
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Toptan geçme fırsatı kaçtı
İktidar ana muhalefet lideri olarak Kayyum’u görecek
Cander niye istifa etmez!
Toptan geçme fırsatı kaçtı
Fatih Altaylı
Ekim 12, 2026
Yazı İçeriği
Toptan geçme fırsatı kaçtı
İktidar ana muhalefet lideri olarak Kayyum’u görecek
Cander niye istifa etmez!
Balıkesir mi, Muğla mı, Ankara mı derken AK Parti’ye katılacak olan son büyükşehir belediyesi Antalya çıktı.
Muhalefetten iktidara geçişler artık kimseyi şaşırtmıyor.
Başlangıçta aniden saf değiştiren ve iktidar partisine atlayan muhaliflere herkes kızıyordu artık o bile vaka-ı adiye olunca, kızma gereği de kalmadı.
Ortada ideoloji olmayınca, bu geçişler de aslında büyük önem taşımıyor.
Zaten siyasette belirleyici olacak olan da artık ideoloji değil.
Seçmen şuna bakıyor: Kim umut veriyor, kim geleceğe ilişkin güven veriyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu gördüğü için 1,5 yıl önce kararını verdi ve operasyonlar başladı.
AK Parti’ye yönelik güveni ve umudu azalan seçmene “Bize güvenmiyorsunuz da bunlara mı güveniyorsunuz?” diyerek bir hareket başlattı.
Son 24 yılda başkası iktidar olamadığı için partisiyle özdeşleşen “yolsuzluk” algısını rakip partinin üzerine yıktı ve “Bize yolsuzluk yapıyor diyenlerin haline bakın. Bunlar belediyede böyle yapıyorsa yarın iktidar olunca ne yaparlar, onu hesaplayın.” diyerek yolsuzluk algısını tek özneli olmaktan çıkardı.
Ardından da “Bunlar rejim için tehlike, cumhuriyet için tehlike” propagandasını yerle bir etmek için CHP’li belediye başkanlarını, siyasetçileri partisine katarak “Hani biz tehlike idik. Bak, hepsi bizim çatımız altına geliyor” dedi. Özellikle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ve tabii “eşinin” katılımı bu açıdan önemliydi.
Çok açık biçimde “Yolsuzluk bize has değil, elden gidiyor dedikleri rejim bunların umurunda değil, kanmayın” dedi.
Bir buçuk yıl kadar önce, bu işler ilk başladığı zaman, işin nereye gideceğini görerek Yorumluyor programında muhalefete bir öneride bulundum.
Dedim ki, “Tüm CHP’li belediyeler CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçsin. Bu operasyonları başka türlü durduramazsınız.”
Bu önerime kızanlar oldu, tepki gösterenler oldu, saçma diyenler oldu, gülenler oldu.
Oysa ben ciddiydim.
Bir düşünün, böyle bir hamle karşı tarafta nasıl bir şaşkınlığa sebep olurdu.
Eğer sizden çok daha güçlü bir rakip ile mücadele ediyorsanız, hiç umulmayan hamleler yapmaktan başka çare yoktur.
O gün en beklenmedik hamle bu olurdu.
Bugün AK Parti’ye teker teker geçişler muhalefete zarar veriyor, hatta muhalefeti siyaseten bitiriyor.
Ama o gün bunu toptan yapsalardı sizce kim bundan zarar görürdü.
Ama artık çok geç.
AK Parti açısından ise bu planda beklenmedik şey, fon yolsuzluğu oldu.
Doğrudan vatandaşa dokunması ve parasal boyutlarının yanı sıra, içinden çıkan isimlerin parti ile rabıtası muhalefete yıkılan algıyı yeniden AK Parti’ye döndürdü.
Aslında iyi kullansa, bu AK Parti’nin lehine olabilir, üç beş sağlam kelle verip siyaseten çok güçlenebilirdi.
Ama önce bunu yapacak gibi oldu, sonra hayal kırıklığı yarattı.
Ve geçen hafta itibarıyla Türkiye’de siyaset yeni bir aşamaya geçti.
Bilmem YENİ Parti bunun farkında mı!
İktidar ana muhalefet lideri olarak Kayyum’u görecek
Siyasetin yeni bir aşamaya geçtiğini gözlemlememin nedeni, Kayyum Kılıçdaroğlu.
Kayyum Kemal Kılıçdaroğlu, yargı marifetiyle CHP’nin başına oturtulduktan sonra mizansen organizasyonlar dışında halkla yan yana getirilmedi, sokağa çıkarılmadı.
Tepkilerin doruğa ulaştığı, muhalif seçmenin sülale boyu düz gitmeye başladığı anda “Kaybedecek bir şey kalmadı nasılsa” denilerek bir muhalif kanala çıkarıldı.
Orada da beklediğini bulamayıp, paçavraya çevrilip durum daha da kötüye gidince medya ile ilişkisi tamamen kesildi.
Aylardır halktan ve medyadan kaçan Kayyum Kılıçdaroğlu, şimdi birdenbire “hortladı”.
YENİ Parti’nin, nedendir bilinmez, ortalıktan çekildiği ve temposunu düşürdüğü bir dönemde Kayyum yeniden ekranlara dönüş yaptı.
Yaz ortasında TV 100’e çıktı. YouTube’da gördüğüm sayılara göre 28 bin kişi izledi kendisini.
Ve geçen hafta da KRT’deydi. Orada da 26 bin kişi tarafından izlendi.
Bu izlenme sayıları son derece düşük. (Düşünün ki, Ali Babacan Teke Tek’te 1,5 milyondan fazla izlendi)
İktidar açısından önemli olan, orada kaç izlendiği değil, başka mecralar vasıtasıyla yarattığı etki.
Çıkıyor ve Özel’i suçluyor.
Eskiden “Beşiktaş Belediye Başkanı konusunda uyardım, dinlemedi” diyordu, sonra “Kartal konusunda uyardım” demeye başladı.
Şimdi de “İzmir konusunda uyardım” diyor.
Doğru söylemediği aşikar.
Sözünü ettiği tüm belediye başkanları kendisinin CHP Genel Başkanı olduğu dönemde seçilmişti.
Post-truth dönemi.
Trump da Rusya’dan petrol alınmasını engelliyor sonra “Rusya Devlet Başkanı’nı petrol satmaya ben ikna ettim” diye caka satıyor.
Ona kimse “Manyak mısın, bunak mısın” demediği ya da diyenlerin sesi duyulmadığı gibi Kayyum Kılıçdaroğlu’nun yalanlarını da kimse yüzüne vurmuyor. Vursa da önemi yok zaten.
Önemli olan Kayyum Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinin alınıp, her tarafta kullanılması.
Bir yandan da kontrollü bir muhalefete de yeniden başlıyor.
Bundan sonra göreceğimiz şudur.
İktidar artık yavaş yavaş YENİ Parti’yi muhatap almaktan vazgeçecek.
Her ne kadar TBMM’de ana muhalefet YENİ Parti olsa da, iktidar sokakta ana muhalefet olarak Kayyum Kılıçdaroğlu’nun partisini muhatap almaya başlayacak.
Böylelikle YENİ Parti’nin görünürlüğü azalacak, Kayyum’un partisinin görünürlüğü ise artırılacak.
Seçime kadar göreceğimiz büyük ihtimalle budur.
Cander niye istifa etmez!
Futbol Federasyonu’nda her şey söylediğimiz gibi gelişti.
İki hafta önce “Altı üye Hacıosmanoğlu’na ‘Seçimli genel kurula gidelim’ diyecek, kabul etmezse istifa edecekler” diye yazdık.
Tüm spor medyası bunu teyit ettirmek için koşturdu.
Daha sonra “Montella’yı kurban ederek koltuğunu korumaya çalışacak” dedik.
Her şey tam böyle gelişti.
Federasyon, altı istifa ile sarsıldı. İstifalar, yönetim kurulundaki üye sayısını toplantı yeter sayısının altına düşürmeye yetmeyince Hacıosmanoğlu utanmadan, sıkılmadan koltuğunda kalmaya devam etti.
Benim anlamadığım şey ise Lale Cander Hanımefendi’nin hâlâ istifa etmemiş olması.
Çünkü biliyorsunuzdur, geçen yıl benim bir yazım üzerine Federasyon Başkanı Lale Cander’i suçladı.
Başkanın federasyonu çiftliğe çevirip, eş dost akrabayı doldurduğunu isim isim yazdım.
Hacıosmanoğlu benim bu bilgileri Lale Cander’den aldığımı zannettiği için yönetim kurulunda kendisini suçladı, çok ağır laflar etti ve Cander’in tüm yetki ve görevlerini aldı, istifasını istedi.
Cander ise Hacıosmanoğlu'nun tüm medya organlarına kendisi hakkında doğru olmayan bilgiler vermesine ve kendisini neredeyse aşağılamasına rağmen federasyondan istifa etmedi ve yönetim kurulunda kalmaya devam etti.
O gün için bu anlaşılabilir bir tutumdu ve “Beni genel kurul seçti, sen beni kovamazsın” diye kafa tutmak doğru bir tavırdı.
Ama bugün gelinen noktada hiçbir manası kalmamış bir başkanın altında yönetimde olmak doğru bir tavır değil.
Üstelik Lale Cander’in artık onursuzlaşan bu konuma ihtiyacı da yok.
Türk Pirelli’nin Yönetim Kurulu Başkanı, DEİK’te Türk İtalyan İş Konseyi Başkanı, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İtalya Başbakanı Meloni’nin bir araya geldiği toplantının ekonomik ayağının başarı ile sonuçlanmasını sağlayan kişi olarak bu görevin Cander’e zarardan başka bir şey vermesi mümkün değil.
Niye hâlâ orada oturuyor, anlamak da mümkün değil!
Ne zaman insan oluruz?
Kartvizitte ne yazdığı değil, ne olduğumuzun önemli olduğunu anladığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







