Reklam

8 milyar için Kaç Dilan Polat lazım?

Herkesin sorduğu soru şu.

Dilan Polat ve benzerleri ne parasını aklıyor, kimin parasını aklıyor?

Yanıt kolay değil.

Türkiye’nin içine düştüğü ya da düşürüldüğü durumda, aklanması gereken o kadar çok para var ki, şaşarsınız.

Bunu ben değil, Devlet’in resmî verileri söylüyor.

Türkiye’de önceki yıl yakalanan kokain miktarı 2 ton 840 kilogram. Bunun büyük bölümü Ticaret Bakanlığı’na bağlı birimlerce gümrüklerde yakalanmış.

Bu miktara yurt dışından Türkiye’ye gönderilmek üzere yola çıkmışken yakalanan miktarlar dahil değil. Bunu da eklediğiniz zaman Türkiye’de pazara verilmeden yakalanan kokain miktarı 10 tona yaklaşıyor.

Hadi iyimser olalım, yüzde 50 yakalama oranı verelim, yakalanmadan ve piyasaya verilen miktarın da aynı miktar olduğunu düşünelim.

10 ton yani 10 bin kilo yani 10 milyon gram kokain Türkiye’de satıldı. Bunun gramının fiyatı yaklaşık 150 dolar olduğuna göre yılda yaklaşık 1 milyar 500 milyon dolar sadece kokain satışı kaynaklı kara para var demektir.

O da yakalanın gelenin yarısı olduğunu varsaydığımız iyimser bir tahminle.

Gerçek bunun iki katı da olabilir, üç katı da…

Yine önceki yıl Türkiye’de yakalanan eroin miktarı 22 ton.

Orada da iyimser olalım ve bir bu kadarının piyasaya verildiğini düşünelim.

2 milyar 200 milyon dolar da oradan geldi mi!

Etti 3 milyar 700 milyon dolar.

Çok gibi geldi değil mi!

Durun daha asıl en büyük para geliyor.

Sigara kaçakçılığı.

Biliyorsunuz yıllardır yazıyorum, Türkiye’ye girişi ve satışı yasal IQOS diye bilinen bir ürün var. Bu ürün Türkiye’ye kaçak giriyor ama özellikle yüksek gelirli bölgelerde her yerde satılıyor, eve teslim yapanlar bile var.

Bu dahil Türkiye’de yıllık kaçak sigara pazarı yaklaşık 80 milyar TL idi.

Yani o günün kuru ile 4 milyar dolar.

Yani eroin ve kokainin toplamı kadar. (Buradaki vergi kaybı da en az 3 milyar dolar ediyor)

Etti mi size hemen hemen 8 milyar dolar. Hem de iyimser tahminle.

Yıkanması, temizlenmesi gereken 8 milyar dolar.

Bu 8 milyar dolara yani 232 milyar Türk Lirasına hiçbir zaman yakalanmayan yasa dışı bahis gibi suçlardan kaynaklanan miktarlar dahil değil.

Bu miktarlara bakarak hesaplayın bakalım tüm bunları aklamak için kaç Dilan Polat lazım.

O yüzden hep birlikte buzdağının görünün ucunun da ucu ile oyalanıp duruyoruz haftalardır.

Türkiye sadece Dilan Polat yüzünden mi “gri listede” zannediyorsunuz.

Komik olmayın, güldürmeyin beni…


Suudi Arabistan’da final Ali Koç’un fikri mi?

Biliyorsunuz, Türkiye Futbol Federasyonu Türkiye Süper Kupa Finali’nin Suudi Arabistan’da oynatılacağını açıkladığı gün ilk tepkiyi gösterenlerden biriyim.

Cumhuriyet’in 100. yılında böyle bir maçın Türkiye dışında, hele hele Suudi Arabistan gibi Türkiye’deki Cumhuriyet rejimine karşı bir ülkede oynatılmasının büyük bir ayıp olduğunu anında yazdım.

Başka pek çok kişi de tepki gösterdi ve bu tepkiler toplumsal hale geldi.

Daha sonra önce Fenerbahçe Divan Kurulu bir karar alarak kupa maçının Türkiye’de oynanmasını istedi, ardından Galatasaray da aynı talebi tekrarladı.

Ancak daha sonra Fenerbahçe Başkanı Ali Koç kendi kulübünün Divan Kurulu kararına rağmen maçın Suudi Arabistan’da oynanmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyerek herkesi şaşırttı.

Ben de bu hafta sonu bir restoranda Türkiye Futbol Federasyonu’nun önemli sponsorlarından birinin patronu ile karşılaştım.  

Yıllardır tanıştığımız için biraz sohbet ettik.

Haliyle laf futbola, milli takımın başarısına ve oradan da Suudi Arabistan’da oynanacak kupa finaline geldi.

“Futbolun en önemli sponsorlarından biri olarak bu maçın Türkiye’de oynanmasına yönelik bir talebiniz ya da en azından bir itirazınız olmadı mı?” diye sordum.

“Bizim sponsor olarak bu işlere karışma hakkımız yok. Ama elbette bir vatandaş olarak, milliyetçi bir vatandaş olarak bunu Federasyon Başkanı’na sordum. Nereden çıktı bu Suudi Arabistan işi?” dedim.

Aldığım yanıtı duyarsan şaşırırsın.

“Şaşırayım bakayım” dedim.

“Ali Koç önermiş” dedi.

“Anlamadım” dedim.

“Ali Koç’un önerisiymiş” dedi ve anlattı.

“Ali Koç Federasyon Başkanı’na “Avrupa takımları Suudi Arabistan’da maç veya turnuva oynayarak çok ciddi gelir elde ediyorlar. Biz de en azından kupa finalini orada oynayarak iyi bir gelir elde edebiliriz. Bunu planlarsanız çok iyi olur” demiş.

Federasyon da Ali Koç’un bu önerisi üzerine Suudilerle görüşmeye başlamış ve Süper Kupa Finali böylelikle Suudi Arabistan yolcusu olmuş.

Gerçekten şaşırdım.

Bildiğimiz kadarı ile Süper Kupa Finali için Suudiler kazanan takıma 2,5 kaybeden takıma 2 milyon verecekler.

Ali Koç benden duymuş olmasın ama sadece bilet satışı loca satışı ve tv haklarından bile Türkiye’de bundan çok daha fazla gelir elde ederlerdi.

Ucuza gitmişler.


Sui misal mi, emsal mi!

Günlerdir Seçil Erzan ile yatıyor, Seçil Erzan ile kalkıyoruz.

Dün yüksek getiri vaadiyle dolandırıcılık yapan bu banka müdiresinin ceza alsa bile, dolandırdığı kişilerin açtığı alacak davası sonuçlanmadan hapisten çıkmış olacağını yazdım.

Okurlar “Yok canım daha neler” dediler.

Emsal dün geldi.

40 kişiyi 30 milyon dolandırdığı ve saadet zinciri kurduğu iddiasıyla yargılanan ve hakkında 135 yıl hapis cezası istenen Safiye Gökçe Yüce dün tahliye edildi.

Cezaevinde kaldığı toplam süre ise 52 gün oldu.

Safiye Yüce’nin yaptığının da, teknik olarak Seçil Erzan’ın yaptığından fazla bir farkı yoktu.


NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Sürekli yanlış yapana “Yine sen yap” demediğimiz zaman.

Erişilebilirlik Araçları