Reklam

Emekli ve zeytinyağı

Haberi Oda TV’de gördüm.

Zannederim onlar da Sözcü gazetesinden almışlar.

Haber şu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ucuzluğu ile övdüğü ve zaman zaman gidip içinde alışveriş yaparmış gibi yaptığı Tarım Kredi Kooperatifleri satış mağazasında 5 litrelik zeytinyağının fiyatı.

Erdoğan, 2019 yılı eylül ayının sonunda Tarım Kredi Kooperatifi’ne gitmiş.

Çekilen fotoğrafta, arkada 5 litrelik zeytinyağı tenekeleri var ve üzerinde fiyatı yazıyor.

2019 yılı Eylül ayında, 5 litrelik natürel sızma zeytinyağının Tarım Kredi Kooperatifi’ndeki satış fiyatı 99 TL.

Aynı 5 litrelik zeytinyağının 6 ay önceki fiyatı ise 825 TL.

Ve yine aynı natürel sızma 5 litrelik zeytinyağının Ocak 2024 ortasındaki fiyatı ise 1.888 TL.

5 yılda yüzde 2000 artış.

5 ayda yüzde 100 artış.

Hem de Reisi Cumhurumuzun ucuzluğu nedeniyle tavsiye ettiği ünlü Tarım Kredi Kooperatifi satış mağazalarında.

Peki, önceki gün maaşları 10 bin TL’ye yükseltileceği açıklanan ve ilk zamlı maaşlarını şubat ayında almaları beklenen emeklilerin maaşlarının zeytinyağı karşısındaki durumu ne olmuş?

Önceki gün 10 bin TL’ye çıkarılan en düşük emekli aylığı 2019 yılının eylül ayında yaklaşık 1.983 TL.

2019 yılından bu yana emekli aylığı 5 kat artarken, zeytinyağı fiyatı 20 kat artmış.

Bir emekli 2019 yılındaki maaşı ile 20 teneke zeytinyağı alabilirken, bugün 5 teneke zeytinyağı alabilir hale gelmiş.

Çok değil 6 ay önce, Temmuz sonunda bile maaşıyla 9 teneke zeytinyağı alabilen emekli şimdi zamlı maaşıyla 5 teneke alabilecek.

O da maaşı eline geçinceye kadar Tarım Kredi Kooperatifi zeytinyağı fiyatına yeni bir zam yapmaz ise.

Ama Allah tarafından bu yılı “Emekliler yılı” ilan ettiler.

Bir de etmeselerdi kim bilir ne olacaktı!


Özel okul fiyatları bakanlığı ilgilendirir mi?

Geçen sene Robert Kolej’in açıkladığı yıllık okul ücretini eleştirmiştim.

Okulun gündüzlü ücreti 446 bin TL, yatılı ücreti ise 677 bin TL olarak açıklanmıştı.

Buna yol parası ve kitap parası dahil değildi.

Ben de “Hem Türkiye’de ilk 500 öğrenci arasına girecek kadar zeki, hem de ayda 60 bin TL okul ücreti ödeyecek kadar zengin olacaksın” demiştim.

Bir veli telefonuma mesaj yollayıp bu yazıyı hatırlatmış ve dert yanmış.

İki çocuğundan birinin okuduğu okula, bu yıl okula başlayacak olan çocuğunu da yollamayı planlıyormuş.

Geçen yıl okula başlayan kızı için 230 bin TL’nin biraz üzerinde bir ücret öderken, yeni başlayacak olan oğlu için şimdiden 650 bin TL’ye yakın bir ücret talep edileceği söylenmiş.

Bir yıl içinde yaklaşık yüzde 300’lük artış.

Bir de sosyal medya paylaşımı eklemiş mesajına, dolar bazında dahi yüzde 60’ı aşan bir artış olduğunu gösteren.

Sıradan bir özel okulun ücreti, Robert Kolej gibi Türkiye’nin en iyi iki üç okulundan birinin ücretini yakalamış ve geçmiş. Çünkü bu ücret yatılı ücreti değil üstelik.

Veli “Bu parayı ödememiz mümkün değil. Çocuklardan birini devlet okuluna verip, diğeri özel okulda tutmamızı istemek Sofie’nin seçimi gibi bir şey. Onu da yapmamız mümkün değil. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bakanlık bu konuda bir şey yapmayacak mı?” diye bana soruyor.

Bakanlık bu konuda ne yapar bilmiyorum.

Onlar “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirmekle fazlası ile meşgul oldukları için bu konuyla ilgilenmiyor olabilirler.


Sigortalı soygunu

Kuralsız ve kontrolsüz ülkede tek mesele okul ücretleri olsa yine iyi.

Bir başka rezalet de sigorta şirketlerinde yaşanıyor.

Habertürk’ten Rahim Ak şahane bir haber yapmış ve sigorta şirketlerinin iki yönlü soygunculuğunu gözler önüne sermiş.

Bunlardan biri sigorta şirketlerinin sürekli olarak “ağlayıp zırladığı” zorunlu Trafik Sigortası.

Sigorta şirketleri Zorunlu Trafik Sigortası’ndan zarar ettiklerini söyleyip duruyorlar.

Geçen yılın ilk 9 ayında da 10,6 milyar TL zarar ettiklerini, 100 TL prim karşılığında 146 TL hasar ödemesi yaptıklarını açıklamışlar.

Ancak yakından bakıldığında durum bu değil.

Aslında ortada bir ödeme falan yok.

Sigorta şirketleri önümüzdeki dönemde ödeyecekleri muallak tazminat karşılığı olarak bir para ayırıyorlar ve bu parayı sanki ödenmiş gibi hesaba katıp, zarar ettiklerini söylüyorlar.

Hasarın birkaç katı karşılık ayırıp zarar etmiş gibi gösteriyor ama özünde vergi kaçırıyorlar.

Bunu ben değil, Vergi Konseyi üyesi Rahim Ak söylüyor.

Bu arada aynı sigorta şirketleri, Trafik Sigortası’nda ettiklerini söyledikleri fiktif zararın acısını da Kasko sigortalarından çıkarıyorlar.

Enflasyonun yüzde 62 olarak açıklandığı geçer yılın ilk 11 ayında kasko sigortalarında fiyatlar yüzde 95 oranında artmış.

Ve sigorta şirketleri topladıkları 57 milyar TL’lik prime karşılık 22,4 milyar TL tazminat ödemesi yapmışlar.

Toplamda sigorta şirketleri yüzde 53 kâr marjı ile çalışmışlar.

Üstelik buna sigorta şirketlerinin topladıkları primlerden ve geç yaptıkları ödemelerden kaynaklanan faiz veya fon gelirleri dahil değil.

Tüm bu sayılar Türkiye Sigorta Birliği rakamlarından görülebiliyor.

Maliye Bakanlığının ve ilgili denetim kurumunun sigorta şirketlerinin bu faaliyetlerini nasıl denetlediğini de doğrusu merak ediyorum.


Anlamaz ama mahkemede anlatır

RTÜK başkanlık koltuğuna oturtulan zatın ben ve Celal Şengör hakkında söylediği seviyesiz cümlelere yanıt vereceğimi zannediyorsanız yanılıyorsunuz.

Kendisi söylediklerinin hesabını yargıda verecek.

Bana basın kartı bile olmayan sözde gazeteci demesi o kafa için çok normal.

Ben sahibine birtakım avantajlar sağladığı ve “ayrıcalıklı bir sınıfı yarattığı için” basın kartına karşı çıktım ve hakkım olduğu halde almadım.

Onun gibiler ise ayrıcalıklı bir sınıf olabilmek için her şeyi yapmaya hazır olduklarından bunu anlamaları mümkün değil.

Benim gazeteci olduğuma onun gibiler değil, okurlar karar verir.

Onun gibilerin ne olacağı ise başkalarının iki dudağı arasındadır.

Onun için benim kuyruğum diktir.

Onun gibiler ise sürekli sallamak zorundadır.


NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Camiaları temsil eden koltuklarda oturanlar, camiaları temsil ettiklerini unutmadığı zaman.

Erişilebilirlik Araçları