İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Bölücü

  • Yeni Anayasa’nın işaret fişeği

  • 11. Cumhurbaşkanı’nın alınganlığı

  • Vesayetten vesayete koşmak

  • Michelin patladı mı!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Bölücü

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Kasım 10, 2023

Yazı İçeriği

  • Bölücü

  • Yeni Anayasa’nın işaret fişeği

  • 11. Cumhurbaşkanı’nın alınganlığı

  • Vesayetten vesayete koşmak

  • Michelin patladı mı!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Yeni Anayasa’nın işaret fişeği 

Bugün Çanakkale kahramanı, Kurtuluş Savaşa’nın başkumandanı, büyük asker, Cumhuriyetimizin kurucusu, fikir babası, büyük devlet adamı, Türkler’in son 1000 yılda yetiştirdiği iki büyük devlet adamının sonuncusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün unutulmazlığa geçişinin 85. Yıldönümü.

İçinde bir nebze insanlık, bir damla vatan sevgisi, bir katre vefa duygusu olan herkes ama herkes onun aziz hatırasını saygı ile anıyor.

Bir kurum hariç.

Diyanet İşleri Başkanlığı…

Bir dönem FETÖ’nün tüm toplantılarının demirbaşı olan, FETÖ’nün tezlerinin yılmaz savunuculuğunu yapan, Abant toplantılarının vazgeçilmez katılımcısı, FETÖ talebelerinin vazgeçilmez tez jürisi Ali Erbaş’ın başında olduğu Diyanet.

Amacının ne olduğu çok açık.

Bölücülük yapmaya çalışıyor.

İktidarı yıpratmayı amaçlıyor.

Bir ulusal kahramanı, aramızdan fiziki ayrılışının yıldönümünde, üstelik de Cuma gününe denk gelmişken, Cuma hutbesinde tek kelime ile bile olsa anmamanın başka hiçbir gerekçesi olamaz.

Ali Erbaş, çok açık biçimde bu toplumu bölmeye, fay hattı yaratmaya çalışmaktadır.

Ülke için büyük tehlikedir.

Yargıtay’daki bir dairenin, kendi başına, kafasına göre Türk Yargı sisteminin en üst mahkemesi olan Anayasa Mahkemesi’ne kafa tutabileceğine, Anayasal düzene tek başına meydan okuyabileceğine herhalde inanmıyorsunuz değil mi!

Türkiye’de Anayasa’ya karşı yargı darbesi niteliğindeki karar, Can Atalay’ın mağdur olduğu bir yargı hatasını, artık tüm bir milletin mağdur olduğu bir yargı darbesine çevirdi.

Çok açık ki, bu kafa tutma, bu Anayasa’ya karşı darbe girişimi planlı bir işin parçası.

Bu olan bitenden şunu anlıyoruz.

Son birkaç aydır çokça sözü edilen "Yeni Anayasa"da artık bir Anayasa Mahkemesi olmayacak.

Ve bu Can Atalay ile ilgili bir mesele değil.

Bu daha başka bir planın adımı. 

Bunun ilk işaretini geçtiğimiz 11 Mart günü Devlet Bahçeli vermiş ve Anayasa Mahkemesi’ne “Adı yüksek, ahlakı düşük mahkeme” diyerek ağır sözlerle yüklenmiş ve "Kapatılması gerekir” demişti.

Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi’ne tepkisi 29 Nisan’da tekrar gündeme gelmiş ve “Bu mahkemenin statüsü, üyeleri, yetkileri yeniden gözden geçirilmeli ve düzenlenmelidir. Bunu hep birlikte yapacağız” demişti.

Yani perşembenin gelişi, çarşambadan değil, salıdan belli idi.

Yarın öbür gün "Yeni Anayasa" önünüze getirildiği zaman göreceksiniz ki, içinde Anayasa Mahkemesi olmayacak.

Yerine mutlaka başka bir şey koyacaklar.

Yüksek mahkeme ya da başka bir isim altında bir mahkeme elbette olacak.

Ama mevcut üyelerin “İktidarı rahatsız” eden ve Beştepe tarağından atanmamış olanları gidecek ve yerine “Yüzde yüz Beştepeli” bir Yüce! Mahkeme oluşturulacak.

Ve millete bu Yeni Anayasa’yı “Bakın size dini özgürlükler veriyor, yaşam tarzınızı garanti altına alıyoruz” diye onaylatmaya çalışacaklar.

Bunu bir kez daha yerseniz.

Ben artık size ne diyeyim!

11. Cumhurbaşkanı’nın alınganlığı

Dün 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın sorumlusu aradı.

Abdullah Bey, her zaman olduğu gibi benim köşe yazımı okumuş ve çok üzülmüş.

Yazımda kendisini hedef aldığımı, yargıda gelinen noktada onun da sorumluluğu olduğunu ve yargının bu hale gelmesinin onun da içinde yer aldığı bir plan sonucu gerçekleştiğini anlattığımı düşünmüş.

Aslında kastım o değildi.

Ben 2002 seçimleri öncesi Abdullah Gül’ün daha samimi ve daha dürüst davrandığını anlatmak istemiştim.

Ama yazıyı tekrar okuyunca, Abdullah Gül’ün düşündüğü gibi anlaşılabileceğini de gördüm.

Kimsenin hakkını yemek istemem.

Abdullah Bey, Türkiye’nin bu hale gelmesinde 11.  Cumhurbaşkanı olarak elbette sorumluluk sahibi.

Ama kendisinin özgürlükçülük konusundaki sicili bugün olan bitenle karşılaştırılmaz.

Her şeye rağmen bugün Anayasa Mahkemesi’nde hala var olan özgürlükçülük kalıntıları, onun döneminden kalma.

Onun döneminde “İnsan Hakları Komisyonu”nuna karşı tavrının da tanığıyım.

Bu yüzden de sıklıkla eleştirsem de, Abdullah Gül’ü aynı kefeye koyamam.

Ama zannederim o da geçmişteki bazı kararlarından, bazı imzalarından, bazı onaylarından pişmandır.

Herhalde pek çokları gibi o da “İslam” ve “Siyaset” kelimelerinden bir “Tamlama” üretmenin doğru olmadığını görüyordur.

Vesayetten vesayete koşmak

Bu yazacaklarımı, yakın bir zamanda yine yazdım mı hatırlamıyorum. Yazdıysam bile tekrarlamakta bir beis görmüyorum.

Anayasa Mahkemesi’ne yönelik olarak Yargıtay’ın bir dairesi tarafından yapılan saldırı bana eski Anayasa Mahkemesi Başkanlarından Haşim Kılıç ile yaptığım bir sohbeti hatırlattı.

Haşim Bey, Anayasa Mahkemesi başkanı iken, telefonum çaldı.

Arayan bizzat kendisi idi.

“Fatih Bey, Ankara olduğunuzu duydum. Eğer uygunsanız bugün öğleden sonra bana uğrayabilir misiniz, biraz sohbet ederiz” dedi.

“Uygun olmasam da, uygun olurum” diyerek öğleden sonra Anayasa Mahkemesi’ne gittim.

Uzun bir sohbet yaptık.

İktidar partisini, yani Ak Parti’yi ağır biçimde eleştiriyor ve benim de iktidara yönelik eleştirilerimde ne kadar haklı olduğumu söylüyordu.

İktidarın siyasi anlayışının, Anayasa Mahkemesi’ndeki temsilcisi gibi görünmekten rahatsız olduğunu hissetmiştim.

Bu siyasi anlayış geçirdiği evrimin, kendi hukuk anlayışı ile bağdaşmadığını vurguluyordu.

Bu sohbetten aklımda kalan en önemli cümlesi ise şuydu:

“Fatih Bey, beni Anayasa Mahkemesi üyeliğine rahmetli Turgut Özal atadı. Ve göreve başlamadan önce benimle görüşmek istedi. Bana tek bir tavsiyesi oldu. ‘Haşim Bey, sizi bu göreve atarken Cumhurbaşkanı olarak sizden tek bir beklentim var. Vesayetle mücadele etmeniz. Anayasa’nın üzerinde bir hak iddia eden, kendini vesayet makamı zanneden herkese karşı bu Anayasa’yı koruyun.’ Dedi. Kastettiği aslında Askeri vesayetti. Ben de o gün bugündür, zaman zaman sizin eleştirilerinize maruz kalsam da Anayasa üzerindeki vesayetle mücadele etmeye çalıştım. Bugün ise şunu söylemek istiyorum. Biz o vesayetle yerine başka bir vesayet gelsin diye savaşmadık. Kurumsal vesayet gitsin, kişisel vesayet gelsin diye uğraşmadık.” Demişti.

Bugün gelinen noktada gerçek “Muhafazakar demokratlar” ne düşünüyor acaba.

Mesela Haşim Kılıç.

Michelin patladı mı!

Yeni Michelin yıldızları dağıtıldı, listeye Bodrum’dan, İzmir’den lokantalar ve İstanbul’dan da yeni restoranlar dahil oldu.

Aslında bugün bu konuyu da yazacaktım ama Anayasa meselesi kafama takıldığı için Michelin yıldızları ile ilgili eleştirilerimi Pazar gününe bırakıyorum.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Amacımız çocuklarımıza huzurlu bir gelecek bırakmak olduğu zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Açgözlülerin vatana ihaneti ve BofA'nın bıyıklıları
Köşe Yazıları
Açgözlülerin vatana ihaneti ve BofA'nın bıyıklıları

Fatih Altaylı

Ekim 24, 2026

Merrill Lynch bıyıklı mı?
Köşe Yazıları
Merrill Lynch bıyıklı mı?

Fatih Altaylı

Ekim 23, 2026

Arkadaşlar arası sıkıcı bir tartışma
Köşe Yazıları
Arkadaşlar arası sıkıcı bir tartışma

Fatih Altaylı

Ekim 22, 2026

  • Videolar

Tümü
"Gülle gibi" Toyota GR YARiS görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek"Gülle gibi" Toyota GR YARiSToyota GR Yaris tüm dinamizmi ve gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, ralli dünyasından ilham alan tasarımı, üstün yol tutuşu ve heyecan verici sürüş performansıyla öne çıkan Toyota GR Yaris’i test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Olgun TokerFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:24 Oyunculuğa nasıl başladı? 10:42 Okulu kazanamayıp dönseydi ne olurdu? 12:21 İlk sahnesi 15:22 İlk dizi teklifi ne zaman geldi? 20:07 Hayat Şarkısı’ndaki Almancı rolü 22:50 Almancılık nereden geliyor, neden Almancı sanıyorlar? 27:46 Eşiyle nasıl tanıştı? 31:41 Darbukatör Bayram rolünü reddetmesi 32:21 Oyuncular bazı rolleri aldığına pişman olur mu? 35:28 Futbola merakı var mı? 36:07 Dizisi neden kalktı? 37:19 Kafasında yeni bir proje var mı? 41:09 Bu işin maddi yönünü mü seviyor, manevi yönünü mü? 44:09 Dijital platformlardaki işlere nasıl bakıyor? 48:23 Futbol üzerine bir film çekme isteği neden var? 50:59 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 18, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Eda EceFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu”Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:05 Eda Ece'nin hikayesi nasıl başladı? 08:38 Üniversite eğitimi ile oyunculuğu bir arada nasıl götürdü? 16:50 "Yasak Elma" dizisi nasıl oluştu? 23:19 Bir senaryo yönetmeyi düşünüyor mu? 25:58 "Pis Yedili" dizisi 29:33 Batuhan Tuncer ile olan evliliği 39:47 "Tuzlu Kahve" dizisinin başlangıç hikayesi 45:56 Eda Ece'nin gelecekteki planları neler? 53:01 Astrolojiye olan ilgisi 59:21 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 11, 2026