Doğru enflasyon nasıl hesaplanır

Devletin resmi haziran ayı enflasyonu açıklandı: % 4.95

Yıllık enflasyon da yüzde 78.6’ya ulaştı.

TÜİK’te geçen ay meydana gelen değişikliklere bakılırsa TÜİK’in enflasyonunda beklentilerin altında bir oran çıkmasını beklememiz yanlış olmazdı. Öyle de oldu.

Enflasyon Araştırma Grubu ENAG ise tüm kısıtlamalara rağmen kendi araştırmasını yapmaya ve “bağımsız” enflasyon açıklamaya devam ediyor.

ENAG enflasyonu erken açıkladı ve Haziran ayı artışını yüzde 8.3, yıllık enflasyonu ise 175.55 olarak duyurdu.

TÜİK resmi enflasyonu ne kadar gerçeklerden uzaksa, bana göre ENAG’ın bu kez elde ettiği enflasyon da inandırıcılıktan o kadar uzak.

Elbette ENAG’daki ekonomistleri yalancılıkla suçlamıyorum.

Ama muhtemelen enflasyon hesaplarına esas aldıkları ürünler sepetinde ya da bu ürünlerin fiyatlarını tespit ettikleri noktalarda veya bunların ağırlıklarını belirlemede bir hata yapıyorlar.

Bu da enflasyonu daha çok günlük tüketim ürünleri, gıda gibi temel ihtiyaç maddeleri üzerinden hisseden vatandaşlarda ENAG’ın açıkladığı enflasyona karşı bir güvensizlik oluşturuyor.

Çünkü özellikle gıda fiyatlarındaki enflasyonda yüzde 175’lik bir durum yok.

Fiyatlar yüksek mi?

Çok ama çok yüksek.

Yazın düşmesi beklenen meyve sebze fiyatları bile düşmüyor.

Domates hala 20 liralarda.

Biber 30.

Kiraz 50.

Bezelye 30.

Şeftali 25.

Armut 30.

Havuç 20.

Üzüm 30.

Patates 10 TL’nin altına inmiyor.

Bunlar lüks semt pazarı değil, İstanbul’un orta halli bir ilçesindeki tezgah, hatta seyyar satıcı fiyatları.

Peynir, zeytin, yağ fiyatları da öyle.

Yüksek ama artış biraz da yaz etkisiyle durdu gibi.

TÜİK vatandaşın hayatına çok az etki eden ürünler üzerinden enflasyonu düşük hesaplıyor, ENAG da belli ki vatandaşın hayatına çok az etki eden ürünler üzerinden enflasyonu arttırıyor.

Hal böyle olunca da iki taraf da ortaya inandırıcılıktan uzak enflasyon rakamları koyuyorlar.

Ben ise şöyle yapmaya karar verdim.

ENAG’ın enflasyonu ile TÜİK’in enflasyonunun toplayıp ikiye bölüyorum.

Gerçeğe en yakın galiba o oluyor.

Şimdi 175.55’i bir kenara yazın.

On TÜİK’in bu sabah açıkladığı 78.6’yı ekleyin.

Çıkanı ikiye bölün.

Hakiki enflasyon odur muhtemelen.

***

Özgür Demirtaş’ın hatası

Ekonomi profesörü Özgür Demirtaş hocayı çok severim.

Öyle yakından tanımam.

Birkaç kez telefonda konuşmuşluğumuz, arada mesajlaşmışlığımız vardır.

Severim dediysem uzaktan yani.

Ekonomi bilgisini sınayacak, not verecek halim de yok ama düzgün bir insan olduğunu anlayacak kadar tecrübem var.

Ancak Profesör Özgür Demirtaş’ın bir hatası var.

Önemli bir hatası.

Özgür Hocamız, tartışmaması gereken insanlarla tartışıyor.

Muhatap olmaması gereken insanlarla muhatap oluyor.

Yahu Hocam Allah aşkına bu hatayı sık sık yapıyorsun ama bu kez yazmak zorundayım.

Akit gazetesinin Ankara Temsilcisi ile ekonomi tartışmak neyin nesi!

Olacak iş mi!

Bu kişi ile bilimsel bir tartışma yapılır mı!

İş mi bu yaptığın.

Hadi Mark Twain’in ünlü sözünü hatırlamadın.

Bob Dylan’ı da mı duymadın.

***

Ecce homo

Dikkatli okurların gözünden kaçmamış.

28 yıldır bu köşenin en altında yer alan bir başlığı sonunda değiştirdim.

“Ne zaman adam oluruz?” şimdi artık “Ne zaman insan oluruz” oldu.

Sakın yanlış anlamayın.

Cinsiyetçi bir değişim değil bu.

Hani kimi okurların “Ne demek adam kadınlara haksızlık değil mi?” itirazından ötürü yapılmış bir değişiklik değil.

Buradaki adam olma meselesinde cinsiyetçilik yoktu zaten.

O yüzden bu itiraza kulak asmadım yıllarca.

Değişikliğin sebebi başka.

Yıllarca büyük umutla “adam olma” özlemini dile getirdim.

Ne yazık ki, geçen yıllarda adam olma konusunda mesafe kat edemedik.

Tam aksine geriledik.

Her açıdan dökülmeye başladık.

Etrafıma, olan bitene, değişen koşullara baktıkça umudum azaldı.

Adam olmaktan vazgeçtim.

Adam olmanın ön koşuluna geri döndüm.

Önce insan olmayı hatırlayalım, sonra adam olmaya çalışırız dedim.

Değişiklik bu yüzden.

Kimse kusura bakmasın ama ne yazık ki durum bu!

***

Gerçek gündem

Bu ülkenin dertleriyle dertlenen insanlar çoğunlukta zannediyorsunuz değil mi!

Değil arkadaşlar.

Değil.

Bu kanaate nereden mi varıyorum.

Açın en popüler internet sitelerine girin.

Bakın bakalım en çok okunan haberleri ne?

Ünlü oyuncu bikinili pozlarıyla büyüledi

Ayna karşısındaki iç çamaşırsız görüntüsü nefes kesti

Eşini kız kardeşiyle aldattı

Survivor şampiyonu tartışma yarattı

Her gün ama her gün durum bu.

Sadece internet sitelerinde değil, sosyal medyalarda da durum farksız.

Twitter’da gündem ya trollerin belirlediği saçma sapan siyasi atışmalar ya da televizyon programlarındaki, yarışmalarındaki zırvalıklar.

Bazen bu duruma üzülüyorum.

Bazen kızıyorum.

Bazen de şükrediyorum. Belki bu toplumu birbirine düşmekten koruyan şey bu vurdumduymazlık diyorum.

***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Bilenle bilmeyen bir olmadığı zaman.

Erişilebilirlik Araçları