İstanbul 16°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Müteahhitlerle kirli bir ilişki

  • Çakma Türkiye

  • 100. yıla 3 bisli konser

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Müteahhitlerle kirli bir ilişki

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 29, 2024

Yazı İçeriği

  • Müteahhitlerle kirli bir ilişki

  • Çakma Türkiye

  • 100. yıla 3 bisli konser

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Çakma Türkiye

Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu bakanlığın müteahhitlerinden Rönesans Holding’e ait bir özel uçakla Almanya’ya gittiği ve yanında da 6 gazeteci götürdüğü iddialarına günler sonra yanıt verdi.

Yanıt “Gittiysem gittim, size ne?” kıvamında olsa gam yemeyeceğim.

Beteri.

Pis, kirli, yolsuz bir sistemi açık etmiş sayın Bakan.

Şöyle diyor:

“Bakanlığa büyük iş yapan ilgili firmanın sözleşmesinde, ulaştırma ile ilgili eğitim, sempozyum ile ilgili masraflar bilabedel olmak üzere taraflarından karşılanır diye bir imkan var. Yani ne kiralama ne ödeme ne de müteahhit firmaya borçlu kalma vardır" dedi.

Bu AKP’nin yıllardır kurduğu sistem aslında.

Lüks makam aracı mı lazım.

Müteahhit firma ile anlaşmaya koyulur. Mal sahibi müteahhit firma görünür, kullanıcı bakanlıktır, duruma göre bakandır, eskiden müsteşar, şimdi bakan yardımcısıdır, genel müdürdür, genel müdür yardımcısıdır.

Ama ultra lüks araç bakanlığın envanterinde görünmediği için Sayıştay denetiminde de görünmez, biz lüks araç satın almadık diye yemin etseler başları ağrımaz.

Ama müteahhit o aracın parasını misli misli bakanlıktan alır çünkü sözleşmede araç varsa, ihaledeki fiyata o da çoktan eklenmiş, üzerine kâr da koyulmuştur.

5 liralık araç devlete, vergi mükelleflerine 15 liraya mal olur ama önemli olan neye mal olduğu değil, lüks harcamanın kayıtlara girmemesidir.

Uraloğlu’nun açıklamasından anlıyoruz ki, sistemin boku çıkmış.

Artık bakanların ve misafirlerinin özel jet masrafları da, seyahat masrafları da sözleşmeler aracılığı ile müteahhitlere yıkılıyor.

Böylece görünmez hale getiriliyor ve lüks ile şatafat aynen devam ediyor.

“Biz ödemedik, müteahhit ödedi” diye de savunma yapılıyor.

Zannedersin müteahhit o parayı sözleşmeye eklemiyor, zannedersin o harcamayı misli misli devlete geçirmiyor.

Kol gibi fatura millete geri dönmüyor!

Yahu sözleşmeye o uçağı koyan adam, o seyahat için 1 milyon harcamış ise, devletle yapılan inşaat sözleşmesi ne ise ona en az 10 milyon ek yapıyor.

Uraoğlu sıkışınca işte bu kirli çarkı ifşa etti.

Ya bizi saf zannetti. “Aaa tamam, bakanlık ödememiş sorun yok o zaman” diyeceğimizi düşündü.

Ya da belki de bakanlığı boyunca yaptığı en iyi, en doğru, en dürüst iş bu açıklama oldu.

Sonuçta ortada bakanlıklar ile müteahhit firmalar arasında son derece etik dışı, ahlak dışı ve yasa dışı bir ilişki var.

Mehmet Şimşek de oradan tasarruf diye bağırıp dursun.

Gerçi o da hak etmiyor değil.

Yıllarca bu saltanat için “peanut” diyerek çerez parasına indirgeyen de ta kendisi idi.

Türkiye’nin aşağı doğru sınıf atlayan bir ülke olduğunu anlamak için bazı bölgelerde çok basit bir gezinti yeterli aslında.

Bilmiyorum son zamanlarda İstanbul’da, Şişli’de, Kapalıçarşı’da, Bodrum’da, Marmaris’te turistik bölgelerde hiç gezdiniz mi!

Her yerde inanılmaz “sahteci” dükkanlar açılıyor.

“Çakma” dedikleri ürünleri satan koca koca dükkanlar.

Sahte ürün satan, çakma ürün satanlar her zaman vardı. Bizde de başka ülkelerde de.

Ama bunlar yasa dışı bu işi gizlice yaparlardı.

Mesela İstanbul Kapalıçarşı’da çakma ürün üretip satanlar bunu hanlarda, gizlenmiş dükkanlarda yaparlardı.

Lüks markaların çantaları, pahalı markaların saatleri kapalı kapılar ardından bulunurdu.

Ama son yıllarda artık işin cılkı çıktı.

Nişantaşı’daki Louis Vuitton mağazasının 500, Prada mağazasının 600, Hermes mağazasının 800 metre ilerisinde, tüm bu markaların çakmasını satan dükkanlar ana cadde üzerinde, ürünlerini vitrinde sergileyerek, markaları aslına uygun tabelalarını kapılarına asarak çakma ürün satıyorlar.

Kapalıçarşı’da durum farklı değil.

Eskiden izbe hanlara saklanan çakmacılar artık çarşının ana caddesinde dükkan açıyorlar. 5.000 dolarlık çantayı 200 dolara müşteriye gururla sunuyorlar.

Yüzbinlerce dolara satılan ve bulunmayan saatlerin çakmaları artık vitrinlerde.

Turistik yörelerde durum farklı değil.

Bodrum çarşısındaki kadar saatçi Cenevre’de yok.

Aralarında Fendi, LV, Hermes mağazaları.

Koca koca logolu tabelaların altında.

Saatçide Rolex, Patek Philippe, Audemars hepsi mevcut.

Official Dealer tabelası altında.

Ama bir sorun var.

Tabelalar dahil her şey çakma.

İş o hale gelmiş ki, Adidas’ın, Nike’nin bile çakmaları var.

Marmaris’te, Antalya’da da durum farklı değil.

“Ne var canım, bu markalar senin babanın malı mı! Yapsınlar işte” diyebilirsiniz.  

Ama demeyin.

Bu kadar alenileşmiş çakmalar o ülkede hukukun da çakma olduğunu gösterir.

Fikir hakkı dahil hiçbir hakkın garanti altında olmadığını, kimsenin hakkının korunmadığını gösterir.

Sadece sokaklarda aleni satılan markaların değil, aslında hukukun da, düzenin de, sistemin de çakma olduğunun işaretidir.

Koca ülke çakmadır aslında.

Sahtecilik egemendir.

Sonra bir siyasetçi çıkar “Avrupa Birliği ile tam üyelik için görüşüyoruz” falan der.

Bu kadar çakma olan bir ülkenin Avrupa Birliği’nden göreceği tek şey, işaret parmağı ile orta parmak arasından çıkarılmış baş parmaktır sadece.  

100. yıla 3 bisli konser

Türkiye’nin kalkınmasında önemli payı olan, yıllardır Türkiye’de bir sanayi oluşması için iş insanlarına destek olan, bugünün pek çok sanayicisinin işe başlamasında katkısı, büyümesinde büyük payı olan Türkiye İş Bankası bu yıl 100. yaşını kutluyor.

Atatürk’ün emri ile kurulan ve ilk genel müdürü Celal Bayar olan banka Cumhuriyet’in temel taşlarından biri.

100. yılını kutlarken de bu kutlamaya pek çok sanatsal etkinliği dahil etti.

Bunlardan biri de Placido Domingo ve Murat Karahan’ın sahne alacağı konserdi.

İş Bankası konsere davet ettiğinde çok keyif aldım.

Daha önce defalarca izlediğim Domingo, ünlü üç tenorun, Pavarotti, Carreras, Domingo üçlüsünün Meksikalı halkasıydı ve büyük seslerden biriydi. Son olarak 10 yıl kadar önce Ülker Arena’da dinlemiştim ve 84 yaşındaki tenoru bir daha İstanbul’da görme şansım olmayabilirdi.

Ancak konserde beni büyük bir sürpriz bekliyordu.

Domingo’yu belki de son kez dinlemek için gittiğim Volkswagen Arena’da, muhteşem bir soprano ile karşılaştım.

Daha önce hiç dinlemediğim Rus soprano Elena Stikhina ile.

İki büyük sopranoyu, Callas ve Caballé’yi sahnede dinleyemedim hiç.

Yeni dönemin birkaç iyi Rumen sopranosunu dinleme şansım oldu, Bartoli’yi sahnede dinledim birkaç kez, çok da etkilendim.

Ama hiç bilmediğim ve hiç dinlemediğim Elena Stikhina ile tanışmak beni çok mutlu etti.

Bence konserin biletleri üzerine ilk sırada yazılması gereken oydu.

İçinde sakladığı neşesini ortaya koyuş biçimi, sesinin derinliği, tekniği onu bence konserin starı yaptı.

Domingo ise bildiğiniz Domingo.

Kimi yaşıtların adını hatırlamaya zorlandığı bir yaşta smokini ile sahnede ve müthiş bir enerji.

Giderek açılan ve büyüyen sesi yıllara meydan okuyor ve üç bis ile tekrar tekrar sahneye geldi.

Büyük bir alçakgönüllülük ile sahnede gerek Karahan gerekse Stikhina’ya yol verdi.

Karahan ise Türkiye’deki mevcut en iyi tenor olarak bizi temsil etti.

Domingo, popüler şarkıları Karahan’a bırakmıştı. E lucevan le stelle ile başladı, Nessun dorma ile bitirdi. Sonra da birkaç Türkçe pop şarkısı söyledi ki, bu beni çok mutlu etmedi. Yine de çok iyiydi.

Sevgili Murat Karahan Türkçe şarkı söylemek için Domingo’yu sahneden indirmeyeydi daha da iyi olurdu.

Ses düzeni ve akustik de çok çok iyiydi. Ses düzenini kim hazırladı diye sordum. 

Altınçizme imiş. Onları da kutlamak lazım. 

Sanki bugünün Türkiyesi’nde değilmişiz gibi bir üç saat geçirdik. 

Teşekkür ediyoruz. 

İş Bankası’nın da 100. yılını kutluyor, Cumhuriyet’le birlikte nice yüzyıllara diyoruz.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

İnsanca yaşamayı unutturmadıkları zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Savcı Sayan gazeteci olsaydı
Köşe Yazıları
Savcı Sayan gazeteci olsaydı

Fatih Altaylı

Kasım 1, 2026

Kaybolmayan bir umutla nice bayramlara
Köşe Yazıları
Kaybolmayan bir umutla nice bayramlara

Fatih Altaylı

Ekim 29, 2026

Pamuk ipliği
Köşe Yazıları
Pamuk ipliği

Fatih Altaylı

Ekim 28, 2026

  • Videolar

Tümü
"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:24 Cumhuriyet bize ne öğretti? 03:38 Atatürk'ü diğer paşalardan ayıran neydi? 09:36 Samsun'dan Büyük Millet Meclisi'ne 12:17 Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü Kurtuluş Savaşı'na nasıl katıldı? 14:24 Atatürk Anadolu'ya İngilizlerin izniyle mi geçti? 18:22 Nutuk neden bu kadar önemli? 20:50 Sakarya Meydan Muharebesi 25:27 Büyük Taarruz'a hazırlık 28:41 Atatürk bir diktatör müydü? 29:21 Atatürk neden bir Türk tarihi yazdırmak istedi? 36:02 Harf devrimi 39:50 Soyadı Kanunu neden önemliydi? 43:42 Cumhuriyet iyi insan yetiştirdi mi? 44:46 Cumhuriyet Anadolu'ya ulaşabildi mi? 47:16 Tek parti dönemi daha mı iyiydi? 51:11 Cumhuriyetin en önemli devrimi hangisi? 54:14 Kadın hakları ve Medeni Kanun 56:04 Cumhuriyet Osmanlı'yı reddetti mi? 58:08 Atatürk döneminde bankacılık 1:00:44 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 29, 2026
Denizlerimizi koruyabiliyor muyuz? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Zafer Kızılkaya & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDenizlerimizi koruyabiliyor muyuz?00:00 Giriş 02:48 Akdeniz'de korunan alanlar 05:10 Türkiye'de ki özel çevre koruma bölgeleri 09:34 Gökova'daki balıkçılığa kapalı alanlar 17:44 Ekosistem restorasyonu 26:50 Deniz kestaneleri de istilacı bir tür mü? 33:36 Deniz çayırı ile yosunun farkı nedir? 44:52 Mercanlar yok oluyor mu? 46:38 Bu mercanların evrim geçirip hayatta kalma ihtimalleri var mı? 47:30 Trol teknesi belgeseli 51:39 Türkiye'de tutulan hamsiler 54:09 Balık çiftliklerini açık denizlere kuramaz mıyız? 1:02:44 Norveç somonu ve orkinosların ağır metal içerdikleri doğru mu? 1:05:07 Çekilen belgeseller maliyetleri karşılayabiliyor mu? 1:06:48 Mühendislik okuyup neden bu işi yapmayı tercih etti? 1:12:10 Med Sea Alliance ne yapıyor? 1:13:33 Devlet ile nasıl işbirliği yürütüyor 1:14:56 Türkiye'de kaç deniz koruma alanı var? 1:17:04 Koruma alanlarının kıyılarında imar yasağı var mı? 1:19:02 Kapanış #işbirliği
Ekim 25, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "İyi şarkı, güzel arabadan daha çok keyif verir" görseli
FatihAltaylı
YouTube
EypioFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "İyi şarkı, güzel arabadan daha çok keyif verir"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:14 Eypio'nun ailesi nereden geliyor? 04:10 Hollanda'ya uzanan kaçak yolculuk 17:47 Müziğe nasıl başladı? 18:58 Türkiye'ye dönüşü ve ticari girişimleri 22:12 "Günah Benim" şarkısının hikayesi 25:41 Kibariye ve Sibel Can ile düetleri 30:58 "Yeraltı" dizisinin şarkıları 32:13 Özdemir Erdoğan ile yaşanan tartışma 35:22 Türk rapinin dünyadaki yeri 39:10 Şarkılarını nasıl yazıyor? 46:09 Ailesi ve kızları 49:47 Rahat bir hayat müziğini etkiliyor mu? 51:35 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 25, 2026