
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
İyi bayramlar, nasıl olacaksa!
İktidar destekçileri ile muhalefet destekçilerinin farkları
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
İyi bayramlar, nasıl olacaksa!
Fatih Altaylı
Mart 20, 2026
Yazı İçeriği
İyi bayramlar, nasıl olacaksa!
İktidar destekçileri ile muhalefet destekçilerinin farkları
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
İyi bayramlar, nasıl olacaksa!
Bugün bayram.
Tüm okurların bayramını kutluyorum.
Herkesi sevgi ile kucaklıyorum.
Farkında mısınız bilmiyorum ya da bana mı öyle geliyor emin değilim ama hayli tatsız bir bayram.
Bir yandan yanı başımızda iki savaş sürüyor.
Rusya ile Ukrayna sonuçsuz bir kavgayı sürdürüyor, diğer yandan İsrail ve tetikçisi Amerika İran’ı vuruyor, Ortadoğu’yu yakıyorlar.
Bir yanda bunun tedirginliği, diğer yanda ekonominin durumu, hukukun, adaletin hali pürmelali derken mutsuz, keyifsiz bir bayrama günaydın dedik.
Arife günü eşe dosta bayram tatlısı yollamak için İstanbul’da en sevdiğim tatlıcıyı aradım.
Normalde kendim gider alırım ama ameliyat falan, Hande “Çıkma evden” deyince telefonla hallettik.
Yılların dostu patronla konuşurken, ağız alışkanlığı “İşler nasıl?” diye sordum.
Türkiye’de esnafa, iş insanına bu soruyu sormak artık ayıp sayılıyor.
4. evre kanser hastasına “Sağlık sıhhat nasıl?” demek gibi bir şey.
“Nasıl olsun, şükrediyoruz ama şükredecek bir durum da kalmadı aslında. Eskiden bırak bayramı ramazanda, hele kışa denk gelen ramazanlarda mal yetiştiremezdik. Dükkanların kapısında kuyruk olurdu. Şimdi ramazanı geçtim bayramda bile eski işlerin dörtte biri yok. Eski dediysem öyle 40 sene değil, 10 sene önceki işler bile yok. Bir şey de diyemiyorum. Fiyat etiketine bakınca ben bile şaşırıyorum vatandaşın hali belli, nasıl gelip alsın. Sonuçta baklava, kadayıf dediğin orta direğin tatlısı. Üstelik bu fiyata rağmen muhtemelen zararına satıyoruz. Yağı, unu, fıstığı, cevizi bir yıl önceden parasını peşin ödeyip aldığım için maliyeti aslında tam da hesaplamıyorum. Herhalde seneye daha az yağ, daha az un, daha az fıstık, daha az ceviz alacağız. Giderek küçüleceğiz. Birkaç sene sonra da dükkanı kapatırız” dedi.
İçim karardı, bayramlaştık, kapattım.
Akşam saatlerinde otelci bir arkadaşım aradı.
Güney Ege’de 5 yıldızlı bir oteli var.
“Bodrum’da mısın?” dedi.
“Yok” dedim, “Ameliyatlı ameliyatlı nasıl gideyim. Evdeyim.”
“O zaman uçağa atla bana gel. Merak etme sana iyi bakarız” dedi.
“Kalabalığa gelemem” deyince güldü. “Ne kalabalığı. Personel ve ben varız. Belki 10 oda doludur. Otel boş. İranlılar gelirdi, gelemiyorlar. Bayramda Türkler gelirdi. Belli ki artık kimsede para kalmamış gelemiyorlar. Parası olan yeni zengin Türkler için yeterince lüks değiliz. Yıllardır bizi tercih eden beyaz yakalı ya da orta ölçekli iş insanı eski müşterilerimiz için de yeterince ucuz değiliz. Boşuz anlayacağın.”
Geçen sezonu hemen hemen başa baş kapatmışlar. “Bu sene Nisan sonundan itibaren biraz Rus, biraz Alman gelir. Kâr etmeyiz. Belki az zarar, belki başa baş. Ama otel yıpranır. Yenileyecek para olmadığı için giderek daha ucuz fiyat vermeye başlarız. Sonunda tesisler eskir. Köhne bir turizm ülkesi oluruz.” dedi.
Arife akşamı içim karardı.
Sonra Silivri’de boş yere tutuklu olan çoğuyla orada tanıştığım arkadaşlarımı hatırladım.
Ailelerinden, sevdiklerinden, büyümesini hatta bazen doğumlarını görmedikleri çocuklarından uzak kimisinin ikinci, kimisinin yirminci bayramı.
Onların da bayramını kutluyorum.
İktidar destekçileri ile muhalefet destekçilerinin farkları
Türkiye bu haldeyken muhalefet hâlâ nasıl başarısız olabilir diye düşünüyorsunuz muhtemelen.
Anlatayım.
İktidarın adı AK Parti, muhalefetin adı CHP olsun.
İktidarı destekleyenler 1000 konunun 999’unda farklı düşünüyor olsun, sadece tek konuda aynı fikri paylaşıyor olsun, iktidarı desteklemeye devam ediyor, o bir konu bile onları birleştirmeyi sürdürüyor, 999 farklılığı hiç hesaba katmıyorlar.
Muhalefeti destekleyenler ise tam aksi 1000 konunun 999’unda aynı düşünüyor olsunlar, bir konuda farklı düşünüyorlarsa hemen ayrışıyor, birbirlerini karalamaya, kötülemeye başlıyorlar. Kavga etmeleri için 999’luk fikir birliği değil, 1’lik fikir ayrılığı yetiyor.
İktidarı destekleyenler, geçmişte kendilerine en ağır eleştirileri yöneltenlere dahi kapıları açık tutuyorlar, iktidara sövmüş dahi olsa kendi yanlarına geleni hemen kabul ediyorlar, geçmişi deşip sen bana şunu dedin, bunu dedin, bunu yaptın hesabı tutmuyorlar. O gün onların yanındaysa o onlara yetiyor.
Muhalefeti destekleyenler ise iktidardan kopup kendi yanlarına gelen biri var ise eğer asla kabullenmiyorlar, sen dün şunu dedin, bunu yaptın, sen şöyleydin, sen böyleydin diye gelmek isteyene dünyayı dar ediyor ve asla kabullenmiyorlar.
İktidarın parti örgütü partiye yeni üye kazandırmak için çırpınıyor, yeni gelenlere hemen görev veriyor, sahaya sürüyor, çalıştırıyor hatta şimdilerde kimsenin gelmediği zamanlarda hâlâ kapı kapı dolaşıp adam kazanmaya çalışıyor.
Muhalefetin parti örgütü ise partiye yeni üye gelmesin diye uğraşıyor, Özgür Özel kapıları açmaya çalışsa da hâlâ girmek kolay değil.
İktidar partiye katılanları hemen harekete geçiriyor ve nefer gibi çalıştırıyor. Görev veriyor. Organizasyona dahil ediyor.
Muhalefette ise eskiler kendilerini partinin sahibi olarak gördükleri için yeni gelenlere genelde olumlu bakmıyorlar. Partiye katılanlara doğru düzgün görev verilmiyor, yeni üyeler ne yapacaklarını bilmiyorlar. Yer yer bu, kırılmaya başlamış ama hâlâ eski alışkanlıklar egemen.
İktidar yanlıları, sözcüleri olarak gördükleri gazeteci ya da fikir insanlarına tüm hatalarına hatta arsızlıklarına ve yolsuzluklarına rağmen güveniyor, toz kondurmuyor. Kapalı kapılar arkasında kavga etseler de, hatta aslında güvenmiyor olsalar da açıkça eleştirmiyor, sahip çıkıyorlar.
Muhalefet destekçileri ise onlar adına risk alan, iktidarın saldırılarını göğüsleyen, hatta 2-3 yıl hapis yatmış gazetecilerine ve fikir insanlarına bir bakana bir şey sordukları için ya da bir bakanın yaptığı açıklamaya değindikleri için kin kusabiliyor, anında satılmışlıkla suçlayabiliyorlar.
İktidar yanlıları liderlerinin yaptığı ya da söylediği bir şeye katılmasalar bile bir bildiği vardır, hata yapıyorsa bir süre sonra düzeltir diyerek güveniyorlar.
Muhalefet destekçileri ise liderin en küçük falsosunda liderliğini tartışmaya açıyor, lidere saldırmaya ve saydırmaya başlıyorlar.
İktidar yanlıları önemli olanın iktidar kalmak olduğunu biliyor ve ona göre tavır alıyorlar.
Muhalefet destekçileri ise iktidar olmanın en önemli hedef olduğunu anlamamakta direniyorlar.
Elbette başka nedenler de var ve onlara da bir gün değiniriz ama çözümü en kolay sorunlar bunlar.
Çözülür mü!
Bilmiyorum.
Çözülmez ise muhalefetin işinin, muhalefet liderinin işinin çok zor olduğunu biliyorum.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
İnsani tavırlardan korkmadığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar





