Reklam

Çiçeği burnunda akil ve akilelere tavsiyeler

AKİL beyefendilerin ve akile hanımefendilerin kimler olduğu belli olmuş.

Daha doğrusu akiller ve akileler belirlenmiş.

Nihat Doğan var mı yok mu bilmiyorum ama belli olan bazı isimleri biliyorum.

Zorlu bir işe soyunduruldular.

Allah yardımcıları olsun.

50 yıldır bu ülkede yaşayan, bu 50 yılın 30 yılında gazetecilikle iştigal eden, bu 30 yılın 20 yılında siyaseti yakından takip eden biri olarak akil ve akile dostlarımıza naçizane tavsiyelerim olacak.

Başta da dediğim gibi, bu görev zor bir görev.

Ne yapacakları, kendilerinden beklenenin ne olduğu tarafımızdan henüz bilinmese de görevin zorluğu çok açık.

Hatta belki de tarihi bir görev.

Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde görev yapmak üzere 7 ayrı heyet oluşturuluyormuş.

Bunun anlamı şu:

Bu 7 coğrafi bölge aynı zamanda 7 siyasi bölge olarak da görülüyor.

Anladığım kadarıyla buralarda açılımı anlatacak, halkın bu konudaki fikirlerini toplayacak, desteklerini sağlamaya çalışacaklar.

Belki bir yandan da çekilme sürecine “gözlemci” olacaklar.

Belki de devletin yapması mümkün olmayan temasları yürütecekler.

Bunların biri de, tümü de son derece “riskli” görevler.

Akil ve akilelerimiz bu büyük riskin altına giriyorlar.

Kendilerine tavsiyem şudur:

– Bu işi asla ve asla “şahsi mesele” olarak görmemeliler.

– Bu göreve kendilerini kaptırmamalı, hadlerini ve sınırlarını iyi bilmeliler.

– Ağızlarından çıkacak her sözün, atacakları her adımın, yapacakları her toplantının kayıtlara gireceğini, tüm bunlara bazen iyi niyetle, bazen kötü niyetle bir anlam yükleneceğini bilerek hareket etmeliler.

– Böylesine bir görevde, özellikle de terörün varlığından beslenenlere asla güvenilmeyeceğini unutmamalılar.

– Farklı hassasiyetleri aynı potada eritmeyi başarmanın “simyacılığa” soyunmak gibi olduğunu anlamalılar.

– Ağır ve emin olmalılar.

– Bu işi magazin zannetmemeliler.

Yoksa burası Türkiye.

Keserin de, sapın da çok hızlı döndüğü bir ülke.

Gün olur hesap döner.

Memlekete hizmet edeceğim derken, Allah muhafaza vatan haini ilan edilirler.

İşadamı ama Türk mü?

GAZETELERDE ve internet sitelerinde sürekli aynı haberi görüyorum.

ABD’de giderek büyüyen Chobani marka yoğurtları ve o yoğurtların sahibi olan Hamdi Ulukaya isimli Türk vatandaşını.

Tüm haberlerde ortak bir nokta var.

Hepsi “Türk işadamının ABD’deki büyük başarısı” diye yazılıyor ve Ulukaya’nın hayat hikâyesine yer veriliyor.

Ancak büyük ihtimalle bu haberleri hazırlayanlar, Chobani’nin sahibi Ulukaya ile hiç konuşmamışlar.

Çünkü kendini hiçbir zaman, “Ben bir Türk işadamıyım” diye tanıtmıyor.

Tam aksine, “Ben bir Kürt işadamıyım” diyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına bir itirazı yok.

Ama “Türk” olarak tanıtılmaya itirazı var.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bulunmaz Hint kumaşı olduğumuzu anladığımız zaman.

Erişilebilirlik Araçları