İstanbul 24°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Yandaşa “tutarlı olun” demek suç mu oldu!

  • Siyasi irade kimi koruyor?

  • En zayıf halkayı bilmişim

  • İkinci el çöplüğü

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Yandaşa “tutarlı olun” demek suç mu oldu!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 12, 2023

Yazı İçeriği

  • Yandaşa “tutarlı olun” demek suç mu oldu!

  • Siyasi irade kimi koruyor?

  • En zayıf halkayı bilmişim

  • İkinci el çöplüğü

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Siyasi irade kimi koruyor?

Sözde muhalefetmiş gibi yapıp, aslında iktidarın mesajlarını muhalif kesime ulaştırmakla görevli kimi yayınlar, yayıncılar ve tüccar gazeteciler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç’in NATO’ya katılması için verdiği onayın ardından hemen başladılar Erdoğan savunuculuğuna.

Yüzünü Batı’ya dönmüş, Türkiye’nin klasik politikasına uyum sağlamış, artık Batı kulübünün bir üyesi olmaya karar vermiş, yaptığı çok doğru imiş ama ne yapsa bir kesime yaranamıyormuş.

Aslında tamamımın mesajları İletişim Başkanlığı’na yönelik. Kaleme aldıkları yazının alt metni “Bakın, biz sarı muhalefet görevimizi çok iyi yapıyoruz, gerekli anda gerekli yerde oluyoruz” aslında.

Hedefleri de ben ve benim gibi birkaç gazeteci.

Öncelikle şunu söyleyeyim.

Benim eleştirdiğim mesele, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya girmesine onay vermesi değil. Türkiye’nin çıkarı gerektiriyorsa, bu izin verilir. Önemli olan, ülkenin çıkarıdır.

Zaten benim eleştirdiğim karar ya da kararı verenler değil.

Ben “şakşakçılarla”, “dalkavuklarla”, ‘kös vurucunun hık deyicileriyle” eğleniyor, dalgamı geçiyor; kişiliksizliklerini, aptallıkları yüzlerine vurarak eğleniyorum. 

Ben dün “Kılıçdaroğlu seçilirse ilk iş İsveç’i NATO’ya sokacak bu yüzden Batı Bay Kemal’i destekliyor” manşetleri atıp, sayfalarca sözde köşe yazısı yazıp, şimdi İsveç’in NATO’ya girişini alkışlayanlarla kafa buluyorum.

Benim derdim, bu satılıkların olmayan aklını kiralayanla değil, olmayan akıllarını kiraya veren ahmaklarla.

Yoksa elbette memleket açısından iyi ise İsveç’in NATO’ya girmesine de izin verilir, darbeci ve Mursi’nin katili Sisi ile de barışılır, halkını katletmekle suçlanan Esad’la da yeniden kol kola girilir.

Burada önemli olan ülkedir, ülkenin çıkarıdır.

Kendi çıkarını, ülkenin çıkarından önde gördüğü için yanlış doğru demeden her şeyi destekleyene ise saygı duyulmaz, duymamız beklenemez.

Erdoğan’ı, yönünü yeniden Batı’ya çevirdiği için, yeniden AB demeye başladığı, yeniden 2003’teki söylemleri hatırladığı için alkışlayanlara gelince.

Burada bir samimiyet var ise elbette alkışı hak eder.

Acaba gemiyi güvenli bir limana yanaştıran kaptanın niyeti, boşalan yakıt tanklarını mümkün olduğunca doldurup, yeniden fırtınalı denizlerde oradan oraya sürüklenmek mi, yoksa gerçekten yolcuların güzel bir liman kentinde hoşça vakit geçirmesi mi!

Bunu yakında öğreniriz.

Mesela Balıkesir Sivil Toplum Platformu’na verilecek yanıtta, mesela yargı kararlarındaki standartla.

Şunu da söyleyeyim, bazılarının zannettiği gibi Batılılık bir paça genişliği meselesi değildir.

Bugün iktidar yanlılarının neredeyse tamamının bileklerini açıkta bırakan, dar paça pantolon ve koca popolarını açıkta bırakan kısa ceketle dolaşıyor olması, Batılılaştıkları anlamına gelmez.

Olsa olsa giyinmeyi bilmedikleri anlamına gelir.

Bu köşeden sormaya başlayınca unutanların da aklına geldi ve deprem yardımı olarak vadedilen ve yarısına yakını ödenmeyen 115 milyarın akıbeti TBMM’de gündem oldu.

Bu konudaki soruya Cumhurbaşkanı yardımcısı yanıt verdi.

Yanıtı alınca öğrendik ki, ödenmeyen 41 milyarın bir bölümü daha ödenmiş ve ödenmeyen miktar 30 milyar TL olmuş.

Ancak tüm ısrarlara rağmen, bu ödemeyi yapmayan özel ya da tüzel kişilerin kimlikleri açıklanmıyor.

Bu da birkaç gün önce beni arayarak “Fatih Bey, bu paraları ödemeyenlere şerefsiz demekte çok haklısınız. Bu kişileri öğrenmek kolay ama siyasi irade izin vermiyormuş” diyen müteahhitin ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkarıyor.

Çünkü bu müteahhit, ödeme yapmayanların açıklanmamasının kendilerini töhmet altında bıraktığını söyleyerek AFAD’a başvurmuş ve AFAD’dan “Bunu açıklamak için siyasi iradenin izni gerekiyor” yanıtını almıştı.

Şimdi hepimiz “Siyasi irade hangi şerefsizleri koruyor” sorununun yanıtını merak ediyoruz.

Çünkü bildiğimiz siyasi irade “Ben milletime söz verilen parayı onların cebinde bırakmam” diyerek üst perdeden yürürdü.

Yürümüyorsa eğer.

Ödemeyenlerin kimliği daha da önem kazanıyor.

En zayıf halkayı bilmişim

Recep Tayyip Erdoğan 3. Kez Cumhurbaşkanı seçilip, kabinesini açıkladıktan sonra “Kabine beklediğimden çok daha iyi” diyerek bir değerlendirme yapmıştım. 

Değerlendirmemin sonu ise şöyle idi:

"Kabinenin en zayıf ataması bence Milli Eğitim Bakanlığında olmuş. Görevin önemi ile atanan kişinin özellikleri çok uygun gibi değil. Daha önce MHP’ye yakın isimlerin başında olduğu Bakanlık’ta da MHP ağırlığı iktidarı rahatsız etmiş olabilir. Mahmut Özer bu göreve üniversite rektörlüğü dahi tartışmalı Yusuf Tekin’den daha layıktı diye düşünüyorum.”

Milli Eğitim Bakanlığı’na getirilen Yusuf Tekin’in tartışmalı bir kimlik olduğu benim açımdan aşikardı. 

5 Haziran günü yazdığım bu yazının üzerinden hemen hemen 1 ay geçti. 

Milli Eğitim Bakanı çıktı ve karma eğitimle ilgili herkesin sinirlerini zıplatan ve iktidarın amaçları konusunda çoğunluğu kaygılandıran bir açıklama yaptı. 

Aslına bakarsanız, Osmanlı’nın son döneminden kalan ve Cumhuriyet döneminde de uzunca bir süre devam ve Bakan’ın bahsettiği kaygıyla oluşturulmuş “kız okulları” yok değildi. 

Kız enstitüleri, bugün bazıları çok iyi Anadolu liseleri haline gelmiş kız liseleri vardı. 

Cağaloğlu’ndaki İstanbul Kız Lisesi, Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, Beşiktaş Kız Lisesi gibi örnekler var idi. 

Bunun yanı sıra da Galatasaray gibi, Kabataş gibi “erkek liseleri” de vardı. 

Ancak toplumun gelişmesi sonrası bu okullar birer ikişer karma eğitime döndü. 

Şimdi yeniden kız ve erkek liselerine geri dönmek, bu inkişafı yok saymak ve toplumun AK Parti döneminde geriye gittiği kabul etmek demektir. 

Baş örtülü kızların karma üniversite eğitimine katılabilmesini bayrak haline getirmiş bir partinin, bu tür bir geri adım atmasını talep etmek, o bakanın zayıf halka olduğunun göstergesidir.

İkinci el çöplüğü

Otomobil piyasasındaki sıkıntıların, sıfır kilometre araç piyasasındaki yoklukların ikinci el araç fiyatlarını yükseltmesi gibi sorunlar ortaya çıkınca, hemen “2. el otomobil ithalatına izin verilsin” nidaları yükselmeye başladı.

Her zaman ilk akla gelen çözümdür.

Ama ilk akla gelen çözüm her zaman doğru değildir.

Peki bu fiyatları aşağı çeker mi!

Hesaplayalım.

Mesela bir Audi A6.

2020 modeli 3,5 milyon TL civarında satılıyor.

Benzer bir aracın Avrupa’daki fiyatı üç aşağı beş yukarı 45 bin avro.

Araç yüzde 160 ÖTV sınıfına girdiği için 72 bin avro ÖTV’si, üzerine yüzde 18 KDV’sini koyunca araç 138 bin avroya geliyor.

Bu araç Türkiye’de zaten 3,5 milyon TL yani 121 bin Euro.

Demek ki, burada başka hesap var.

Ya vergileri aşağı çekeceksin ki, bu olacak şey değil.

Ya otomobili “sünnetli” dedikleri düşük fatura ile getireceksin ya da iyiden iyiye eskimiş, neredeyse hurdaya çıkmış araçları toplayıp Türkiye’ye sokacaksın.

Türkiye Özal döneminde bunu, yani ikinci el otomobil ithalatını denedi.

O zaman da Türkiye’de otomobil yoktu, TOFAŞ’ın, Renault’nun dünyada tedavülden kalkmış modellerinde kuyruklar vardı, bazıları bu yolla zengin oluyordu.

Özal da piyasayı terbiye etmek için 2. el araç ithalatına izin verdi.

Sonuç ne oldu biliyor musunuz!

Türkiye bir yıl içinde dev bir hurdalığa döndü.

Gerek otomobilde gerekse ticari taşıtlarda, kamyonda, otobüste Avrupa’da otomobil mezarlığına gidecek ne varsa hepsi Türkiye’ye satıldı.

Buna rağmen ne kuyruklar bitti ne sektör terbiye oldu. Sadece Türkiye otomotiv çöplüğüne dönüştü. 

Bugün de böyle bir izin verilirse olacak olan budur.

Türkiye’nin yapması gereken, çöplüğe gidecek otomobilleri değil, yeni otomobil yatırımlarını Türkiye’ye çekmektir.

Tesla’dan VW’ne, Avrupa’ya yakın olmak isteyen Çinli otomotiv firmalarına kadar pek çok üretici yatırım için yer ararken, bu konuda oldukça köklü bir birikim ve imkanlara sahip Türkiye bu yatırımcıların aklından geçmiyor ise ortada bir sorun vardır.

Bu sorun ikinci el ithalatı ile çözülmez. Ancak derinleşir!

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Çevresine aptalları toplayanın aptallaştığını bildiğimiz zaman. 

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP seçmeni nasıl güvenecek!
Köşe Yazıları
CHP seçmeni nasıl güvenecek!

Fatih Altaylı

Haziran 3, 2026

AK Parti seçmenini Kılıçdaroğlu’cu yapacaklar
Köşe Yazıları
AK Parti seçmenini Kılıçdaroğlu’cu yapacaklar

Fatih Altaylı

Haziran 2, 2026

Dark Triad ya da Karanlık Üçleme
Köşe Yazıları
Dark Triad ya da Karanlık Üçleme

Fatih Altaylı

Haziran 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kullanılmayan tekne daha masraflıdır" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Hüseyin MengiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kullanılmayan tekne daha masraflıdır"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:27 Firma hikâyesi 12:37 İlk büyük tekne siparişini ne zaman aldı? 15:13 Yatlar arasındaki sınıf farkları neler? 15:55 Hangi ülkelere tekne yapılıyor? 17:28 En fazla kaç metre tekne üretildi? 18:47 Avrupa teknelerine göre fiyat ve kalite farkı var mı? 22:24 Hollandalı bir tersaneye göre ne kadar uygun fiyatlı? 23:00 Sıfırdan tekne imalathanesi oluşturmak, satış yapmak için yeterli mi? 25:31 Tekne yapımı ne kadar sürüyor? 29:21 Tekne projesi başka firmadan alınıp yapılabiliyor mu? 31:45 Acun Ilıcalı iyi bir müşteri miydi? 33:22 İkinci el fiyatları nasıl? 35:33 Bir teknenin yıllık masrafı ne kadar? 36:24 Tuzla Tersanesi'nde tüm parçalar üretilebiliyor mu? 37:49 Teknenin fiyatına neler dâhil? 41:18 Yatlarda yeni trend ne: Sabit mobilya mı, hareketli mobilya mı? 44:33 Yılda kaç tekne yapılabiliyor? 45:21 Tender tekne yapılıyor mu, yoksa hazır mı alınıyor? 48:12 Türkiye’nin yatçılıkta ve yan sanayide bir şansı var mı? 51:42 Yerlilik oranı ne? 51:52 Alüminyum yat yapma kapasitesi var mı? 52:24 Yelkenli pazarında olmak için çaba var mı? 54:14 Eğitim aldı mı? 55:23 Teknelerin boyları nereye kadar büyüyecek? 59:14 5 yıllık survey bakımı yapmak zorunlu mu? 1:01:20 Motoryatlarda yeşil enerjiye yönelik çalışma var mı? 1:03:32 Türkiye dünyaya kaç adet tekne pazarlıyor? 1:04:01 Gemi inşaat sektöründe eleman sıkıntısı var mı? 1:06:38 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 31, 2026
Geçmişten günümüze yazının tarihi görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Kutsi Aybars Çetinalp & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze yazının tarihiEspresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 00:00 Giriş 11:36 Dünyanın yuvarlak olduğu ne zaman öğrenildi? 21:03 Kitap çevirilierinin Rönesans'a etkisi nelerdir? 23:29 Kil tabletler 25:31 Papirüs 29:00 Parşömen 38:56 Eski Yunan'da Yazılı Kültür 45:25 Eski Yunan'da okuryazarlık oranı kaçtı? 46:48 Derveni Papirüsü 48:10 Herculaneum Papirüsü 50:50 Piaggio Makinesi'nin çalışma aşamaları 52:48 Bizans 54:48 Bizans İmparatorluğu'nun yıkılmasının etkileri 56:19 Kitap çevirileri ne zaman başladı? 58:22 İslam Medeniyeti 1:00:30 Orta Çağ Avrupası 1:03:51 Scriptorium ve kopyalama sorunları 1:08:54 Türkiye'de Latince ne kadar yaygın? 1:12:03 Geopoenika 1:13:07 Arkhimedes Palimpsestosu 1:17:47 En eski yazılı Yunanca metin nedir? 1:19:11 Rönesans Dönemi 1:23:11 Tacitus ve Germenia 1:28:34 Karl Lahmann ve Filolojik Yöntem 1:32:40 Diels-Kranz 1:40:10 Platon Türkçe'ye neden "Eflatun" olarak çevrilmiştir? 1:44:44 Polibios kimdir? 1:53:46 Kapanış #işbirliği
Mayıs 31, 2026
Türkiye bal ihraç edebilir mi? görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Anavarza Bal Genel Müdürü Can SezenTürkiye bal ihraç edebilir mi?Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:58 Kozan’da bal üretimi 04:22 Türkiye bal ihraç edebilir mi? 09:02 Bal bozulur mu? 10:00 Bir arı ömrü boyunca ne kadar bal yapabiliyor? 12:24 Arılar nasıl haberleşiyor? 17:12 Arı sütü 19:40 Yaban bal arıları 23:51 Her bal aynı sezon mu çıkıyor? 27:15 Bala analiz yapmak niye gerekli? 30:55 Delibal nedir? 33:07 Karışık bal 33:42 Bal ısıtılır mı? 36:10 Balın berraklığı sağlanırken içinden besin değeri kaybı oluyor mu? 37:32 Türkiye’de arıcıların konaklama yerleri 40:09 Şehir içinde bal üretmek mümkün mü? 41:41 Yangınlardan sonra arıcılık nasıl değişti? 43:32 Toz bal nedir? 45:18 Analiz sonrası kötü sonuç çıkarsa ne yapıyor? 46:33 Propolis gibi ürünlerin sağlığa faydası nedir? 47:42 Balda markalaşma önemli midir? 48:54 Beyaz bal nedir? 56:14 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 30, 2026