
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Yakalanan uç tutulmayınca
Trump olsa kazanır mıydı!
Sergen yanılmadı çünkü
Yakalanan uç tutulmayınca
Fatih Altaylı
Kasım 5, 2026
Yazı İçeriği
Yakalanan uç tutulmayınca
Trump olsa kazanır mıydı!
Sergen yanılmadı çünkü
Fonlarla ilgili dünkü yazımdan sonra bazı okurlar demiş ki, “Karnından konuşmuşsun, hiç senin üslubun değil”.
Yazıyı tekrar okudum.
Aslında ne dediğim ortada ama daha açık yazmalıydım belki de.
Fon yolsuzluğu mu dersiniz, fon soygunu mu dersiniz, fon dolandırıcılığı mı dersiniz, adına ne derseniz deyin, 50 gündür tartıştığımız bu meselenin siyasi tarafında simge bir isim, simge bir aile var.
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi.
Hem fon mağduru milyonların hem de konuyla doğrudan ilgisi olmayanların gözünde bu soygunun “anıtsal” ismi.
Mutlaka tek değil, bu soygundan nemalanan başka isimler de vardır ama Fatma Betül Sayan Kaya ilk yakalanan.
Tıpkı 1999 Depremi’nde “ahlaksız müteahhitlerin” simgesi haline gelen Veli Göçer gibi.
Öyle üç beş değil, büyük bir açgözlülükle girişmişler konuya. 1 koyup, birkaç ay içinde 10 almışlar. Vatandaş meteliğe kurşun atarken, soygunun büyüğüne, belli ki bilerek, taammüden ortak olmuşlar. Milyarlık soygunun içinde son kertede kaptıkları 45-50 milyon dolar oransal olarak küçük gelebilir ama özünde çok büyük para.
Bu nedenle Kayalar bu açgözlülüğün simgesi. Kendisi nemalanacak diye, millete, devlete milyarlar zarar vermekten çekinmeyen bir “siyasetçi” imgesi. Üstelik piyasada hakkında konuşulan dedikoduları yazsam kişiliği daha da ortaya çıkacak.
Adalet Bakanı çıkıp ne dedi!
Ucu kime giderse gitsin demedi mi!
Bu cümle yüreklere su serpmedi mi!
İyi de, iş üstünde yakalanmış Fatma Betül Sayan Kaya elini kolunu sallayıp gezerken, yani yakalanmış uç hakkında hiçbir şey yapılmadığı duygusu milleti sarmışken, yakalanmamış uçlara gidileceği ne kadar inandırıcı olabilir!
Zaten AK Parti içinde de bu sesler yükseliyor artık. Eski vekiller, hâlâ vekiller, partinin eski ve yeni yöneticileri de bunu söylüyor.
İktidara yakın ama bir pisliğe bulaşmadığından emin olduğumuz gazeteciler de bunu yazıyorlar. Çünkü dolaştıkça bunu görüyorlar sokakta, Anadolu’da, Trakya’da, Karadeniz’de.
Kimse yanlış anlamasın, Fatma Betül Sayan Kaya tutuklansın, içeri tıkılsın falan demiyorum.
Türkiye artık bu herkesi tutuklama anlayışından çıkmalı. Ama bir dava açılsın. Yakalanan uç bir çekilsin.
Bu rezalette biraz da geriye gidilsin.
Bank Asya kökenli SPK Başkanı Taşkesenlioğlu unutulmasın. Kaçarken yakalandığı halde serbest bırakılan Ünsal Ban, kaçıp gitti diye arada kaynamasın.
Millet bunu istiyor.
Ben söylemiyorum.
AK Parti tabanı söylüyor. AK Partili siyasetçiler, gazeteciler söylüyor.
Trump olsa kazanır mıydı!
Trump, ABD ara seçimleri öncesi milleti epey bir tehdit etti.
“Cumhuriyetçiler kaybeder, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu yitirirsem, gelen hiçbir yasayı onaylamam, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin her kararını veto ederim” dedi.
Millet takmadı.
Cumhuriyetçileri sandığa gömdüler.
Senato’da Cumhuriyetçiler 7 sandalye kaybederken, Demokratlar 7 sandalye kazandı. Son durum 54 Demokrat Parti, 44 Cumhuriyetçi Parti idi.
Temsilciler Meclisi’nde ise durum Trump açısından daha da vahim. NBC’nin projeksiyonuna göre Demokratlar 259, Cumhuriyetçiler 176. Fark 83 sandalye.
Sonuçlar üzerine Trump “Aday olan ben değildim. Ben aday olsaydım sonuç böyle olmazdı” dedi.
Haklı olabilir mi?
Vallahi de, billahi de haklı olabilir.
Çünkü ABD’de Trump yönetiminden büyük bir memnuniyetsizlik duyulduğu açık.
Ekonomiyi düzeltme vaadiyle gelen Trump, tam aksi bir sonuç elde etti. Koyduğu vergiler hayat pahalılığı getirdi. İsrail’in gazına gelerek İran’a saldırmasının tek sonucu petrol fiyatlarının artması, ABD’de akaryakıtın iki misline çıkması oldu. İthalatı zorlaştırıp, yatırımları artırarak işsizliğe çözüm bulmak istedi ama enflasyon düşmediği için yüksek faizler sürdü ve yatırım olmadı. Büyük fonlar konut fiyatlarını şişirince barınma sorunu baş gösterdi. Aşırı büyüyen şirketler vergi vermediği gibi gelir uçurumunu ve yoksulluğu artırdı.
Trump’ın üçüncü dönem adaylığı için her türlü fırıldağı yapacağını ilk seçildiğinde canlı yayında anlatmıştım.
Peki, tüm bunlara rağmen Trump yarın aday olabilse yine seçilir mi? Seçilebilir.
Çünkü burada mesele Trump değil.
Mesele karşısındaki.
Demokratlar doğru düzgün aday bulamıyor. Amerikalı seçmen memnun olmasa da Trump’ı tanıyor, biliyor.
Belki bilirsiniz, eski bir fıkra vardır. Bir suç işlerken yakalanan adamdan salyangoz yemekle daha ağır ve onur kırıcı bir ceza arasında seçim yapması istenir. Adam daha ağır olan cezayı seçer. “Niye” diye sorarlar.
“Bilmediğimi ağzıma sokacağıma…” der.
ABD’de Trump’a “Ben kazanırım” dedirten de işte bu hesap.
Ve siyasette giderek daha geçerli olan da bu sanki.
Sergen yanılmadı çünkü
Galatasaray’ın Rusya’dan transfer ettiği Batrakov’un giderek daha iyi bir oyun sergilemesi, Şampiyonlar Ligi’nde 4 maçta 4 gole erişmesi ve İngiltere ile İspanya’nın büyük takımlarının radarına girmesiyle birlikte milletin eğlence konusu Milli Takımlar Teknik Direktörü Sergen Yalçın oldu.
Çünkü Galatasaray bu transferi yaparken, Yalçın yorumcusu olduğu programda Batrakov’un iyi bir oyuncu olmadığını söylemiş ve kelimesi kelimesine “Batrakov, Galatasaray'ın aradığı o maç kazandıracak oyuncu değil. Ve devam ediyorum, hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü oyuncunun öyle bir yeteneği ve oyunu yok. Batrakov, Şampiyonlar Ligi’nde maç kazandırabilir mi? Ben kazandıramaz diyorum. 3 sene sonra belki kazandırır bilemem…” demişti.
Milli takımımızın yeni hocasının beğenmediği ve maç kazandıramaz dediği Batrakov, Türkiye Ligi ve Şampiyonlar Ligi’nde peş peşe maç kazandırmaya, goller atmaya başlayınca haliyle Sergen Yalçın da dillere düştü.
Millet müthiş öngörülü futbol uzmanı teknik direktör ile dalga geçmeye başladı.
Ancak ben Sergen Yalçın’a haksızlık yapıldığını düşünüyorum.
Sergen Yalçın Batrakov’u izlemiş olsa asla böyle bir yorum yapmazdı.
Bana sorarsanız Sergen Yalçın Türkiye’ye gelmeden önce Batrakov’u bir kez bile izlememişti.
Bırakın izlemeyi, Türk basınında adı geçmeden önce muhtemelen adını bile duymamıştı.
Bu yüzden de Batrakov hakkındaki fikri sorulunca bir şeyler salladı. “Ben adını bile duymadıysam iyi oyuncu değildir” diye düşündü ve “Maç kazandıramaz” dedi ve “3 yıl sonra belki” diyerek de hafif aralık bir kapı bıraktı.
Yani Sergen Yalçın’ın Batrakov’u izlemediğinden, adını bile duymadığından eminim ama ispatlayamam.
Ama Türkiye Ligi'ndeki oyuncuların çoğunun adını bilmeyen, kendi yönettiği takımlardaki oyuncuların adını bildiğinden emin olamadığım, futbolcu isimlerindense at isimlerine daha hakim birini, lütfen Batrakov ile ilgili sözlerinden dolayı eleştirmeyin.
İzlemediği, adını dahi bilmediği biri hakkında kim yorum yapsa yanılabilir.
Ne zaman insan oluruz?
Adam olacak çocuk bokundan belli olur zannetmediğimiz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







