Reklam

Pamukoğlu: Teğmenlerden önce komutanları cezalandırılmalıydı!

Dün Youtube’daki programımda emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu’nu ağırladım.

Terörle mücadelenin başarıya ulaştığı 1990’lı yılların bölgedeki efsane komutanıydı.

Askerlerin yararlandığı askerî sosyal tesislere adım atmamasıyla, en üst rütbedeyken bile yemeğini askerle beraber yemesiyle tanınan Pamukoğlu Paşa ile.

PKK’nın alışılmadık eylemini, kış aylarında şimdiye dek göstermediği aktivitesini, bölgeyi karış karış bilen bir kurmay olarak Pençe Kilit Harekatı ile ilgili görüşlerini anlattı. Pamukoğlu 42 yıllık askerlik hayatı boyunca 1. dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı, 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almış, Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı’nı 5 kez alma başarısını gösteren tek komutandı.

Hal böyle olunca da, anlattıkları aynı gün 1 milyona yakın izlendi.

Belli ki, halkta liyakat sahibi seslere kulaklar açık ve duymak istiyoruz.

Pamukoğlu ile terörle mücadele dışında da bazı konularda sohbet ettik. Özellikle de, Tuzla Piyade Okulu’nda meydana gelen son olayı ve ardından meydana gelen gelişmeleri kendisine sordum.

Çünkü belki bilirsiniz, belki bilmezsiniz ama Pamukoğlu Paşa, AK Parti iktidarı öncesi bu okulun komutanıydı.

Pamukoğlu’na okulda Atatürkçü öğrenciler ile cemaatçi öğrenciler arasındaki tartışmayı ve sonrasında öğrencilere verilen cezaları sordum.

“Rezalet” dedi.

Anlattı:

“Ben Tuzla Piyade Okulu Komutanı olmadan önce de bu okuldaki bir olaya müdahale etmekle görevlendirilmiştim. O sırada Hasdal’da komutandım ama Tuzla’da bir disiplin olayı olmuştu. Birkaç genç teğmen, okulun yemekhanesinde sivil görevliler tarafından tartaklanmıştı ve bu olayın intikamını almak için bir grup teğmen, bu görevlilerin kaldığı lojmanları basmış, kırıp dökmüşlerdi. Bu olaydan ötürü oraya atandım. Detayına girmeyeyim. Ama böyle olaylar olur. Ve bu olaylar genelde idarenin ve oradaki öğretim kadrosunun zafiyetinin işaretidir.”

“Yani öğrencilerin suçu yok mu? Askerî okulda askerî hiyerarşiye uymak istemeyen cemaatçi öğrenci olması normal mi ve hepsine aynı cezayı vermek doğru mu sizce de?”

“Benim söylediğim o değil. Bu olayda öğrencilerden önce ceza alması gerekenler, o okulun yöneticileridir. O okulda ders veren yüzbaşılardır, yarbaylardır, albaylardır ve okulun komutanı generaldir.”

“Niye?”

“Niyesi mi var. Altınızdaki askerler arasında cemaatçiler var, altınızdaki askerler arasında aylar süren bir gerilim var, askerler arasında bir kavga ortamı var, kazan kaynıyor, iş sivil savcılara kadar gitmiş, ki bu da çok büyük bir ayıp, bu çocukların komutanlarının bundan haberi yok. Uyuyorlar. Böyle komutanlık mı olur! Komutan askerin nefes alışını bile izler. Gözünün bakışını ezberler, hal ve hareketini sürekli takip eder. Askerler arasındaki en küçük sorunu sorun ortaya çıkmadan, patlamadan tespit eder ve önlem alır. Bunu yapamayan komutan komutan değildir. Rütbesi ne olursa olsun fark etmez. Komutan bazen bir onbaşı olabilir, bazen bir general. Altındakileri bilecek. Disiplinsizliğe müsaade etmeyecek. Genelkurmay teğmenlere ceza vermeden önce onların üstlerine ceza vermeliydi!”

“Nasıl bir ceza?”

“Çok basit ve tartışmasız. Hepsinin silahlı kuvvetler ile ilişiğini kesmeliydi. Bundan daha büyük bir komuta zafiyeti olamaz.”

“Biraz ağır değil mi bu ceza?”

“Değil. Hafif bile. Böyle bir olay cephede, savaşta olsa ne yapacaksın! Bu komuta zaafı affedilemez.”

“Teğmenlere verilen cezalar için ne diyorsunuz? Hepsine aynı ceza normal mi?”

“Orduda disiplinsizlik olmaz. Ordu içindeki bir meseleyi sivil savcılığa şikayet etmek de kabul edilemez.”

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir sıkıntı mı var sizce?”

‘Türk Silahlı Kuvvetleri’nde sıkıntı olmaz. 2000 yıllık bir ordudur bu. Bugünkü yapısı ile 103 yıllıktır. Türk milleti cefakardır, askeri sızlanmaz, ağlamaz, sorun çıkarmaz, emre itaatsizlik etmez, korkuya kapılmaz, şartlara intibak eder, en kötü koşulları bile sorun etmez.”


Sabiha’dan çok uçan yolcuya ayıp

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın ikinci pisti yaklaşık 10 yıllık bir inşaat döneminin ardından açıldı.

İkinci pistin inşaatı İstanbul (Atatürk) Havalimanı’nın sahibi olan müteahhitler tarafından yapılınca gecikme normal.

Pistin üzerinden geçeceği yola yapılan tünel çöktü, o oldu, bu oldu derken 4 yılda sıfırdan havalimanı yapabilenler 10 yılda bir pisti bitiremediler. Neyse ki, sonunda bitti ve açıldı.

Bu arada Sabiha Gökçen’in işletmecisi olan Malezyalılar da satıp çıktılar.

Ve yeni işletmenin ilk icraatı ne oldu dersiniz!

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda THY’ye ait olan CIP Lounge’u kapatmak.

Yani THY’nin devamlı müşterisi olan ve çok fazla uçuş yapanların ya da Business Class uçuşu tercih edenlerin kullandığı özel terminal alanı kapandı ve THY bunu tüm yolcularına bildirdi.

Bunun anlamı şu.

En fazla uçan yolcuları, İstanbul (Atatürk) Havalimanı’na yönlendirme çabası.

Bu kadarı da ayıp ama.


Sonunda maktu

Yıllardır bu köşede yazdığımız bir şey sonunda gerçekleşiyor.

Defalarca Batı ülkelerindeki uygulamalardan örnek verip “Sigaradan oransal vergiyi azaltıp, maktu vergi uygulamasına geçin. Devletin vergi geliri sigara fiyatından bağımsız olarak artsın” diye yazdım.

Çünkü mevcut vergilendirme sisteminde sigara fiyatına bağlı bir vergi vardı ve kamunun geliri sigara şirketlerinin satış fiyatına bağlı oluyor, bu sistem kaçak sigarayı arttırıyordu.

Yeni düzenleme ile nispi vergi oranı yüzde 63’ten yüzde 57’ye indi.

Bu daha başlangıç olmalı. Bu oran pek çok Batı ülkesinde olduğu gibi yüzde 20’ler düzeyine inmeli.

Maliye Bakanlığının da istediği bu değişikliği bazı lobiler engelliyordu.

Bu lobileri aşan Mehmet Şimşek’i kutlamak lazım.


Kumara vergi indirimi caiz mi ey Diyanet!

Allah’tan muhafazakar ve inançlı bir iktidarımız var.

Aksi olsa ne olurdu merak ediyorum.

Her şeyi “kitaba” göre yapan iktidarımız, ekonominin en basit kurallarında bile “nas” diyor ama söz konusu “kumar” olunca “sus” demeyi tercih ediyor.

Öncelikle Türkiye’deki tek yasal bahis şirketi olan Milli Piyango’yu özelleştirdiler.

Özelleşen ve artık aslında milli olmayan piyangonun bahis ve kumar şirketine dönüşerek onlarca yeni kumar türünü hizmete sokmasına gık demediler.

Bahis oranlarındaki tüm denetimi ortadan kaldırıp, oyuncuları şirketin olmayan vicdanına emanet ettiler.

Bu şirketin çoluk çocuğun oynayacağı yeni oyunları piyasaya sürmesine ses çıkarmadılar. Yaş sınırlamasına riayet etmeyeni denetlemediler.

Telefonlara kumar ve bahis reklamları yollanmasına, burada çoluk çocuk ayırt edilmemesine bakmadılar bile.

Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi, şimdi bir de kumar ve bahisteki vergi oranını yarı yarıya düşürdüler.

Bir yandan Maliye Bakanı “Konut vergilerine zam yapacağız, katlayacağız” diyerek yeni kira artışlarının da önüne açıyor, diğer yandan elinde iktidarı desteklediği iki dandik gazete var diye kumar şirketinin vergisi yarı yarıya indiriliyor.

Ama sorarsan yılbaşı kutlamak caiz değil.

Ey Diyanet, bir tarafın sıkıyorsa bir fetva da buna versene…

Kumara vergi indirimi caiz mi Ali Efendi!


Ne kadar vergi o kadar kaçak!

Kaçak içki operasyonu yapılmış. 187 ton alkol ele geçirilmiş.

Bir operasyonda.

187 ton kaçak alkol demek, ondan da yaklaşık 467 ton alkollü içki üretilir demek.

Bu da 667 bin şişe büyük rakı ya da diğer içkilerden demek.

Sonra sorun durun “Bu fenomenler kimin kara parasını aklıyor” diye.

Bu sadece bir operasyon.

O da sadece içkiden.

Buna sigarayı, yasa dışı kumarı, uyuşturucuyu da ekleyin.

Daha kaç fenomen lazım siz hesaplayın.

Her vergi artışının kaçağı arttırdığını da unutmayın.

ABD’de mafyanın gelişimi ile içki yasağı dönemi aynıdır.

Burada niye farklı olsun! 


NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Evin vergisini arttırıp kumarın vergisini indirmediğimiz zaman.

Erişilebilirlik Araçları