Melo, Emre, lazer

SÖYLENENLER doğru ise Türkiye Futbol Federasyonu, Galatasaraylı Melo’yu maç sonrası yaptığı “çirkin” hareketten dolayı Disiplin Kurulu’na sevk ediyormuş.

Şunu baştan söyleyeyim; Melo’nun yaptığı hareketin hoş görülecek tarafı yok.

Zaten tribünler bile o harekete tepki gösterdi.

Tertemiz bir maçtan sonra, böyle bir hareket tribünlerde de karşılık bulmadı.

Beşiktaş maçında Galatasaraylıları gururlandıran ve mutlu eden, Melo’nun hareketi değil, Semih’in hareketiydi.

Ancaaaak!

Futbol Federasyonu’na iki kelime etmek lazım.

Bir hafta önce, Emre Belözoğlu, maç sorasında falan değil, maçın daha başında, oyun içinde Kasımpaşa yedek kulübesine giderek “ana avrat” küfretti.

Üstelik de bu konuda sabıkalıyken ve bir önceki maçta ettiği küfürler yüzünden yargılanırken.

Bu küfürler hem televizyon ekranına net bir şekilde yansıdı, hem de neredeyse tüm gazetelerde haber oldu.

Kelimesi kelimesine.

Maç içinde, rakip takımın kulübesine gidip küfreden Emre’ye çıt çıkarmayan Federasyon’un, Melo’yu maç sonunda kendi tribünlerine yönelik yaptığı hareketten ötürü disipline vermesi tam bir tutarsızlıktır.

Melo cezayı ne kadar hak ediyorsa, Emre de o kadar hak ediyordur.

İki çift lafım da “lazerci”ye.

Türkiye’de son yıllarda neredeyse tüm maçlarda bu lazer rezaletini görüyoruz.

Bazı dangalaklar kendilerince eğleniyorlar.

Lazer tutan birisi ilk kez kameraya bu kadar net şekilde yakalandı.

Görüntüye bakarsan kelli felli, kazık kadar adam.

Ama tüm bunlar belli ki, sadece görüntüde.

Bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunmak bir taraftarın değil, Türkiye Futbol Federasyonu’nun görevi olmalı.

Bu kişi en az üç-beş yıl spor müsabakalarına alınmamalı ki, başka lazerciler de bunun bir eğlence değil, bir haysiyetsizlik olduğunu anlasın.

Erişilebilirlik Araçları