Reklam

Yerlikaya istememiş

Geçmiş seçimlerde, AK Parti’nin belediye başkan adayları çok önceden belli olur, aday açıklama günü gelmeden kimin aday olacağı hemen herkes tarafından bilinir, günü geldiğinde de iktidar partisi adaylarını herkesten önce açıklardı.

Bu kez ise durum farklı.

AK Parti bir türlü adaylarını belirleyemiyor, özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde istişareler hâlâ sürüyor.

İstanbul’da bazı isimler ortalıkta dolaşır ve üzerlerine aday toto oynanırken, aylardır birkaç isim üzerinde yoğunlaşılıyor.

Bunlar sırasıyla Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski Şehircilik Bakanı Murat Kurum, eski İstanbul Valisi ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, eski Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, eski TOKİ Başkanı Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu.

Bir ara konuşulan AKP İstanbul İl Başkanı Kabatepe’nin adı ise çoktan gündemden düşmüştü.

Dün gece, AK Parti’nin İstanbul adayını belirleme konusunda önemli gelişmeler oldu.

Son günlerde adı çok ön plana çıkan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya aday olmak isteyip istemediği soruldu. Yerlikaya “İsterim” dese idi muhtemelen üç kişilik kısa listeye girecek ve yine büyük olasılıkla AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacaktı.

Ancak Yerlikaya “İstanbul adayı olmak gibi bir düşüncem olmadığını kısa süre önce kamuoyuna açıkladım. Aday olursam kendi sözümü yemiş olacağım. Siyaset tecrübem de yok. Dün dua istediğim İstanbullulardan bu kez oy istemek yakışık almaz” diyerek İBB Başkan adaylığına sıcak bakmadığını belirtmiş.

Ali Yerlikaya yakın çevresine İçişleri Bakanlığı’nı bırakmasının, toplumda oluşan çetelerle mücadele ediliyor fikrini de zayıflatabileceğini söylüyormuş.

Anlaşılan o ki, Yerlikaya, AKP’nin İstanbul adayı olmayacak. Velev ki, Erdoğan çok ısrar etsin.

Murat Kurum’un adı da listeden düşmüş. Kurum’un aşırı istekli tavrı ve İBB başkan adayı olmak için şu ana kadar ciddi paralar harcamış olması iktidarın Kurum ismine soğuk bakmaya başlamasına neden olmuş. Ayrıca milletvekili sayısında düşüş olmasını istemeyen parti yönetimi de, milletvekillerini aday yaparak kaybetmek istemiyor.

Görünen o ki, İstanbul’da ibre giderek Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’a doğru dönüyor.

Ancak hâlâ İmamoğlu adı AK Parti’yi İstanbul’da ciddi biçimde ürkütüyor.

Bu yüzden de muhtemelen İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri bir Cumhurbaşkanlığı seçimi havasında geçecek.

Muhtemelen 2027 ya da 28’in provası gibi olacak!


Başkan Özel, tek seçimi İmamoğlu!

CHP ise AK Parti’nin aksine adaylarını belirlemeye ve açıklamaya başladı bile.

En önemli İki büyükşehir zaten belli.

Aydın ile İzmir birlikte belirlenecek gibi görünüyor.

Adana belli gibi.

Antalya’da belirsizlik sürüyor

Mersin’de herkes birbirine çok yakın olduğu için hâlâ kafalar karışık ama mevcut başkanla yola devam edilecek gibi.

Hatay’da durum aynı.

Antalya, CHP’nin en kararsız olduğu iki ilden biri. İbre mevcut başkan Böcek’e gelip gidiyor.

Muğla biraz karışık. Güçlü bir aday olmadığı için, Bodrum’da zorlu bir dönemi, tüm denetimlere karşı şaibesiz atlatan Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın adı öne çıkıyor.   

Partinin güçlü olduğu Ege kıyılarında ise aday bolluğu var.

Urla’da 47 aday adayı çıktı, aralarında Mustafa Denizli’nin çocukluğundan beri “solcu” kızı Lal Denizli de var.

Eskişehir’de ise Büyükerşen’in yaşı parti yönetimini düşündürüyor.

CHP’de ilginç olan, tüm aday adaylarının kendisini Ekrem İmamoğlu’na beğendirme çabasında olması.

Tüm aday adayları bir şekilde İmamoğlu’na ulaşmak, İmamoğlu’nu ikna etmek istiyor.

CHP’de adaylığın yolu belli ki İmamoğlu’nun kafasından geçiyor.

Dün telefonda konuştuğum bir aday adayına “Yahu genel başkanınız varken niye hepiniz kendinizi Ekrem İmamoğlu’na beğendirme çabasındasınız” diye sordum.

“Abi sen futbolu seversin oradan örnek vereyim. Genel Başkan Özgür Özel’e saygımız sonsuz ama o futbol tabiriyle federasyon başkanı. Milli takımı ise başkan değil teknik direktör seçer. İmamoğlu da teknik direktör gibi. Tek seçici.” dedi.

Çok güldüm.

Durum tam bu mudur bilemem.

Ama partideki inanç bu.


Özlem Zengin: O cümlenin benim olmadığını Ali Mahir Başarır da söyledi

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin aradı dün.

Youtube’daki programımda “Kürsüde hayatını kaybeden milletvekiline o çirkin cümleyi Özlem Zengin’in söylediği yazıldı her yerde” dediğim için aramış.

“Fatih Bey, o cümleyi ben etmedim. Bu, İsmail Saymaz tarafından yazıldı ama benimle alakası yok” dedi.

“Ben birkaç yerde gördüm. Saymaz’da da okudum. Yalanlanmadığı için de iddia ediliyor diyerek dile getirdim. Keşke beni arayacağınıza yazanlara anında yanıt verseydiniz” dedim.

“Açıkçası birkaç nedenle onları aramadım. Öncelikle CHP’li Ali Mahir Başarır o cümleyi benim söylemediğimi çok net belirtti. Benim açıklamamdansa Ali Mahir Bey’in söylemesi daha değerli idi. İkincisi, hakkımda her yalan yazanı aramıyorum ama sizi bildiğim için aramak ihtiyacı hissettim ama keşke siz de söylemeden önce beni bir arasaydınız” dedi.

Sonra olayı anlattı.

“TBMM’de bütün partiler olarak konuşma süreleri ile ilgili aramızda bir anlaşma var ve buna uyuyoruz. Bütçe görüşmelerinde de her partiye 1 saat ayırdık ve bunu ister bir hatip 60 dakika ister 6 hatip 10 dakika olarak partiler kullanıyor. O gün de hayatını kaybeden vekilimiz sözü uzatınca çok da ağır konuşunca ben grup başkanvekili olarak başkanlık kürsüsüne giderek cevap hakkımızı kullanmak istediğimizi belirttim. Çünkü bu benim görevim. O kürsüde iken ben ayakta idim. Partim adına söz istemek benim işim çünkü. Hasan Bey yere düştüğünde ilk koşan biz olduk. İlk müdahaleyi yapan bizim milletvekilimiz Prof. Dr. Cüneyt Yüksel oldu. Ne yazık ki kalp krizi değildi. O an kalbi durmuştu zaten. Orada benim bir kışt kışt hareketim var. Bunun nedeni, orayı boşaltmak ve müdahale eden hekimlere alan açmaktı. Sonra Hasan Bey ambulansa götürülürken biz de beraber gittik.

Açık söyleyeyim orada bulunan hiç kimse o cümleyi duymadı. Döndükten sonra tutanakta gördük. İnanamadık. Merhumun son cümlesi ‘Allah’ın gazabını göreceksiniz’ olmuştu. Acaba tutanağa yanlışlıkla o mu geçti diye de düşündü herkes. Çünkü kimse duymamıştı o sözü.” dedi.

Özlem Zengin, TBMM’deki tüm vekillerin hâlâ olayın şoku içinde olduğunu, ilk kez bir vekilin kürsüde hayatını kaybettiğini ve bunun travmasını tüm meclis üyelerinin yaşadığını anlattı.

“Sonradan öğrendik ki, merhuma doktorları zaten by-pass olmasını söylemişler. Kalbi oldukça sorunlu imiş. Olmamış, ertelemiş. Keşke ertelemese idi. Sonuç olarak benim hakkımda bir şey olursa lütfen beni arayıp sorun. O cümlenin benim ağzımdan çıkmadığından da emin olabilirisiniz” dedi.


NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Ahlak olmadan inanç olmayacağını anladığımız ama tersinin olabileceğini anladığımız zaman.

Erişilebilirlik Araçları