Düşürüldüğümüz hale bak

Hırant Dink’in katili Ogün Samast önceki gece serbest bırakıldı.

Şaşırdım.

Serbest bırakılmasına değil, hâlâ içeride olmasına.

Açık söyleyeyim, ben Ogün Samast’ın çoktan serbest bırakıldığını düşünüyordum çünkü bugün Türkiye’de adaleti işletenlere güvenim o kadar sarsılmış durumda ki, “infaz güvenliği” ile ilgili bile kuşkularım, kaygılarım var.

Yani kimi mahkumların mahkumiyetlerini cezaevinde çekip çekmediklerinden dahi emin olamıyorum.

Dink Cinayeti sırasında Ogün Samast adını ilk gündeme getiren gazetenin yayın yönetmeni idim. Trabzon büromuz, tetikçinin Samast olduğunu belirlemişti.  

Dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler “Katil belirlendi mi?” sorularına kaçamak yanıtlar verirken Güler’i arayarak “Ogün Samast”ı yakaladınız mı?” diye sorarak Güler’i şaşkınlığa uğratan ise bendim. (Trabzon’da Samast’ı cinayete azmettiren Büyük Ağabey Erhan Yücel’in bir istihbarat elamanı olduğunu ortaya çıkarıp yazan da bendim)

Samast benim vali Güler ile yaptığım bu konuşmadan saatler sonra Trabzon’a giderken yakalandı.

Samast’ın yakalandıktan sonra bir karakolda polisler ile ellerinde Türk bayrağı ile çekilmiş fotoğrafı da medyaya yansıdı.

Verilmek istenen mesaj “Samast yalnız değildir” idi.

O fotoğrafın çekilmesinde başrolde olan iki polis müdürü daha sonra FETÖ”cülük iddiasıyla meslekten atıldılar.

Önceki gece salıverilen Samast’ın daha yeni salıverilmiş olmasına şaşkınlığım işte bu yüzden.

Çünkü eminim ki, bu cinayet geçen sene işlenmiş olsa katili asla öğrenemezdik.

Katil asla yakalanamazdı.

Türkiye bugün öyle bir halde ki, katillerin erken salıverilmesine üzülmüyor, hiç değilse 16 yıl içerde tutulmuş olmasına sevinecek hale geliyoruz.

Mesela Sinan Ateş’in katilinden bir haber var mı?

Hele hele azmettiricisinin kim olduğunu öğrenebildiniz mi?


Gidiyorlar

İlk işaret fişeğini hatırlıyor musunuz?

Birkaç yıl önce hükümetimiz kıvançla duyurmuştu.

Volkswagen Türkiye’de üretim yapmak için dev bir fabrika kuracaktı, şirket kurulmuş, arazi bakılıyordu. Milyarlarca dolarlık bir yatırımdı.

Sonra aniden hiç nedensiz bir şekilde VW yatırımdan vazgeçti.

Fabrikayı başka yerde kurmaya karar verdi ve gitti.

Bir buçuk yıl sonra Türkiye’de yıllardır üretim yapan Honda, İzmit’teki fabrikasını kapadı, kapamakla kalmadı, fabrikayı da içindekilerle birlikte sattı ve Türkiye’yi terk edip gitti.

Ford, Türkiye’ye yapacağını açıkladığı 1 milyar dolarlık bir yatırımdan vazgeçtiğini bir süre önce açıkladı.

Dün de Türkiye’de 112 yıldır faaliyette bulunan BP, Türkiye’de yatırımlarını ölmüş eşek fiyatına satarak Türkiye’yi terk etti.

Bunlar bildiğimiz büyük firmalar.

Türkiye’den çıkan daha küçük boyutlu yabancı sermaye firmalarının sayısı ise belirsiz.

Birkaç yıl önce Londra’da bir “charity” yemeğine katılmış ve orada aynı masada tanıştığım bir beyefendinin Türkiye’de Osmanlı’dan beri var olan bir yabancı firmanın başkan yardımcısı olduğunu öğrenmiştim. Bu beyefendi, “Türkiye bizim kendi evimiz gibiydi ama bugün fırsat bulsak Türkiye’den çıkmayı düşünürüz” dediğini yazmıştım.  

“Niye” soruma ise “Biz Türkiye’de iş yapmaya alışkınız ama hukuksuzluk nedeniyle kendimizi güvensiz hissettiğimiz bir dönem yaşamamıştık” yanıtını almıştım.

Bu kadar çok yabancı firmanın, böylesine peş peşe Türkiye’den çıkması hiç ama hiç hayra delalet değildir.

Sermayeye “Giden gider kalan sağlar bizimdir” diyemezsiniz.

Dediğiniz zaman bir de bakarsınız ki elinizde hiç sağ kalmamış! 


Kılıçdaroğlu disipline verilmeli

CHP Kurultay’ı öncesi, genel başkanlığını devam ettireceğinden kuşkusu olmayan Kemal Kılıçdaroğlu “Kim kongrelerden sonra parti aleyhine konuşursa, partiyi televizyonlarda tartışır hale getirirse kimse kusura bakmasın onu partiden ayıracağım” buyurmuştu.

Kılıçdaroğlu’nun kendi partisinde de bir gecede iki seçim kaybetmesiyle sonuçlanan Kurultay geçti.

CHP içinde hemen hiç kimse, partiyi ne televizyonlarda, ne de başka bir yerde konuşulur, tartışılır hale getirmiyor.

Bir kişi hariç: Kemal Kılıçdaroğlu.

Bildiğimiz, TBMM Başkanlığına 2018 yılında verdiği mal beyanı ile Ankara’da 2003 yılında edinilmiş iki konut, Tunceli’de 2007 yılında satın alınmış bir diğer konut, iki kooperatif hissesi, 8 tablo dışında bir mal varlığı ve emekli milletvekili maaşı dışında bir geliri olmayan Kılıçdaroğlu genel başkanlığı kaybetmesinin ardından Ankara ve İstanbul’da iki ofis kiraladı, bunları tefriş ettirdi.

Bu ofisleri mesleği olan mali müşavirlik falan için kiralasa anlarım, yatırımdır, para kazanacaktır ama hayır, o ofisleri Kılıçdaroğlu “çok başarılı olduğu” siyasi faaliyetlerini sürdürmek için tuttu.

Ve yalanlanmayan kulis bilgilerine göre orada ilk toplantısını bir grup milletvekili ile yaparak “Partiyi Ekrem İmamoğlu’na kaptırmayın. Onun amacı CHP’yi ANAP’a çevirmek” dedi.

Ne kadar siyasal İslamcı, ne kadar ülkücü var ise partiye ve CHP listelerinden TBMM’ye dolduran Kılıçdaroğlu, kendi eliyle İBB Başkanı yaptığı İmamoğlu’nu partiyi ANAP’a çevirmeye çalışacağı iddiası ile suçluyor.

Bunu söyleyen adamın düne kadar yanında olan danışmanı ise Ogün Samast’ın serbest bırakılmasını kutluyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettikten sonra genel başkanlıktan istifa etmeyen Kılıçdaroğlu için “Yerel seçimlerde iki büyük kenti AK Parti’ye geri vermeden bırakmaz” demiştim.

Belli ki, Kılıçdaroğlu genel başkanlığı kaybetse bile bu misyonuna olan inancını kaybetmiyor ve CHP’nin İstanbul’u kaybetmesi için elinden geleni ardına koymayacak gibi görünüyor.

Bana göre CHP yönetiminin yapması gereken, partideki devamlılığın sağlanması açısından eski genel başkanın “Kim partiyi tartışılır hale getirirse partiden ayıracağım” tavrından devam etmesi ve Kılıçdaroğlu’nu partiden ayırmaları için Disiplin Kurulu’na sevk etmesidir.


Elin parası ile

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın elinde 125 milyon dolar rezerv olduğunu söyleyince acaba Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan gülmüş müdür!

Doğrusunu isterseniz ben güldüm.

Aslında durum şu:

Evde bir kasanız var ve ailenin reisi kasanızda 125 bin TL olduğunu söylüyor.

Siz de “Oh çok paramız var” diye seviniyorsunuz.

Ancak babanızın söylemediği, o paranın size ait olmadığı ve komşunun sizin kasanıza bıraktığı para olduğu ve aslında sizin başka komşulara da 50 bin TL daha borçlu olduğunuz.


Kayyum

Polatgillerin şirketlerine kayyum atanmış.

Niye?

Para aklama işi kayyumlar tarafından mı sürdürülecek?


NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Polatlardan boşalan para aklama piyasasına girmek davul zurna ile duyurulmadığı zaman.

Erişilebilirlik Araçları