
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
DDK son 5 yılı toptan denetlemeli
Artık fotoğraf korumayacak galiba
İsim gizlemeye muhalefet desteği
2,2 milyar mı 330 milyon mu büyüktür
Utanması olan istifa eder
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Fatih Altaylı
Ekim 1, 2026
Yazı İçeriği
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
DDK son 5 yılı toptan denetlemeli
Artık fotoğraf korumayacak galiba
İsim gizlemeye muhalefet desteği
2,2 milyar mı 330 milyon mu büyüktür
Utanması olan istifa eder
Fon dolandırıcılığında adı ilk ifşa olan siyasilerden biri AK Parti’nin “makbul” ailesinin en makbul ferdi Fatma Betül Sayan Kaya ve eşiydi. Ben burada ilk günden beri “Sayan Kaya tek değil. Başkaları da var.” deyip duruyorum.
Şimdilik birkaç isim daha ifşa olur gibi oldu ama daha çok mağdur pozisyonundalar.
Vatandaş ise haklı olarak AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya hakkında niye işlem yapılmadığını, neden gözaltına alınmadığını merak ediyor. Kendisi şu an milletvekili değil yani dokunulmazlığı yok, keza eşinin dokunulmazlığı hiçbir zaman olmadı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olmak da yasal olarak bir dokunulmazlık sağlamıyor.
Hal böyle iken neden kendisine ve eşine dokunan yok?
Savcılık, bugüne kadarki soruşturmalarda SPK'nın suç duyurusunda bulunduğu isimler için 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçlarından, henüz suç duyurusunda bulunmadığı bazı isimler içinse TCK'nın 282. maddesi kapsamında işlem yaptı. Çünkü yetkisi bu. Ötesi SPK’ya bağlı.
Ne var ki, henüz SPK tarafından Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında bir suç duyurusunda bulunulmadığı için, savcılık haklarında SPK Kanunu'na muhalefetten soruşturma başlatamıyor. Alınan tedbir kararları TCK 282 kapsamında alınabildi.
Çünkü savcılığın SPK Kanunu'na muhalefetten re'sen soruşturma başlatma yetkisi yok. Soruşturma için SPK mutlaka Kaya ailesi hakkında suç duyurusunda bulunmalı. Aksi yasal olarak mümkün değil.
Suç duyurusu 107. madde üzerinden yapılırsa elde ettikleri menfaatin iki katını ödeyerek kurtulmaları ya da ceza indirimi almaları mümkün.
Ancak hukukçuların ve sermaye piyasası uzmanlarının görüşüne göre, Kaya ailesinin suçu, SPK Kanunu'nun 106. maddesine yani “bilgi suistimali”, “insider trading” kapsamına giriyor. Uzmanlar, Sermaye Piyasası Kurulu “Suç var mı, yok mu?” diye düşünmek yerine bu maddeden suç duyurusunda bulunmalı, savcılık bu suçtan soruşturma başlatmalı diyorlar. Ve işin güzel tarafı, bu suç etkin pişmanlık kapsamında değil.
106. maddeden yargılanmaları halinde hakim mahkemede 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verebilir ya da hapis cezasına gerek görmeyip menfaatin iki katı kadar adli para cezası verebilir. Takdir hakimin. Ama pişmanlık falan yok.
İddia edildiği gibi gerçekten parayı yatırmışlarsa, ki henüz bir resmî açıklama ya da paranın tahsil edildiğine dair bir dekont yok, bunu hukuki durumlarından ziyade Erdoğan'ın “emri” ya da “talebi” üzerine, kamuoyu tepkisini dizginlemek için de yapmış olabilirler.
Ancak şurası açık ki, SPK tarafında işler çok da doğru gitmiyor. Yolsuzluğun tarafı değil, zarar göreni olan şirketlere yönelik yaptırımlar uygulanırken, sanki Sayan Kaya uzun vadede korunmak isteniyormuş gibi bir hal göze çarpıyor.
DDK son 5 yılı toptan denetlemeli
Devlet Denetleme Kurulu (DDK), borsa dolandırıcılığını araştırmakla görevlendirildi.
Garabeti dün de yazdık.
DDK Başkanı, aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesiymiş.
Borsa’daki görevinden istifa etmiş. İyi de, denetim geçmişe yönelik. Kendi kendini mi denetleyecek şimdi? İstifa etmek neyi değiştirecek, dedim.
Yanlış yerden istifa. DDK Başkanlığından istifa etmesi gerekirdi.
Ama neremiz doğru ki, burası doğru olsun.
Neyse yine de umudumuzu koruyalım.
DDK geçmişe yönelik araştırmasını yaparken sadece Tera ve Pusula ile sınırlı kalmamalı.
Aslında rezaletin boyutu çok büyük, geçmişi de oldukça eski.
SPK’nın vermiş olduğu pek çok halka arz izni, bu izinlere dayanarak yapılan halka arzların sonuçları da denetlenmeli.
SPK ile ilgili olarak halka arzlarda birtakım yasa dışı maddi taleplerde bulunulduğu iddiaları çok konuşuldu. Benim bu iddiaları eski AK Partili bakanlardan duymuşluğum var.
Dahası, herkesin gözü önünde yaşanan bir “SASA” gerçeği var.
2022 yılında bu şirket 17 milyar dolar piyasa değerine ulaştı. İşi bilen herkes güldü. Sahipleri iki kardeş bir anda Türkiye’nin en zengin adamları oldular.
Aynı şirket bugün 2 milyar dolar. Bu nasıl oldu? Bu işi kimler yaptı? O zaman kimler dolandırıldı? Tüm bunlar olurken SPK niye küçük yatırımcıyı korumaya yönelik bir adım atmadı?
Bütün bunların araştırılması gerek.
Biz kamunun cebine elini atan “Beşli çete”den bahsederken, birileri milletin cebine elini atarak hiçbir şey yapmadan, bu müteahhitlerin misli misli para çalmış.
Bu müteahhitler en azından ortaya bir şey koymuşlar, bunlarda o bile yok.
Sadece Tera’yı denetlemek yetmez.
Tüm SPK izinleri ve geçmiş denetlenmeli.
Allah’ın varlıkla sınadığı Taşkesen ailesini de unutmamalı.
Hani şu FETÖ’nün bankasından gelip SPK’nın başına oturtulan adam ve kız kardeşi.
Artık fotoğraf korumayacak galiba
Fon soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan bir kişinin, Adalet Bakanı ile New York’ta Türkevi’nde fotoğraf çektirip, bunu sosyal medyasında paylaştığı ortaya çıktı.
Bu adamın orada ne işi var diye soranlar var.
Gülüyorum.
Bu fon yolsuzluğunda adı geçen, kimi tutuklanan, kimi soruşturulan onlarca kişinin tamamının zaten AK Parti ile yakın olduğu gizli bir bilgi değil.
Bu rezaletin sembolü haline gelen Fatma Betül Sayan Kaya da orada.
Burada olumlu gelişme, artık güçlü isimlerle çekilen fotoğrafların koruma sağlamadığını görmeye başlamış olmamız.
Asıl sorun bu fotoğraf var diye hakkında yakalama kararı çıkarılmamış olması olurdu!
İsim gizlemeye muhalefet desteği
Merak ettiğim meselelerden biri de de şu: Muhalefet ne kadar samimi? Muhalefetten hiç kimse bu işlerden bir çıkar elde etti mi?
Bunu bir şey bilerek sormuyorum.
Ancak piyasanın, kamuoyunun ve hatta siyasetin bildiği, bu işe dibine kadar bulaşmış bazı isimler ve bazı firmalar var.
Gizli değiller. Açıklar.
Ancak her ne hikmetse isimlerini ağzına alan yok.
İktidar kanadını anlıyorum; bunların kimi bakanlık, kimi bakan yardımcılığı yapmış isimler ya da onların aile bireyleri.
Peki muhalefet niye bu isimleri gündeme getirmiyor da, mugalata yapmakla yetiniyor?
Bu isimlerden burada söz ettik, yazdık.
Bulls Yatırım dedik, çok isimler zikrettik.
Kimse tınmadı. Hatta ağızlarına almaya dahi korktular sanki.
Var mı bilmediğimiz, kirli bir nedeni?
Doğrusu merak ediyorum.
2,2 milyar mı 330 milyon mu büyüktür
Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li belediye başkanı Vahap Seçer gözaltına alındı.
İktidarın kayyumunun yanında durmak ve aynı karede poz vermek Seçer’i kurtaramamış.
İşin kötüsü şimdi arkasından ağlayacak bir siyasi kitle de olmayacak.
Ancak günün gündemi içinde Vahap Seçer’e yöneltilen suçlamaların “alıcı” bulabileceğini zannetmiyorum.
Seçer’in gözaltına alınmasının nedeni, 330 milyon TL’lik kamu zararına sebebiyet verdiği iddiası.
Vermiş midir, vermemiş midir, bilemem.
Ama bir AK Partili eski bakanın 2,2 milyar TL vatandaş parasını cebine indirdiği yerde, Vahap Seçer’in 330 milyon kamu parasını yanlış yere harcadığına dair iddiayı kimse konuşmaz bile.
Utanması olan istifa eder
Ne zaman savcılıklar Futbol Federasyonu’nu ilgilendiren bir soruşturma açacak olsa, Futbol Federasyonu yönetimi hemen savcılığın başlattığı soruşturmayı engelleyecek ya da gölgede bırakacak bir hamle yapıyor.
Bu kez de öyle oldu.
Savcılık, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Komitesi’ne (MHK) yönelik bir soruşturma başlattı. Soruşturmada MHK üyelerinden birinin çocuk pornosuna dahi bulaştığına ilişkin görüntülere ulaşıldığı iddia edildi.
Hop, federasyon bir liste yayımlayarak ve bahis oynayan kulüp yöneticilerinin PFDK’ya sevk edildiğini açıklayarak futbol gündemini değiştirmeye çalıştı.
Bir ölçüde başarılı da oldu.
Listede TFF yönetim kurulu üyeleri de var, büyük kulüp yöneticileri hatta başkanları da.
Listede yer alan ve federasyonun niyeyse “Galatasaray Kulübü yöneticisi” olarak açıkladığı Ural Aküzüm, benim yazılarıma ve programlarıma da birkaç kez menfi anlamda konuk olmuş, eleştirilmişti. Ancak Ural Aküzüm Galatasaray’da yıllar önce yöneticilik yapmış olsa da bugün TFF yönetim kurulu üyesidir ve Galatasaraylılar tarafından da çokça eleştirilen bir isimdir.
Can Holding döneminde Bilgi Üniversitesi’nde de görev yapmış bir isimdir.
Kendisiyle yıldızım çok barışık değildir ama en azından dün Federasyon yönetiminden istifa ederek doğru bir iş yapmıştır.
MHK’si çocuk pornosuna dahi bulaştığı iddia edilen, yönetimi bahis skandalına karışmış bir federasyonun başkanı hâlâ o koltukta otururken, Aküzüm’ün nispeten edep sahibi, az da olsa utanması olduğunu gösterip istifa etmesi hiç yoktan iyidir.
Ne zaman insan oluruz?
“Her yer mi kokuşmuş?” diye soranlara kokuşmamış bir yer gösterebildiğimiz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







