İstanbul 15°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Kocanız kredi kartı ekstresini saklıyor mu!

  • O sorunlar deprem bölgesine has değil

  • Merkez Bankası Başkanı’na abi tavsiyeleri

  • Duble kaymaklı

  • Aziz Yıldırım çok haklı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Kocanız kredi kartı ekstresini saklıyor mu!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2023

Yazı İçeriği

  • Kocanız kredi kartı ekstresini saklıyor mu!

  • O sorunlar deprem bölgesine has değil

  • Merkez Bankası Başkanı’na abi tavsiyeleri

  • Duble kaymaklı

  • Aziz Yıldırım çok haklı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

O sorunlar deprem bölgesine has değil

Dün “Deprem yardımlarını söz verip ödemeyen şerefsizler bu paraları ödedi mi, ödemedi mi?” diye sordum.

Ödenmeyen para az buz değil 41 milyar TL idi.

O günkü kurdan 2 milyar 200 milyon dolardı.

Bugün ise 1,5 milyar dolar. Ödemeyenlerin dolar olarak kârı 700 milyon dolar. Yani söz verdikleri miktarı ödemek için bugün o 41 milyarı ödeyip, üzerine bir de 18,5 milyar daha ödemeleri lazım.

Ama biz o 41 milyarın ödenip ödenmediğini bile öğrenemiyoruz.

Dün benim yazdığım bu mesele ile ilgili Türkiye’nin “sözde” en yüce kurumuna, TBMM’ye bir önerge verildi.

Basitçe “deprem yardımlarının ödenip ödenmediği ve ödenen kısmın nerelere nasıl harcandığı” soruluyordu.

Gayet makul, bu ülkede yaşayan ve kafası biraz çalışıp, bir katre dahi olsa vatandaşlık bilincine sahip olan herkesin merak ettiği bir soruya yanıt aranıyordu.

Bu soruya yanıt verilmesi, iktidar koalisyonunun oyları ile reddedildi.

Akıl alır gibi değil.

Dürüst, işini yapan biri “Bu parayı nereye harcadın?” sorusuna yanıt vermekten niye kaçar, nasıl kaçar!

Yıllarca yöneticilik yaptım. Gazete yönettim, televizyon yönettim, muhtemelen yüz milyonlarca liralık harcamalar yaptım. Ve hep istedim ki, yatırımcılar benden yaptığım bu harcamaların hesabını sorsun ki, dürüstlüğümü kanıtlayabileyim, kuruş kuruş hesap verebileyim. Verdim de.

Daha basit sorayım.

Mesela siz hanımefendiler, kısıtlı bir aile bütçeniz var iken, eşiniz sizden yaptığı harcamaları saklıyor, nereye ne verdiğini gizlemeye çalışıyor, kredi kartı ekstresini sizden kaçırıyor ise siz kocanıza güvenir misiniz!

Yoksa bir haltlar karıştırdığını mı düşünürsünüz!

Kendine güvenen, yaptığı işin doğruluğuna güvenen, hesap vermekten, şeffaf olmaktan kaçmaz, kaçınmaz.

Eğer kaçıyorsa, vardır bir numarası.

Koca örneğinden gidersek, ya metresi ya kötü bir alışkanlığı…

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın deprem bölgesini izlenimlerini aktardım iki gün önce.

Gördüğü sorunları yazdım.

Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş da bu sorunlara dikkat çektiği için Bakan Koca’ya teşekkür etti.

Ancak Bakan’ın “sağlık alanında sorunlar minimal” demesi ile ilgili bölgeden itirazlar geldi. Pek çok vatandaş, hastanelerdeki kuyruklardan, sağlık sistemine ulaşamamaktan şikayet eden mesajlar gönderdi; bölgedeki hekimlerin aktardıkları ise ayrı bir mesele, onları ayrıca toparlayıp aktaracağım.

Bu yazacaklarım, içleri yanan vatandaşların yüreğine su serper mi bilmiyorum ama deprem bölgesinde sağlık hizmetlerine ulaşım ile ilgili bahsettikleri sorunlar deprem bölgesine has değil, sorun genel.

Sürdürülebilir olmayan bir sağlık sistemi kurulduğunu başından beri tüm uzmanlar söylüyordu, üstüne bir de ekonomik kriz gelince sistem iyiden iyiye aksamaya başladı.

Buna da bir de hekimlerin maruz kaldığı muamele ve pek çok hekimin yurt dışına gitmesi de eklenince sistem birkaç yıla kalmadan bugünü bile aratır hale gelecek.

İlaç sorunu ise giderek büyüyor. Videolarda bahsettim, 15 gün kadar önce hastalandım. Doktorum önce basit bir grip ilacı yazdı. Bir de pastil.

İkisi de eczanelerde yok. Hastalık uzayınca, testler falan yapıldı ve sonunda solunum yollarımda iki virüs ile bir bakteri olduğu anlaşıldı.

Bir anti viral, bir de antibiyotik verdi doktor.

Her ikisi de yok. Birinci muadiller de yok.

Sonunda tam da muadili olmayan bir ilaç ile tedaviye başladık. Hâlâ tam düzelemedim.

Konuştuğum eczacılar dertli.

“Hastalara ve hasta yakınlarına, ‘O ilaç yok, bu ilaç yok’ demekten utanır hale geldik. En basit ilaç bile bulunmuyor. Eskiden zam gelecek diye ilaçlar ortalıktan kaybolur, zamla beraber yeniden piyasaya çıkardı. Şimdi artık zam da kesmiyor. Depolarda ilaç yok. Şu tarihte gelir diye bir umut da yok.”

Bir başka eczacının anlattıkları ise daha da acayip.

“Suriyeli göçmenlerin çok miktarda ilaç alıp, Suriye’ye gönderip orada karaborsadan para kazandıklarını duyuyoruz. Bazı ilaçlar bu yüzden ortalıkta yok. Bir de turistler var. İlaçlar Türkiye’de daha ucuz diye koli koli ilaç alıyorlar. Reçeteli ilaçlar için bile reçete uydurup aldıkları oluyor. En basit pastilden en hayati ilaca kadar hiçbiri bulunmuyor. Hep jenerik, hep muadil ama yakında onlar da kalmayacak.”

İlaç yokluğunun nedeni de aslında kötü ekonomi.

Faiz düşüreceğim diye bilerek veya bilmeyerek kurlar uçuşa geçirilince, ithal edilen etken madde fiyatları da yükseldi. Buna bir de ilaç sanayiinde ciddi bir gider olan elektrik fiyatlarındaki artış da eklenince, maliyetler çok arttı. Buna karşın Bakanlık firmalarla yaptığı anlaşmadaki kuru düşük tutunca, ilaç üreticisi zarar ettiği ya da kâr edemediği ilaçları üretmemeyi tercih eder hale geldi.

Anlayacağınız, bugün eczanede bulamadığınız ilacın da nedeni bir basit inattır.

Şimdi dönülen ama maliyeti sırtımıza bindirilen bir inat.

Merkez Bankası Başkanı’na abi tavsiyeleri

Geçmiş dönemde Türk bürokrasisinde önemli görevler üstlenmiş, sonrasında ise siyasete girip pişman olmuş bir eski üst düzey bürokrat dostum, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın bankacılarla yaptığı toplantıdan sonra dışarıya sızanlarla ilgili Merkez Bankası Başkanı’nı uyarma ihtiyacı hissetmiş.

Şöyle diyor:

“Merkez Bankası Başkanı iyiniyetli ve vasıflı. Ama Merkez Bankacılığının ilk şartı, ‘konuşmamak’tır. Bir başka deyişle konuşurken ‘hiçbir şey söylememektir.’

Meşhur anekdottur, Ronald Reagan, Paul Volcker'ın görevi sona erdiğinde yerine FED'e başkan adayı ararken, tercihini soran James Baker'a ‘Aday çok iyi İngilizce konuşsun ama konuşurken şey söylemesin.’ demiştir.

Alan Greenspan tam da bu kritere uyardı.

Merkez Bankası başkanları eğer bankacılarla toplantı yapacaklar ise -bu da tartışılır- dinlerler. Sonra söyleyeceklerini resmî açıklamayla (Bu batıda periyodik ve önceden planlıdır, bizde de eskiden öyleydi) söylerler ki, tüm yerli ve yabancı piyasa oyuncuları aynı sinyal ve mesajları aynı anda alsınlar, serbest piyasada herkes aynı enformasyonla oyununu oynasın.

Aksi haksız rekabet veya inside information iddialarına neden olur ve kurumu ve yöneticileri ve sonuçta devleti yıpratır.

Üstelik Merkez Bankası Başkanı’na atfen kulaktan kulağa aktarılan ve sızdırılan sözler de aslında çelişkiler içeriyor.

Eğer iddia edildiği gibi Başkan ‘Güçlü TL hedefliyoruz’ demişse, bir cümle sonra nasıl ‘Kuru korumak için rezerv satışı yapılmayacak’ der?

Ya aktarım yanlış ya da ifadelerin aslı.

Bunu nasıl bileceğiz?

Vakit geçirmeden Merkez Bankası’nın resmî bir açıklama yapması ve tabii Başkanının da kapalı toplantılarda ‘konuşmaması’ sayesinde…”

Duble kaymaklı

Bu yıl Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) duble olacakmış.

Yani otomobilinizin vergisini iki katı ödeyeceksiniz.

Enflasyon yüzde 30, ev kirası artışı yüzde 25 ama Motorlu Taşıt Vergisi iki katı.

Şaşırdık mı!

Hayır.

Bakın Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turundan önce, 22 Mayıs günü ne yazmış bu garip kulunuz Fatih:

“Zayıf olasılık gibi görünen Kemal Bey’in kazanması, güçlü olasılık ise Tayyip Bey’in kazanması.

… kim kazanırsa kazansın Türkiye’de yaşayan insanları çok zor günler bekliyor. Seçimlerden sonra çok yüksek oranda yeni vergilerle karşı karşıya kalacağımız kesin.

…. (Erdoğan’ın kazanması halinde) bir süredir baskı ile değer kaybı yavaşlatılan TL’nin değer kaybı tutulamaz hale gelecek ve hızlanarak sürecek, halk giderek fakirleşecek, devlete kiraya verecek parası olanlar giderek daha yüksek gelir elde edecekler.”

Yani anlayacağınız ortada bir sürpriz yok.

Üstelik benden size söylemesi bu daha antre.

Ana yemek daha masaya konmadı.

Ama olsun.

Her yerden petrol, doğalgaz fışkırıyor. Togg var, drone var, Kaan da yolda.

NOT: Bu arada sahiplerine teslim edilen Togg sayısı da 808’i bulmuş. Ve Temmuz ayı itibarıyla yüzde 25 de zam geldi Togg’a. Sipariş kuyruğuna giren 172 bin kişi otomobillerini teslim alıncaya kadar daha kaç kez zam gelir Allah bilir.

Aziz Yıldırım çok haklı

Aziz Yıldırım, bir kez daha FETÖ meselesine dikkat çekti.

Ve dedi ki, “FETÖ hâlâ devlet içinde etkin. Hâlâ varlığını sürdürüyor ama iyi gizleniyor.”

Ben de Aziz Yıldırım gibi düşünüyorum.

Bugün Fethulah Gülen Örgütü hâlâ her yerde.

Sözde bir mücadele var ama ben bu mücadelenin samimi olduğu kanaatinde değilim.

Aziz Yıldırım “Sanmayın ki FETÖ bitti. Yargıda başka kurumlarda başka tarikatların içindeler ve uykudalar. Devleti ve herkesi uyarıyorum bunlarla mücadele bitmedi. Bütün partilerin içinde FETÖ var. ByLock çıkıyor, ‘Bu bizden, affettik’ deniliyor. Fakir bir adamın telefonunda varsa atın içeri gitsin. Bunun acısını ileride daha çok yaşayacağız.”

Yüzde yüz katılıyorum. Fazlası yok eksiği var.

Ve Aziz Yıldırım, FETÖ ile mücadeleyi de kendilerinin başlattığını anlatıyor.

Bunların hepsinde Aziz Bey’e hak veriyorum.

Ama hâlâ bir tek sorumun yanıtını alamıyorum.

“Aziz Bey, madem bu FETÖ’yü bu kadar iyi biliyordunuz da, şimdi hepsi kaçak ya da hapiste olan FETÖ’cü hakim ve savcıları niye kulübünüze üye yapıp, üye kartlarını bizzat elinizle götürüp verdiniz? Niye bu heriflerle Fenerbahçe tesislerinde aynı takımda maç yaptınız?”

Söylediklerinizde haklısınız ama bu soruma yanıt istemekte de ben haklıyım!

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Halkın parasını nasıl harcadığımızı halktan saklamadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Fon operasyonu aslında ne zaman başladı?
Köşe Yazıları
Fon operasyonu aslında ne zaman başladı?

Fatih Altaylı

Eylül 23, 2026

Duayen bankacıdan fonzedeler için kurtarma önerisi
Köşe Yazıları
Duayen bankacıdan fonzedeler için kurtarma önerisi

Fatih Altaylı

Eylül 22, 2026

Solcu Türk kadın kazandı, Yahudiler rahatsız oldu
Köşe Yazıları
Solcu Türk kadın kazandı, Yahudiler rahatsız oldu

Fatih Altaylı

Eylül 21, 2026

  • Videolar

Tümü
"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!"00:00 Giriş 05:49 Trump’ın Smithsonian’a Amerikan tarihi açıklaması 12:45 F1 nasıl geçti? 18:15 Hayko Cepkin müziği bırakmaya karar verdi 19:03 Anyma konseri iptal edildi 21:01 Celine Dion sahneye çıktı 22:08 Venedik Film Festivali 27:27 Prenses Diana’nın kıyafeti satışa çıktı 29:38 Erol Evgin konseri 31:07 Hangi ayda nereye gidilir? 41:08 İş Sanat’ta görev değişikliği 42:27 Don Kişot geliyor 43:09 İstanbul Tiyatro Festivali başlıyor 44:36 Şabanoğlu Şaban tekrar çekiliyor 45:34 Venedik Film Festivali’nde Penélope Cruz ve Javier Bardem imza attılar 47:04 Ekran süresinin 2 saatle sınırlanması 47:27 Yapay zekâ tehdidi 49:47 Nijerya’nın British Museum’dan eserlerini alması 53:10 Kapanış
Eylül 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!” görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mark FikriFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:35 İnkılâp Yayınevi ile alakası nedir? 02:17 İnkılâp Yayınevi nasıl kuruldu? 05:34 Hangi tür yayınlar vardı? 09:50 1927’den sonra çıkan kitapların tümü arşivlerinde var mı? 11:43 Görgü kitapları neden yok? 12:54 Akılda kalan büyük isimlerden kimler vardı? 14:47 Yayınlara baktığımızda yerli mi, yabancı mı revaçta? 17:07 Dijital yayıncılık bir tehdit mi, fırsat mı? 22:04 Kitabı yayınlarken ne tür evrelerden geçiyor? 25:38 Eski bir kitabın tekrar basılması süreci nasıl ilerliyor? 27:48 Satış noktalarından neden çıktılar? 33:46 Yayıncılıkta fiyat politikası nasıl gelişiyor? 35:57 Bundan sonraki hedefleri neler? 38:08 Türkiye’de yazarlık nereye gidiyor? 42:26 Önümüzdeki dönemde yayınlanacak kitaplar 44:10 Yayınlarını duyurmak için nasıl bir yol izliyorlar? 46:04 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 20, 2026
Çocukluk çağı kanserleri genetik mi? görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Müge Gündoğdu & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÇocukluk çağı kanserleri genetik mi?00:00 Giriş 01:14 Make-A-Wish derneği nedir? 02:24 Çocukluk çağı kanserleri 04:19 Çocukluk çağı kanserlerinde en sık rastlanan türler hangileri? 05:52 Çocukluk çağı kanserleri, ileri yaşlardaki kanserlerden daha mı tehlikeli? 08:19 Çocuklarda kanserlerin erken teşhis yöntemleri neler? 10:25 Milli Eğitim Bakanlığı'nın kanserler ile ilgili bir farkındalık çalışması var mı? 11:42 Sinsi ilerleyen kanserlere önlem almak için ailelerin ne yapması gerek? 12:16 Dünya geneline bakıldığında Türkiye'de çocuk kanserlerlerine yakalanma oranı nasıl? 13:02 Kanser tanısı konmadan kaybedilen çocuklar var mı? 13:32 Yaş gruplarına göre kanser belirtilerinde farklılıklar var mı? 14:26 Çocukluk kanserlerinde en zor teşhis edilen kanser hangisi? 16:50 Kök hücre tedavisi için göbek bağının saklanmasının bir faydası var mı? 17:36 Kök hücre ve ilik nakli için uluslararası bir sistem var mı? 19:01 Bu tedavilerde devlet desteği var mı? 19:53 Avrupa'da kullanılan tedavi yöntemleri ile Türkiye'de kullanılan yöntemler arasında farklılıklar var mı? 21:59 Çocuklardaki kanserlerin nüksetme olasılığı daha mı yüksek? 24:08 Kadınların ileri yaşta doğum yapması çocuklarda kansere yakalanmasında etken mi? 25:46 Lösemi hastalıklarının hangi boyutunda çocuklara kemik iliği nakli gerekir? 26:00 Kemik iliği nakil operasyonu riskli midir? 27:44 Kemik iliği nakillerinde başarı oranı yükseldi mi? 28:43 Kemik iliği hangi kemikten alınıyor? 29:51 İki kardeşte aynı kanserin olma ihtimali nedir? 30:51 Down sendromu ile lösemi ilişkisi var mı? 31:58 Çocuklarda HPV aşıları olması gerekiyor mu? 33:30 Obezite ve kanser ilişkisi 36:10 Hematoloji ve onkoloji arasındaki bağlantı nedir? 38:14 Çocuklarda ve yetişkinlerde yapılan lösemi tedavisinde farklılıklar var mı? 39:23 İleri yaşlarda çıkan kanserler çocuklarda görülebilir mi? 40:29 Ailelere tavsiyeleri neler? 42:00 Kapanış #işbirliği
Eylül 20, 2026