,

Bu okullar bu yüzden Türkiye için çok önemli,

Geçen yıl çok etkilendiğim Türkçe Olimpiyatları’nın açılışına işte bu nedenle gittim,

İş dünyasının pek çok önemli ismi, bürokratlar, savcılar, hâkimler,,,

Davetlilerin çeşitliliği doğrusu beni bir kez daha şaşırttı,

Kimin "yapılan işi beğendiği" için, kimin ise "cemaate yakın olabilmek" için geldiğini doğrusu merak ettim,

 


Gülen dönecek mi?

TÜRKÇE Olimpiyatları’nın açılışı davetinde Gülen Cemaati’nin önde gelen isimleriyle sohbet ettik,

Yıllardır yakından tanıdığım bir dostumla sohbet ederken, "Epeydir görünmüyordun" dedim,

"Amerika’daydım, Hocaefendi’nin yanında" dedi,

Hemen herkesin merak ettiği soruyu sordum,

"AK Parti’nin seçim zaferinden sonra Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönmeye hazırlandığı söyleniyor, Hatta ‘Edirne’yi özledim’ demiş, Geliyor mu?"

"Henüz değil" dedi,

"Niye?" dedim, "Davalar sonuçlandı, Gelmesinde hiçbir engel kalmadı, Niye gelmiyor?"

"Çok gelmek istiyor, Çok sıkıldı oralarda, Aklı gönlü burada, Ama sağlık sorunları var, Gerçi çok şükür bir süre öncesine göre çok çok iyi, Ama tedavileri devam ediyor, Onlar tamamlanır tamamlanmaz gelecek,"

"Ne kadar zaman sonra?" diye sordum ısrarla,

"Emin ol bilmiyorum, Ama çok uzun olacağını zannetmiyorum, Belki birkaç ay, Kesinlikle gelecek, Daha fazla kalmak istemiyor" dedi,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Yapamadığımız işi bırakmanın, yapabiliyor gibi görünmeye çalışmaktan daha onurlu olduğunu anladığımız zaman

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Erişilebilirlik Araçları