Reklam

Yine seçim, yine imar, yine rant 

22 yılık devri iktidarında aday belirlemekte hiç bu kadar zorlanmayan Adalet ve Kalkınma Partisi, belediye başkan adaylarından hiç değilse bir bölümünü dün açıklayabildi.

Ankara, İzmir, Antalya, Adana gibi pek çok büyükşehir adayı hâlâ belli değil ama çok merak edilen İstanbul adayı Murat Kurum oldu.

Başlangıçta İBB adaylığı hemen hemen kesin görünen Kurum, daha sonra geri plana atılmış, Soylu ailesi ile yakınlığı, Hatay’da deprem sonrası yaptığı bazı ihaleler nedeniyle şansının azaldığı söylenmiş ve başka isimler konuşulmaya başlanmıştı.

Ancak bazı gelişmeler sonrası geçen hafta Perşembe günü Murat Kurum adı yeniden gündeme ve bu kez güçlü biçimde geldi.

İktidar partisi içindeki bazı kaynaklarım Perşembe günü “Murat Kurum üzerinde uzlaşma sağlandı. İhtimal yüzde 90’ın üzerine çıktı.” dediler.

İktidar partisi içinde bunu eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yeniden güç kazanması olarak gören de var, Doğu Karadeniz oylarını, Konyalı Murat Kurum’a Soylu ailesi üzerinden aktarma girişimi olarak gören de.

Benim aklım o kadarına ermez.

Ben Kurum’un adaylığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aralık ayının son haftasında İstanbul’da yaptığı “Yüzyılın Dönüşümü İstanbul” projesinin bir parçası olarak görüyorum.

AKP İstanbul’u bir kez daha kazanmak için en iyi bildiği ve hatta belki de tek bildiği konuya dönüş yapıyor.

İnşaata ve betona.

Çünkü hizmet konusunda ne derse desin İmamoğlu tüm engellemelere rağmen vatandaşı memnun etmeyi başardı.

Bu durumda İmamoğlu’nun karşısına ancak merkezi iktidarın gücü ile yapılabilecek bir proje ile çıkmak gerekiyordu.

Bu da olsa olsa kentsel dönüşüm olabilirdi.

Zaten bu yüzden en güçlü aday olarak eski TOKİ Başkanı Ergün Turan’ı görüyordum.

En azından Turan’ın üzerinde, kötü sonuçlarını bir büyük depremle yaşadığımız bir İmar Barışı ayıbının sözcülüğüne soyunmak gibi bir ayıp yoktu. 

Ancak iktidar, aynı projeyi propaganda malzemesi yapmak için Turan yerine Kurum’u tercih etti.

Kentsel dönüşüm, inşaat, rant üzerinden ağızlar sulandırılacak ve akan salyalar oya çevrilmek istenecek.

AK Partili belediyelerin daha önce başlattıkları kentsel dönüşüm projelerinde ortaya çıkan sorunlar, sokakta kalan yurttaşlar, süren binlerce dava, sabit denilirken arttırılan taksitler, gelirlerden fazla yükselen faizler ve Murat Kurum’un tüm bunlardan sorumlu olarak görüldüğü gerçeği ise zannederim İmamoğlu’nun kozu olacaktır.

Zannederim AKP İstanbul seçimi için hayal satacak.

İmamoğlu ise satılmaya çalışılan hayalin eski ve yalan olduğunu anlatacak.

Kurum bir hayal satıcı olarak çok da coşkulu görünmüyor. Zannederim o açığı Erdoğan kapatacak, İstanbul kampanyasını o yürütecek.

Bana göre Murat Kurum Projesi’ne en fazla avukatlar oy verecektir.

Ne de olsa kentsel dönüşüm önce müteahhitlere sonra onlara yarar. 

Ha bu arada ilgisi var mı bilmem ama kayyum yönetiminde Dilan Polat Güzellik Merkezi yeni bir şube açmış.


Maçoğlu

Yeni bir moda çıktı.

Birisi bir yerden aday gösterildiği zaman kızıp öfkelenmek ve oyları bölmekle suçlamak.

Bu modanın son kurbanı Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu.

Sempatik ve sevilen üstelik de Tunceli’de çok başarılı Maçoğlu’nun İstanbul’un Kadıköy ilçesinden aday gösterilmesini özellikle muhalifler çok kızdı, Türkiye Komünist Partisi’ni oylarını bölerek AKP’ye destek olmakla suçlamaya başladılar.

Açıkçası ben Maçoğlu’nun Kadıköy’ü CHP’ye kaybettirecek kadar oy olacağını düşünmüyorum.

Benim bu olasılığa kızmamın nedeni, Maçoğlu gibi kıymetli bir adamın kazanması imkansız bir yerden aday yapılmasına.

Yok eğer kazanmaktan daha önemli olan simgesel bir adaylık ise o zaman Maçoğlu Hatay’dan aday yapılmalıydı ama o zaman da CHP’li adayın kazanmasını gerçekten engellemiş olurdu.

Gerçi TKP, Maçoğlu’nun Kadıköy adaylığının partinin değil, Maçoğlu’nun kendi isteği olduğunu ve henüz kesin olmadığını açıkladı ama burada önemli olan Maçoğlu isminin bu kadar önemli hale gelmiş olması ve TKP’nin bir adayının bu kadar konuşulur hale gelmesi.

Türk siyaseti açısından ümit verici bir durum.

Tüm bu karanlık içinde.

NOT: Ben CHP Genel Başkanı olsam Maçoğlu’nu CHP’den Hatay belediye başkan adayı göstermek için kendisini ikna etmeye gece gündüz uğraşırdım.


Elmanın içinde armut kurdu olmaz

MİT tarafından başarılı bir operasyonla ele geçirilen MOSSAD ajanlarının ya da MOSSAD devşirmelerinin tamamının İslamcı görünüm altındaki Arap göçmenlerden oluşması, siyasal İslamcı basın tarafından “Ezberimiz bozuldu” olarak yorumlandı.

Bu samimi itirafa saygı duyuyorum.

Yanlış ezber bir gün elbet bozulur.

Bunu anlayıp kabul etmek de fena bir başlangıç sayılmaz.

Aylardır haftalardır söyleyip durduğumuz bir şey var.

Türkiye’deki şeriatçı, hilafetçi, Anayasa’ya aykırı sistemleri arzulayan gösterilerin arkasında mutlaka ve mutlaka yabancı istihbarat örgütlerinin ajanları var.

Bu demek değil ki, o gösterilere katılan herkes ajan.

Onlar sadece istihbarat örgütlerince kullanıldıklarını dahi anlamayarak ülkelerine cehaletten dolayı ihanet eden şuursuzlar.

Ama tüm bunları planlayanlar ya planlatanlar kesinlikle yabancı istihbaratların, MOSSAD’ın, CIA’in, MI 6’nın, FSB’nin, Muhaberat’lardan herhangi birinin adamlarıdır.

Özellikle bunların parasal kaynakları izlendiği zaman, bağlantıları görmek ve çözmek çok daha basittir.

Ben ve birkaç gazeteci daha bu duruma yıllardır dikkat çekip durduk.

Göç başladığından beri bunun yarattığı bu tip tehlikelere dikkat çektik.

Ya inanmadılar ya kulak vermediler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri bildiği bu gerçeğin, bazı gazeteler tarafından anca anlaşılmış olması bile önemli bir gelişmedir.

Bu açıdan zannederim MİT’i kutlamak gerekir.


Bırakmak

Ali Koç Fenerbahçe Başkanlığını bırakacağını açıkladı.

Kapıyı hafif aralık bırakarak.

Bilenler şaşırmadı.

Koç grubunda bir süredir yeni dönem planlanıyor.

Rahmetli Mustafa Koç‘un ölümünden sonra başkanlık koltuğuna oturan Ömer Koç’un bu görevi “kerhen” kabul ettiği ve hiçbir zaman da görevine tam olarak intibak etmediği biliniyordu.

Ömer Koç, entelektüel faaliyetlerini, şirketinin ticari faaliyetlerinden daha çok önemsediğini asla saklamayan biriydi zaten. Bu yüzden de Rahmi Koç’un eli sürekli olarak Koç Holding’in üzerinde idi ve ilerlemiş yaşına rağmen aktif olarak çalışıyordu.

Ancak Ömer Koç bir süre sonra aileye “Ben artık şirkette yer almak istemiyorum” dedi.

Kararlıydı.

Sevmediği bir işi zorla yapamazdı.

Hal böyle olunca geriye iki alternatif kalıyordu.

Ali Koç veya İpek Kıraç.

Ali Koç ismi tabii ki öne çıktı.

Ali Koç Fenerbahçe ile şampiyon olmak, sonra da holdingin başına geçmek istiyordu.

Şampiyonluk elbette istemekle olmuyor.

Ama diğeri aile kararı ile mümkün.


NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

İnsanlığın ne olduğunu unutmadığımız zaman.

Erişilebilirlik Araçları