Ünal Aysal, Polat’tan kötü yolda

YAZMAYAYIM yazmayayım diyorum ama öyle bir yer geliyor ki, yazmadan olmuyor.

Yazmayayım dediğim konu, çok önemli bir devlet meselesi değil elbet.

Galatasaray’dan söz ediyorum.

Galatasaray’ın halini herhalde izliyor, görüyorsunuz.

Tek kelimeyle “rezalet”.

Transfer şampiyonu futbol takımı, tel tel dökülüyor.

Hazırlık maçlarında, kupada, ligde ortaya koyulan futbol rezalet.

1. Lig takımları bile daha derli toplu futbol oynuyor.

Sözde dünya çapında bir teknik direktör geldi. Ama adam yalnız, adam çaresiz.

Puan farkını kapatmak, şampiyon olmak için girilen ligin 2. yarısında takım çok önemli bir maça çıkıyor, tribünde bir tek etkili ve yetkili yönetici yok. Takım deplasmanda yapayalnız.

Başkan kulüp başkanı değil, manav gibi “turfanda çilek” peşinde.

Milyon dolarlara alınan adamlar, bedavaya yollanmaya çalışılıyor, o bile becerilemiyor. Üste para veriliyor.

Teknik direktörün istediği futbolcular alınamıyor, ama başka yabancılara kucak dolusu para veriliyor, pis kokular yükseliyor.

Avrupa futbolunun gelir liginde tepelere çıkmış kulüp hâlâ borç içinde.

Sermaye piyasası oyunları ve gerçek gelirlerle kulübün kasasına girmiş yüzlerce milyon dolar çarçur edilmiş, nereye gittiğini bilen yok.

Transferlerden pis kokular geliyor.

Basketbol takımının başarılı koçu Ergin Ataman durduk yerde taraftarın önüne atılıyor. “Hop ne oluyor” diye araya girecek bir yönetici yok.

Drogba ile oturup konuşan olmadığı için adam gitmeye hazırlanıyor. Sorunlu olduğu zaten sahadaki halinden belli.

Haziran ayındaki seçimlerden bu yana Ünal Aysal yönetimi, Adnan Polat yönetimi gibi uçuruma doğru götürüyor kulübü.

Ne yazık ki, koskoca camiada durumun farkında olan yok.

Erişilebilirlik Araçları