Reklam

Okur mektupları

10 can 48 bin TL

Sayın Altaylı,

Ben İnşaat Mühendisi & Avukatım.

Çürük bina yapmaktansa mesleği bırakmış eski bir mühendisim.

Programlarınızda ısrarla “deprem” gerçeğini gündemden düşürmeme çabanıza istinaden size bu yazıyı gönderiyorum.

Bu vesile ile, bir vatandaş olarak size şükranlarımı sunmak isterim.

Birkaç gün önce, 10 kişinin ölümüne neden olan bir binanın davasında tüm sanıkların ve her biri hakkında, mahkemece 8 yıl hapis cezası verilmiş ve tüm hapis cezaları 24 taksitle 48.600 TL para cezasına çevrilmiştir.

Suçlu suçsuz fark etmeksizin torba yasa gibi torba hüküm kurulmuştur.

Bu tutarın, insan hayatının umurunda olmadığı müteahhitler için ne kadar önemsiz olduğunu takdirinize bırakıyorum.

Bu şekilde devam edilirse kimse çürük bina yapmaktan korkmaz. Binlerce insanımızı kaybetmeye devam ederiz.

Depremlerden neden ders alamadığımızın açık delili olan, 2011 Erciş depremindeki 2 dava dosyasını ve kararlarını sizinle paylaşmak isterim.

Saygılarımla.

*

Niteliksiz fakülteler açmak eğitim midir?

Sayın Fatih Bey,

Ben Türkiye Cumhuriyeti’nde hatırı sayılır bir devlet üniversitesinde, alavere dalavereye bulaşmadan kazandım.

Göçmen ya da mülteci değilim, kendimi başka yerde okuyor göstermedim, yabancı bir ülkedeki bir okula son gün kayıt yaptırıp gelmedim, Türkiye’de eğitim gördüğüm halde YÖS denen ve Türkiye’de eğitim gören milyonlarca gençle alay eden sınavla gelmedim, Ukrayna’dan Rusya’dan Bulgaristan’dan vs. yerlerden 35 puanla denklik almaya da kalkmadım.

Sınava girip, hakkı ile okulunu kazanmış bir hekim adayıyım.

Sakın ego yaptığımı düşünmeyin, Türkiye’de artık insanların gerçek kalibrelerini belirtmeleri zaruret oldu.

Geçen ay kararnamelerle 2 tane daha yeni diş hekimliği fakültesi açıldı. (Iğdır ve Aksaray’a.)

Aksaray milletvekili kendini yırttı hukuk da açılsın diye ama ona gücü yetmedi, diş ekimliği fakültesi açılabildi.

Iğdır’da da tıp fakültesi daha açılmadan dişi açtılar kimse yüz felci geçirmesin veya ölmesin diye aldığımız tıp derslerini nasıl alacakları hakkında fikrim inanın yok.

Rekabeti seven biri olarak hoşunuza gittiğini anlayabiliyorum.

Ama sorun rekabet değil.

Asıl mesele, 2023 sağlık işgücü planı diye yapılan geniş kapsamlı projeksiyon 2014 yılında yayınlandı.

Burada önerilen o sırada 2800 olan diş hekimliği kontenjanının 950 kişiye düşürülmesi ve diş hekimliği fakültelerinin kontenjanlarının azaltılması gerekirse kapatılması yönündeydi.

Ama ne oldu, bu plana göre 950 olması gereken kontenjan 8 bin kişiye çıkarıldı. Daha eğitime girmeyen 40 fakülte var ve Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaya göre her dönemden 7 bin kişi işsiz kalma durumunda. O da şu an için.

Biz niye çalıştık Fatih Bey, annem babam beni neden bu kadar okuttu?

Üniversite iş bulma kurumu değil diyenlere sormak isterim, üniversite işsiz yaratma kurumu mu?

Ben bu okulu bitirdikten sonra hangi mesleği öğreneceğim!

Sesimizi duyurmak için terörist yaftası mı yememiz gerekiyor?

İş bulmayı, işimizi yapmayı geçelim, bu okulların dekanları bile diş hekimi değil, hastaneleri yok, laboratuvarları yok.

Orta Doğu’dan gelen öğrencilerle hava atmakla, tercih edilmeyen bölümleri kapatıp yüksek puanlı bölümlerin kontenjanını arttırarak biz yerleşme oranını artırdık demekle de olmuyor.

Nasrettin Hoca’nın mezarındaki kapı misali giriş barajları koymakla da olmuyor! Yayınlamayacağınızı bilsem de belki okursunuz iyi günler dilerim.

*

Maske standardı

Fatih Bey merhaba;

Çift kat maske takma ile ilgili söylediğiniz söze kesinlikle katılıyorum. Fakat emin olun piyasada satılan maskeler sizin yüzünüzdeki gibi kaliteli değil. Sizden bir şey rica ediyorum. Lütfen taktığınız maskeyi kesiniz ve içinde kullanılan Meltblown filtreye bakınız. Emin olun bakkallarda sağda solda vatandaşın 1 TL vererek aldığı maskelerin hiçbirisinde sizin maskenizdeki filtre gibi kaliteli filtre, hatta filtre yok. (Bununla ilgili çok maske örneği elimde mevcut.)

Üzüldüğüm bir nokta vatandaş 1 TL veriyor ama vicdanlı satıcıysa Mercedes’e biniyor vicdansız satıcıysa Tofaş’a biniyor. İşte bu sebeple insanlar 2 maske kullanıyor. Çünkü vicdansız satıcılar kalitesiz maske satıyor. Bu konuya eğilen kimse yok.

Şu anda AB bölgesi bizim sağlıkçılarımızın taktığı KN95 ve KF94 tip maske dışında maske takılmasını yasakladı. Bunun sebebi vatandaşlarının 3 saat koruma sağlayan 3 katlı maskelere 1 Euro vermesi ve gün içerisinde 3 defa maske değiştirmeleri. Vatandaşlarının 3 Euro’ya günde 3 maske yerine 8 saat koruyucu KN95 ve KF94 maskeyi 1 Euro’ya satıyorlar. Dolayısıyla her gün 2 Euro vatandaşın cebinde kalıyor. Bizde ise ekonomi vatandaş için o kadar zordaki aynı maskeyi değil 3 saat 3 gün hatta 3 hafta takanlar var.

Ayrıca bu maskeler içerisindeki Meltblown filtre bir petrokimya ürünüdür. Hem tüketimi kıymetli hem de çevreye zararı yüksek bir malzemedir.

Saygılarımla.

*

Osmangazi zorlaması

Sevgili Fatih Abi;

Yıllardır sizi okurum takip ederim. 42 yasında özel sektörde çalışan, zamanında kendi işini kurup 30 kişiye ekmek kapısı olurken ülkemizin çağ atlaması sonucu işini kaybeden bir makina mühendisiyim.

Özellikle son birkaç yılda sizi okumadığım gün sayısı yok denecek kadar azdır.

Benim son günlerde takıldığım bir nokta var. İşim gereği Yalova İstanbul arası haftanın bazı günleri geliş gidiş yapıyorum.

1 yılı aşan bir süredir Karamürsel’in tam içinden gecen yolda yol çalışması, altyapı çalışması gibi çalışmalar yapılıyor ve bu çalışmalar bitmek bilmiyor. İnsanın beklemekten iflahı kesiliyor. Yol tek şeride düşüyor, gerisini siz tasavvur edin.

Acaba diyorum Yalova – İzmit, İstanbul arası olan bu yolda çalışmaların bir türlü bitmemesinin, bitememesinin başka bir nedeni mi var.

Bu neden acaba OSMANGAZİ Köprüsü mü?

Bizi o köprüden geçmeye mi zorluyorlar anlamadım.

Size güvenebileceğimi bildiğim için de konuyu iletmek istedim. Yanlış mı düşünüyorum?

Erişilebilirlik Araçları